[ad_1]
İkincisi yok. Sabah namâzının sünnetine vâcib makâmında diyen âlimler var. Onun için çok kuvvetlidir. Kazaya kalan namâz borcu olan bir kimse, sabah namâzının sünnetini yine sünnet olarak kılıyor. Bu derece kuvvetli olmasına rağmen vakti çıktıktan sonra kaza edilmiyor. Sadece bugün sabah namâzına kalkamayan kimse, kuşluk vaktinde bugünkü kılamadığı sabah namâzını kaza ederken sünneti ile beraber kaza ediyor. (Niyet ettim bugünkü kılamadığım sabah namâzının sünnetini kaza etmeye) ve (Niyet ettim bugünkü kılamadığım sabah namâzının farzını kaza etmeye) denir. Edâ değil, çünkü güneş doğunca sabah namâzının vakti bitiyor.
Sünnetler tasnif edilirken müekked sünnet, gayr-i müekked sünnet diye ikiye ayrılıyor. Müekked olanlar kuvvetli olanlardır. Gayr-i müekked olanları Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” bazan terk edermiş. Bizim de bu gayr-i müeekked sünnetleri, Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” gibi terk etmemiz sünnete uymak olmaz. Bizim ömür boyu ona ittibâ etmemiz gerekir. Ancak zarûret veyâ ihtiyâç hâlinde, acil durumlarda o sünnetleri terk etmemize izin verilmiştir. Devamlı terk etmek uygun değildir, itâba sebep olur, buyruluyor.