Hanımı olan bir kimse, ikinci bir eş almak isterse birinci hanımından…

[ad_1]

İzin alması gerekmez ifâdesi kitâplarda mevcut. Fakat, müslüman bir erkeğin ikinci bir hanım almasının bir sürü şartları var. Şimdi bu şartların hemen hemen hiçbirisi yok. Erkek islâmiyeti bilmezse, onlar arasında adâleti gözetemez. Şartlar da tahakkuk etmiyor.

Hanıma örtünmesi için baskı yapabilir miyiz?

[ad_1]

Hiçbir insan baskı kabûl etmez. Dînimiz de baskı yok, teşvik var. Teşvik ederiz. Baskı ile hiçbir şey olmaz. Dolayısıyla teşvik ederek, yumuşaklıkla ve duâ ederek inşâallahü teâlâ cenâb-ı Hak nasîb eder. Namâz hâlledilince gerisi olur.

Hanım, (Çocuğum askerden dönerse câmide etli pide dağıtacağım) dedi. Bunu mevlid…

[ad_1]

Bu adakdır. Bunu böyle yapması lâzımdır. Mevlid şekline de dönüştürülebilir ama, hanımınızın adağının yerine gelmesi için, bunların fakîre verilmesi lâzımdır. Çünkü câmiye gelenlerin hepsi fakîr olmayabilir. Zengine verilmez. Zengin olduğunu bildiğimiz hâlde verirsek, bedelini ödemek mecbûriyyetinde kalırız. Çünkü, bu artık bir ibâdet oluyor. Eğer hanımınızın da on, yirmi tane etli pide yaptıracak gücü varsa, yanî maddî durumu müsâid ise, çocuk askerden geldikten sonra bunu yerine getirmek vâcib olur.

Hanım namâz kılmıyor. Ne yapayım?

[ad_1]

Döverek hiçbir zamân kalbe bir şey girmez. Hediye alarak, teşvik ederek, iyilikle emr-i marûf yapmaya devam etmelidir. Emr-i marûf yaptığınız hâlde namâz kılmazsa, size günâh olmaz. Erkek hiç müdâhale etmezse, emr-i marûf yapmazsa o zamân okka altına gider. Çünkü Allahü teâlâ erkeği sorumlu tutmuştur. Yanî erkek hem kendinden, hem hanımından, hem çocuklarından bunları yapma husûsunda sorumludur.

Hangi yeminlerden mesul değiliz?

[ad_1]

Şarta bağlı yeminler bozulunca, kefaret gerekir. Yalan yere edilen yeminin kefareti ise; tevbe istiğfar etmektir. Doğru yere yemin etmekten ise mesul olunmaz. Ama doğru yere çok yemin etmekte uygun değildir, diye kitaplarda buyruluyor.

Hangi kitâbları hediye etmelidir?

[ad_1]

İnsanların durumuna göredir. Bazen (Kıyâmet ve Âhıret) kitâbı, bazen (Fâideli Bilgiler) kitâbı, bazılarına (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbı verilir. (İslâm Ahlâkı) kitâbında hem ibâdet, hem itikâd bilgileri var. Orada kötü huylar da anlatılmıştır. Yani çok şey verilmiş olur. (İslâm Ahlâkı)nı iyi okuyup sindiren bir kimse, otomatik olarak (Tam İlmihâl)i aramaya başlar. Daha fazla bilgi ister ve (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye)ye yönelir.

Hanefiyim diş dolgumdan dolayı maliki mezhebini taklid ediyorum. İbadetlerimi yaparken nelere…

[ad_1]

Hanefi mezhebinde olup da, diş dolgusu veya kaplaması sebebi ile mâlikî mezhebini taklid eden bir kimse, mâlikî mezhebinin gusülde, abdetde ve namazda farz dediklerine uyacak. Ayrıca, guslü, abdesti, namazı bozar dediklerinden de sakınacak. Diğer hususlarda kendi mezhebinin bildirdiği hükme tâbi olacak.

Gusülde, mâlikî mezhebi hanefi mezhebinden ayrı olarak niyet farz demiş. Zaten bizim mezhebimizde sünnet idi. Elimizi yıkarken, yani başlarken niyet edeceğiz. İkincisi delk [yani vücudu ovmak], üçüncüsü muvalat [yani peşpeşe yıkamak], bir de başı yıkarken saçların dibine suyu ulaştırmak, yani parmaklarımızla saç aralarını hilâllemek. Gusülde bunlara riâyet ediyoruz. Başka bir şey söz konusu değildir.

Abdestde, başlarken veya yüzü yıkarken niyet etmek farzdır. Hanefi mezhebinde sünnetdir. Sonra delk, muvalat, başın tamamını mesh etmek. Bunun dışında abdestde başka bir durum söz konusu değildir.

Namazda ise, hanefi mezhebi ile mâlikî mezhebinin bu konuda herhangi bir ayrılığı söz konusu değildir. Zaten dört mezhebde de aynıdır, sadece hükümleri farklıdır. Bir tek dikkat edeceğimiz husus, namazın son oturuşunda ettehıyyâtüyü okuduktan sonra selâm vermeden kalkıp gitsek hanefi mezhebine göre bu namaz sahih olur. Fakat mâlikî mezhebinde selâm vererek namazı bitirmek farzdır. Selâm vermeden kalkıp gitmiş olsak, o namazı tekrar iâde etmemiz gerekir. Hanefi mezhebinde sahihdir, ama mâlikî mezhebinde değildir, çünkü selâm vererek namazı bitirmek farzdır. Bunlara riâyet edeceğiz.