Hazret-i Ebu Zer için, kenz ayetini kendi ictihadıyla farklı tefsir ederek,…

[ad_1]

Ebû Zer Gıfârî “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri mutlak müctehiddir. Eshâb-ı kirâmın diğerleri de öyledir. Buyurdukları ne marjinal, ne de orjinaldir. Kendi ictihadıdır. Eline geçeni, zarûri ihtiyacının dışında hep tasadduk ederdi. Kenz, yani, malı yığmak, toplamak onun ictihadında yoktu. Daha doğrusu, Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” hayatında yok, Onu örnek alıyor. Kendisinden sonraki gelen kuşaklara hep bunu anlatıyor ve diğer Eshâb-ı kirâma da müdahale ediyor.

Hazret-i Alînin kabri belli midir?

[ad_1]

Bellidir. Irak sınırları içinde Necef denilen yerde bulunuyor. Hazret-i Ebû Bekr ve hazret-i Ömer radıyallahü anhümâ”, Peygamber efendimizin yanında medfûndur. Hazret-i Osman Bakî’ kabristânlığında medfûndur. Hazre-i Alî kendi kendisinin bildirdiği ve buyurduğu şekilde oraya defn edilmiştir. Yeri de, türbesi de bellidir.

Hazret-i Ali “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinin, (Bana bir harf öğretenin kölesi…

[ad_1]

Bir harf, ya’nî bir mes’ele öğretenin kölesi olurum. Burada ilmin kıymeti bildiriliyor. Bu, edebdir. Hatta hazret-i Ali “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerine bir gün çoban gelmiş, ayağa kalkıyorlar. Niçin diyorlar? “O bana bir konuda üstâdlık yaptı. Bilmediğim bir mes’eleyi bu çobandan öğrendim. Dolayısıyla o konuda bana üstâd oldu…” İlmin hâtırı için. İlm bu derece kıymetlidir. Ya bize bir kimse Ehl-i sünnet itikâdını, doğru olan fıkh bilgilerini, îmânı öğretir, doğru olan ilmihâl bilgilerini verirse, ki böyle bir zâtın hakkı nasıl ödenir? Mümkin değil. Meselâ seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri gelmiş, Hüseyn Hilmi Efendi’yi “rahmetullahi aleyh” yetiştirmiş. Hüseyn Hilmi Efendi “rahmetullahi teâlâ aleyh” de senelerce o kitâbları hâzırladı. O kitâblar vâsıtasıyla da insanlara doğru itikâd, doğru bilgiler verildi. Böyle bir zâtın hakkı ödenir mi? Cenâb-ı Hak, hiçbirimizi hâinlarden ve nankörlerden eylemesin, inşâallahü teâlâ.

Hazret-i Ali “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerini şehit eden müslüman mıydı?

[ad_1]

Hâricî fırkasındandı. Hâricîler ehl-i beyte düşmanlar. Kendisini şehid edecek olanı, Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” bizzat bildirmişti.

Hazret-i Aişe validemiz bir hanıma, dışarı çıkarken en eski kıyafetini giy…

[ad_1]

Orada anlatılıan ve söylenmek istenen, kadının kendisini, erkeklerin nazarlarından koruması bakımından bir tavsiyedir. Yani, süslü elbiselerle sokağa çıkan bir kadın, gözleri üzerine çeker. Başkasının ve kendisinin günâha girmesine mâni olmak için tavsiyedir. Dikkat çekmeyecek, eldeki imkânlara göre giyilmesinin mahzuru yoktur. (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbı dikkatli bir şekilde okunursa, bu zamanda nasıl hareket etmemiz lâzım, nasıl giyinmemiz lâzım, nasıl insanlarla görüşmemiz lâzım.., bunlar gayet güzel bir şekilde izâh ediliyor.

Hayzlı kadının mezârlığa gitmesi veyâ türbeyi ziyâret etmesi câiz midir?

[ad_1]

Gitmesine izin verilmiştir de, ne okuyacak? Kelime-i tevhîd, salevât-ı şerîfe okuyup, götürür onları hediye eder. O zâtı vesîle ederek duâ eder. Câizdir.

Hayzın başlama vakti ve bitiş zamanı nasıl belirlenir?

[ad_1]

Diyelim ki hayz saat 12:15’te başladı. Ertesi gün 12:15 olunca 1 gün olur. Yoksa öğlen başladı, akşama 1 gün kabul edilmez. Diyelim ki, 12:15’i geçti ve 1 damla kan görüldü. 1.gün geldi. Ertesi gün yine 12:15’i geçti (mesela 12:30’ta) 1 damla görüldü. 2.gün de gelmiş oldu. 3.gün yine 12:15’i geçti (13:00 da veya 14:00 da diyelim) bir damla daha geldi. 3.günüde geldi. Böyle olunca hayz olduğu anlaşıldı. Bunun bitiş zamanı ne zaman? 12:15’de başlarsa, ertesi günü 12:15’de biter. Gün orada bitmiş olur. Diyelim ki, hayz müddeti 5 gün. Saatini de biliyor. Yine, 12:15 diyelim saatine… Bekledi, 12:15 oldu ve 5.gün bitti. Öğle vaktinin sonuna kadar bekler, bir akıntı yoksa öğle vaktinin sonuna doğru hemen gusül abdestini alır, öğle namazını kılar.