Gelinim bir evim olursa bir kurban keseceğim demişti. Evi oldu şimdi…

[ad_1]

Gelininizin, adakta bulunduğu anda kendi mülkünde bu adağı yerine getirebilecek durumu var idi ise, evi olduktan sonra ilk kurban bayramında o hayvanı kesmesi lâzımdır. Vacibdir. Almadı ve kesmedi ise, artık bunun bedelini altın olarak fakirlere verir.

Gelin veyâ dâmâd, kayın peder, kayın vâlideye bakmakla mükellef midir?

[ad_1]

Bunlar kendi evlâdları gibi değildir. Yani bir kimsenin gelini, bir kimsenin dâmâdı kendi evlâdı olan gibi değildir. Dolayısıyla bunların bizzat kayın peder, kayın vâlideye kendi öz evlâdları gibi bakma sorumluluğu ve mükellefiyeti söz konusu değildir. Bakarsa âbâd olur. Meselâ gelin ve dâmâd mîrâs almaz. Mahremiyet ayrı meseledir.

Gelecek için niçin inşallah diyoruz?

[ad_1]

Bunu sadece gelecek için demiyoruz. Yapacağımız, gideceğimiz…, herhangi bir şey için inşâallahü teâlâ kelimesini kullanmamızın sebebi, Allahü teâlâ izin verirse, dilerse diye Allahü teâlâyı hâtırlıyoruz ve bu şekilde olacağını söylüyoruz.

Geçmiş zekat borcumu taksit taksit vermek istiyorum. Kaza kalan zekat borcuma…

[ad_1]

Hayır. Meselâ öğle namâzının vakti öğle içerindedir. İkindi girince, bu kazaya kalıyor. Bu sene zekât verecek olan, ikinci seneye girse kazaya kalmış olmaz. Meselâ kurban da, kurban bayramında kesilmezse, artık bedeli verilir. Zekâtta öyle değildir. Zekâtı geciktirmiş olursunuz. Bir sene içerinde verilmesine izin verilmiş. Ama seneyi doldurunca, artık günâh başlıyor.