İmâmet, namâz kıldırma konusunda neler aranır?

[ad_1]

Ümmînin, ümmîye imâm olması câizdir. Talîm görmemiş, kendisi gibi okuyanların birbirlerine imâmeti câizdir. İmâmet, yani namâz kıldırma konusunda önce tecvîd aranır. Kırâat, düzgün bir şekilde okunur. İkisi eşitse, hangisinin fıkh bilgisi daha fazla ise, o imâmete geçer. Meselâ, manâsı bozulmayacak bir şekilde kırâati düzgün olan bir kimse var, birisi de hâfız. Hâfızın fıkh bilgisi yok, öbürüsünün var. Öbürüsünün imâm olması lâzım. Hâfız olan kimse, fıkh bilgisi olmadığı için namâzdaki bir hata sebebi ile namâzı götürebilir. Ama diğerinin fıkh bilgisi olduğu için, namâzdaki hatayı namâzın içinde telâfi eder, namâzı kurtarır. Bunlar fıkh kitâplarında uzun uzun bildirilmiş. Hatta öyle şeyler var yazılmış ki; kırâatları eşit, fıkh bilgileri de eşit, o zamân bunların fizikî yapılarına bakılır. Hangisi insanlara daha hoş ve latîf gözüküyor. Ahlâkına bakılır. Onlarda da eşitse ve bunlar evli ise, hangisinin hanımı güzelse, o geçer. Çünkü hanımı güzel olanın gözü, orada burada olmaz. Yani sakınması, ittikâsı daha fazla olur. Süleymâniye câmi’sinin, imâmet makâmına geçecek kimsede, saymışlar şunlar, şunlar… ve bir de hanımı, çevredeki hanımların en güzeli olmalı. İnsan tabîatı bu. Öyle bir vazîfe yükleniyor ki, evli ise [hanımı çevrenin en güzeli] çevrede güzel kadın var mı, diye bir şey hâtırına gelmiyor. Sadece oraya [imâmete] odaklanıyor. Zaten başkaları da yakıştıramıyor. Osmânlı sisteminde hakîkaten doruk noktaya çıkmışlar. Onu bile düşünmüşler.

İmam-ı Şafii bir adamın kızı ile nikah yapmasını caiz gören biridir…

[ad_1]

İmâm-ı Şâfii hazretlerinin öyle bir fetvası, içtihadı yoktur ve öyle söylemesi de mümkün değildir. Bu zâta iftiradır. Şâfii mezhebinin kurucusu olan bir zâtdır, mutlak müctehiddir ve vilâyet-i hâssa Muhammediyye ile şereflenmiş, mürşid-i kâmildir.  Onun yüksekliğini bizim anlamamız, idrâk etmemiz mümkün değildir. İmâm-ı Şâfi hazretlerinin öyle bir fetvası, ictihadı yoktur ve öyle söylemesi de mümkün değildir. Bu zâta iftiradır.

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin yolunda olabilmek için neler yapmak lâzımdır?

[ad_1]

İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hazretlerinin yolunda olabilmek için, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hayâtını ve kitâbını okumak gerekir. Kitâbında ne buyurduysa, onu yapmak gerekir. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin (Mektûbât) isimli kitâbının aslı farsçadır. Türkçeye tercümeleri vardır. Hakîkat kitâbevinin tercümesinin dışındakiler de itibâr edilmez. Onun yolunda olmak isteyen, Onun buyurduğu gibi hareket eder. Seven, sevdiğine itâat eder.

İmam-ı Rabbani hazretlerinin müjdelediği talebeleri arasında olmak için ne yapmamız lazım?

[ad_1]

(Kıyamete kadar, dünyanın neresinden olursa olsun, babalarının ismine varıncaya kadar, bizi tanıyacak, bizi sevecek olanları ismen sayarız. Bunu övünmek için söylemiyoruz). Biz de bunların içerisine girebiliriz. Zaten okuyoruz. İmâm-ı Rabbâni “kuddise sirruh” hazretlerini büyük biliyoruz. Bu, cenâb-ı Hakkın büyük bir lütfudur, ihsanıdır.

Meselâ, (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbını hazırlayan zât, Hüseyin Hilmi efendi “rahmetullahi teâlâ aleyh” Fatihde oturuyorlardı. Bizzat hânelerinin bulunduğu sokakta, bu zâtı dışarı çıkarken görenler çoktu. Ama zâhiren bakıyorlar, bir insan oradan çıkıyor, pazara gidiyor. Yazar olarak biliyorlar. Ama öbür taraftan birisi o zâtın kitâplarını okuyor, o zâta muhabbet ediyor, bu zât Ehl-i sünnet itikâdını dünyaya yayıyor, Allahü teâlânın sevdiği bir kuludur gözüyle bakıyor.

Peygamber efendimizi “aleyhissalâtü vesselâm”, hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri gördü, Allahü teâlânın sevdiği kulu, resûlü, dedi. Ona îmân etti, Onu tasdik etti ve malını, canını, her şeyini Onun yolunda fedâ etti. Ebû Cehil de gördü. Peygamber efendimizi “aleyhissalâtü vesselâm”, kendisine nâzil olan âyet-i kerimeleri de okudu, o da duydu. Hatta okudukları hakkında ona sorduklarında, bu insan söz değil dedi. (Peygamberlik benim gibi adama gelmeliydi) diye kavgası vardı. Onunki küfr-i inâdi idi. O red etti, zelil oldu. Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri tasdik etti, aziz oldu.

Tgrt Fm’de İslâm ve Toplum programını dinleyip seven de var, sevmeyen de var. Tercih meselesidir. Allahü teâlâ ezelde Ehl-i sünnet itikâdını, îmânı, İslâmı yaymayı murad ediyor, İhlâsı, Tgrt’yi, Tgrt Fm’i vesile kılıyor. Bu yolun büyüklerinin himmeti ve tasarrufu bunun üzeirndedir. Dolayısyla kalbi temiz olan, Allahü teâlânın ezelde seçtiği, ihsan buyurduğu kullar dinler.

İmâm-ı Rabbâni “kuddise sirruh” hazretlerinin kitâbını okuyan, Onun bildirdiği yolda olan, Onunla beraber olunur.

İmam-ı Rabbani (kuddise sirruh) hazretlerinin müceddid olduğunu kabul etmek mecburiyetinde miyiz?

[ad_1]

Kim kabul ediyor ki? Peygamberlerin Peygamber olduğunu kabul etme mecburiyeti vardır. (Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) demek şart. Bir kimsenin Cennetlik olduğunu söyleyebilmek için de hakkında mutlaka nas olması lâzımdır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri hicri ikinci binin yenileyicisidir. Herkesin kabul edeceği, Allahü teâlânın varlığı ve birliği, Muhammed aleyhisselâmın Peygamberliğidir. Ehl-i sünnet âlimleri ittifak hâlinde hicri ikinci binin yenileyicisi olduğunu bildirmişlerdir. Rahatsız olmak için bir sebep yok.