[ad_1]
Kasr ve medleri dinleyerek öğreneceksiniz. Dolayısıyla dinleye dinleye meleke hâsıl olacak.
[ad_1]
Kasr ve medleri dinleyerek öğreneceksiniz. Dolayısıyla dinleye dinleye meleke hâsıl olacak.
[ad_1]
Tabiî, imâm da olabilirsiniz, ama kendiniz gibi olanlara. Çünkü kitâplarda imâmet anlatılırken, imâmlık da, müezzinlik de kıymetlidir. Yanınızda yardımcınız olduğu müddetçe hacca da gidebilirsiniz. Kendiniz gibi olanlara imâmet vazîfesi de yapabilirsiniz. Çünkü imâmete geçecek kimsenin herşeyi yerli yerinde olması gerekir.
[ad_1]
Orada bulunması, oradaki işleri yapması karşılığı veriliyor. Kazancınızda herhangi bir tereddüt söz konusu değil, helâldir.
[ad_1]
Hakikatkitabevi.com adresine girmek sûreti ile oradan sesli olarak kitâpları indirirsiniz. Onları çocukla beraber dinlersiniz. Bu şekilde emirleri yapma dşüncesi hâsıl olur. Bir taraftan da duâ edersiniz. Baba duâsı kabul olur.
[ad_1]
Allahü teâlâ herkese, gücü ve taakati nispetinde emirler vermiştir. Zâhiren bittiği anlaşılınca, gusül abdesti alır, namazınızı kılarsınız. Ne kadar biliyor, hissediyor ve anlıyorsanız onunla sorumlusunuz.
[ad_1]
Erkek sesi olan programlar kullanılır. Eğer yoksa, dinlenilen zaruri bilgiler ise zaruret kadar dinlenebilir.
[ad_1]
Allahü teâlâya iman ediyor, emirlerine [ihlasla] uyuyor, yasak ettiklerinden de [ihlasla] kaçıyorsa ve bu hâl ölünceye kadar devam ederse [imanlı olarak] ölünce Cennete gidecek. Kitaplar böyle bildiriyor. Allahü teâlâ dünyada bazı kullarına sıkıtıntı verir, dert verir. Mesela gözü görmez, kulağı duymaz, dili söylemez, eli ve ayağı tutmaz. Bunlar birer musibettir. Gözü görmeyen, eli ve ayağı tutmayan, dili söylemeyen, kulağı duymayan kimse bunun Allahü teâlâdan geldiğini bilir ve sabrederse [ki sabretmek ayrıdır, derde çare aramak ayrıdır. Çare aranması mahzurlu değildir, buyruluyor] cenab-ı Hakkın gönderdiğine rıza gösterirse, elbette bunun mükafatı farklı olacaktır. Çünkü İmam-ı Gazali hazretleri ”rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki, (Mahşer günü dünyada iken göz nuru alınmış [âmâ olanlar] iman etmiş, Allahü teâlâya itaat etmiş, elinden geldiği kadar ibadet etmiş ve de o hâline sabredek, isyan da etmemiş ise [imanlı olarak da âhirete gitmiş ise] böyle olanları bir yerde toplarlar ve Allahü teâlâ bunlara özür diler gibi muamele eder) buyruluyor. Bu muameleyi gören diğer kimseler, (Keşke dünyada bizim de gözlerimiz görmeseydi de, bu muameleye biz de muhatap olsa idik) temennisinde bulunacakları imam-ı Gazali hazretlerinin Kıyamet ve Âhiret isimli kitabında yazılıdır. Dolayısıyla dert, bela günahları [sabredilmez ise] afv ettirmez. Sabredilirse afv edilir. Ni’metlere şükredilirse karşılık verilir. Derd-ü bela sabredilirse karşılık görür. Nice gözü ama olan vardır, kötürüm vardır, kulağı duymayan vardır. Bunlar isyan ediyordur, Allahü teâlâya inanmayıp inkar ediyorlardır. Bunlar Cennete giremez.
[ad_1]
Ümmü mektum hazretleri “radıyallahü teâlâ anh” var. Eshab-ı kiramdandır. Eshab-ı kiram, sonra gelen bütün evliya zatlardan üstündür. Hiçbir Müslüman, hiçbir evliya zat, Eshab-ı kiramın derecesine ulaşamaz, buyruluyor. Bir gün bu mübarek zat, Ümmü Mektum hazretleri, Hane-i saadete Peygamber efendimizi görmek üzere teşrif ediyorlar. İçeri girmek için izin isteyince, Peygamber efendimiz hanımlarına perde arkasına çekilmelerini söylüyor. Hanımlarıda: ‘Yâ Resulallah! Bu gelen âmâ olup iki gözü de görmez. Niçin çekilelim?’ deyince, Efendimiz “aleyhisselâm” ‘O sizi görmüyorsa, siz de mi görmüyorsunuz? buyuruyorlar. Kitaplarda yazıyor bu.
İkincisi, Abese suresinin nâzil olmasına sebep, Ümmü mektum hazretleri’dir buyruluyor. Kitaplarda bu hadise şöyle anlatılmış:
Peygamber efendimiz, Kureyş büyüklerinden bir grubu İslama davet etmek üzere onlarla meşgulken, oldukça hassas bir durumda iken, bu mübarek zat gelip, “Erşidni Ya Resulullah”, Erşidni ya Resulullah” (Banada öğret, banada anlat ey Allahü teâlânın elçisi) diye söyleyince, Resulullah efendimizin yüzü biraz değişmiş, hemen o sırada ayeti kerime geliyor: Estauzü billah, “Abese ve tevella. En caihul’a’ma. ” diye devam eden ayet-i kerime geliyor. Neden o âmâya karşı yüzünü ekşittin diye ikaz geliyor. Peygamber efendimiz “aleyhisselâm” sonra Ümmü Mektum hazretlerinin gönlünü alıyorlar. Hakkında ayet-i kerime geliyor, öyle mübarek zat.
Peki imanlarını kurtarıp âhirete göçen âmâlâra ne gibi mükafat verilecek?
Bunuda İmamı Gazai hazretleri açıklamış. İmamı Gazali hazretleri buyuruyolar ki: “Dünyada iken göz nuru alınanlar ahirette ayrı bir yerde haşr edilir. Allahü teâlâ onlara hitaben: (Dünyada iken sizlerin göz nurunuzu almıştım. Şimdi size şu köşkleri vereceğim, eğer razı olmazsanız şunlarıda ihsan edeceğim) der, özür diler gibi muamale eder, buyuruyor. Bunları gören imanlarını kurtarıp âhirete göçen müminlerde, keşke dünyada iken bizimde göz nurlarımız alınsaydı da, bize de böyle ihsan olunsaydı, biz de Cenab-ı Hakkın bu hitabına muhattap olsaydık, diyecekler. Kitaplarda böyle buyruluyor.