[ad_1]
Sünnet ile vâcib arasında konuşmanın mahzuru var mıdır?
[ad_1]
Bu sadece yatsı namazının son sünneti ile vitr namazı arasında oluyor. Vitr namazı yatsı namazına dâhil değildir. Vitr namazı yatsı namazı vaktinde kılınan ayrı bir namazdır. Bu namazı seher vaktinde kılmak evlâdır. Dolayısıyla yatsının son sünneti kılındıktan sonra konuşulabilir. Ama yatsının farzı ile son sünneti arasında, yatsının ilk sünneti ile farzı arasında konuşmak câiz değildir. Zarûret, ihtiyaç olmadığı müddetçe de konuşmamalıdır.
Sünnet ile farz arasında çocuklara susun işareti yapmak sünneti ifsad eder…
[ad_1]
Namazda ara tekbirleri sesli bir şekilde yapınca bu ikazdır. Buna bile ruhsat verilmiş. Sizin yaptığınızın zararı olmaz.
Sun’î ilkâh ile çocuk edinme zaruret değildir, peki bu durum spiral…
[ad_1]
Bunun için de aynı şey geçerlidir. Caizdir. Sun’î ilkâh sebebi ile çocuk sahibi olmak da caizidir. Burada da aynı şekilde kendisi veya kocası bu işi yaparsa mesele yoktur. Yoksa mahrem yerini yabancıya göstermek yine caiz değildir.
Sümeyra ismi ne anlama geliyor, konulabilir mi?
[ad_1]
Meyve çağlası, koruk, kıvrılmış yaprak anlamlarına geliyormuş. Dolayısıyla isim itibâriyle konulabilir.
Sülüğün insan vücûdundaki hastalıklara iyi geldiği söyleniyor, bu doğru mudur?
[ad_1]
Yeni bir mes’ele değil ki. Tedâvi olunabiliyor.
Sultan Süleyman küpe takarmış. Böyle bir şey var mıdır?
[ad_1]
Bu, Yavuz Sultân Selîm hân için söyleniyor. Bunun aslı yoktur. Küpeli, sakalsız o resim Yavuz Sultân Selîm hân hazretleri ile alâkalı değildir. Yavuz Sultân Selîm hân hazretlerinin de sakalı vardı. Bütün şeyhzâdeler traş olma vakti geldiği zaman, sünnet-i seniyyeye uygun sakal bırakıyorlardı. Bütün Osmânlı sultânları sakallıydı. Çünkü onların döneminde fitne yoktu. Osmânlı sultânlarının hiçbirisinde küpe falan da yoktu. Burada Süleymân aleyhisselâm kasdediliyorsa, Onun dîninde öyle bir şey olduğunu bilmiyoruz. İslâmiyyetle kıyas edilmez. Allahü teâlânın Ona bildirmiş olduğu dinde, buna ruhsat, izin verilmiş ise, o kınanmaz.