[ad_1]
Bu konuda, Hüseyin Hilmi efendi ”rahmetullahi teâlâ aleyh” insanların kalbi mutmain olsun diye nakletmişler, Süleymaniye kütüphanesinde el yazması, arabca bir kitâp var, (Nevâdir-i fıkhiyye fi mezheb-il-eimmet-il Hanefiyye). Orada hanefi mezhebinde olanların da beş vakit namâzın sünnetlerini kılarken kazaya niyet etmeleri lâzım geldiği bildiriliyor. Bir de, Anadolu coğrafyasında yetişmiş, Oflu Muhammed Emin efendinin, (Necât-ül-mü’minîn) kitâbının 96. sayfasında çok açık net yazıyor. Hatta sayfanın kenarında bir hadîs-i şerîf de zikrediliyor. O hadîs-i şerîfde, kazaya kalan namâz borcu olan kimseleri nâfilelerinin, sünnetlerinin kabul olmayacağı yazılıdır. Oflu Muhammed Emin efendi, sual-cevap şeklinde hazırlamış.
Bir kimsenin kazaya kalan namâz borcu olsa, bu kimse sünnetleri kazaya niyet etse, bu kimse sünnetleri terk etmiş olur mu?
El-cevâp, olmaz. Zaten (Nevâdir-i fıkhiyye) kitâbında bu çok güzel izâh ediliyor. Buyruluyor ki, (Öğle namâzının dört rek’at farzından önce dört rek’at namâz kılmak sünnetdir). Nâfile namâzlara birkaç niyet edilebilir. Dinde yorum olmaz.