[ad_1]
Hadîs-i şerîfde, kadınların sabah namâzına ve yatsı namâzına gitmeleri emredilmiş. Böyle…
[ad_1]
Tam tersi. Sabah ve yatsı çok tehlikelidir. Nasıl uydurmuşlar böyle? Tehlikeli bir şey. Halbûki sahâbîye olan hanımlar Peygamber efendimize haber gönderiyor, (Yâ Resûlallah! Zevclerimiz, Sizin arkanızda namâz kılmakla şerefleniyorlar. Sohbetinizi dinliyorlar. Bize de izin verseniz, biz de sizin arkanızda namâz kılmakla şereflensek) diye arz ettikleri zamân, Resûlullah efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm”, (Sizin evinizin bir köşesinde kıldığınız namâz, bu benim mescidimde kılınan namâzdan daha efdaldir). Dolayısıyla, dînimizde Allahü teâlâ kadın kullarına câmi’ye, Cum’a namâzına, cenâze namâzına gitmelerini emretmemiştir. Onlara bu mükellefiyyeti, sorumluluğu yüklememiştir. Yaratılış itibâriyle nâzik, hassas yaratıldıkları için bu yük kendilerine yüklenmemiş. Dolayısıyla emir değil, böyle bir şey de yok.
Hadîs-i şerîfde, (Erkekleriniz iffetli olursa, kadınlarınız da iffetli olur) buyuruluyor. Beyim…
[ad_1]
Elbette bu böyledir. Beyiniz öyle diye, kızlarınız öyle olmaz. Âlimden zâlim, zâlimden âlim olabiliyor. Beyiniz öyle olabilir, ama meseleyi kendiniz kavramışınızdır. Kızlar zaten annenin kontrolü altındadır. Onları dikkatli bir şekilde yetiştirirseniz, islâm âlimlerinin kitâblarını okutur ve onlara hayırlı arkadaşlar, hayırlı eşler tercih etmeleri için duâ da ederseniz, cenâb-ı Hak onları muhâfaza eder. Mutlaka öyle olacak değildir, ama genel hükümdür.
Hadis i Şerifte 40 yaşını geçtiği halde onun hayırlı amelleri kötü…
[ad_1]
Yapılan günaha tövbe edip, bir daha o günahı yapmamaya tövbe-i nasuh deniyor. Korkmalı, ama ümitsizliğe de düşmemelidir.