[ad_1]
Hanefi mezhebinde cemaatle namaz kılarken bir şey okumuyoruz. Peki kalben dua…
[ad_1]
Hayır. Sadece, (Şu anda ben sırat köprüsü üzerinde duruyorum. Sağımda Cennet, sol tarafımda Cehennem, arkamda Azrâil aleyhisselâm, ölüm meleği) bunları düşünerek kendimizi hep agâh tutmaya çalışmalıyız. Başka şeyle meşgûl olunmaz.
Hanefi mezhebinde cemaatin Fatiha okuması gerekir mi?
[ad_1]
Hayır, gerekmez. Hatta mekrûhdur. Şâfii de farzdır.
Hanefi mezhebinde çekirge yemek caiz midir?
[ad_1]
Câizdir, ama Anadoluda yaygın değildir. At eti de câizdir, ama tenzihen mekruhdur.
Hanefî mezhebinde câiz değildir. Zarûri bir durum söz konusu ise, vâsıtada…
[ad_1]
Secde yapmadan hâtırladıysak oturacağız. Tehıyyât, salli-bârik ve Rabbenâ… okuyup, selâm vereceğiz. Secde-i sehvle namazımızı kurtarırız. Secdeyi de yaptıysak ve dördüncü rek’atde hiç oturmadıysak namaz gitmiştir. Çünkü kade-i âhirede oturmak farzdı.
Hanefi mezhebinde birisi Arafata çıktığında namazlarını cem ederken Maliki mezhebini mi…
[ad_1]
Hayır, taklid etmesine gerek yok. Zira Hanefi mezhebinde orada cem etmeye (iki namazı birleştirmeye) izin verilmiş. Bir de Müzdelife’de cem etmeye izin verilmiş.
Peki hanefi mezhebindeki bir kimse nasıl ve ne zaman namazlarını cem edebilir, bunu maddeler hâlinde bildirelim.
1- Hacılar Arafat’ta hutbe okuyan imamın arkasında öğle ile ikindiyi öğle vaktinde takdim ederek cem ederler. Burada, çadırlarda cemaatle veya yalnız kılarken, cem edilmez.
2- Müzdelife’de akşam ile yatsı, yatsı vaktinde tehir edilip cem edilir. Müzdelife’deki cem için cemaatle kılmak şart değil, münferit de cem edilebilir.
Hanefi mezhebindekiler yukarıda bildirlenlerden maada, başka yerde başka zamanlarda iki namazı cem edemezler. Ancak ihtiyaç ve zaruret olunca diğer mezheplerden birini taklit ederek kılabiliriler.
Hanefi mezhebinde bir kimse, bir günde on defa guslü bozan bir…
[ad_1]
Diyelim ki, sabahleyin [kuşluk vaktinde] gusül abdesti îcâb eden bir hâl oldu. Öğle vakti girince, öğle namâzı kılınmayacak mı? İkindiye yarım sâat kalana kadar gusül abdesti alınıp, öğle kılınır [bu kadar geciktirilir]. Öğleyin de gusül îcâb eden bir durum oldu ve gusül alınmadı ve ikindiye geçti. Büyüklerden bir zât vefât etmiş. Ne hâldesin? diyorlar. (Dünyâda iken guslü bir an geciktirmiştim. Ve burada bana ateşten gömlek giydirdiler) buyuruyor. Diyelim ki, ikindi vakti de gusül îcâb eden bir durum başına geldi ve orada da gusül alınmadı. Öğle gitti. İkindi de gitti. Akşam girdi, almadı, yatsı girdi almadı. Hep cenâbet dolaşıldı ve namâzlar da terk edildi. Dolayısıyla bunların günâhı öyle ağır ki, yarın âhiretde görülecek. Diyelim ki, kuşluk vaktinde, [yarım sâat içerisinde] birkaç defâ guslü gerektirecek bir durum oldu. Hepsi için bir defâ gusül kâfidir.