Îmânımızı yenilemek için Âmentüyü okumadan önce, hubb-i fillah, buğd-i fillahı ve…

[ad_1]

Tekrar etmek gerekmez, kalbde bulunması yetiyor. Biz gayba îmân ediyoruz. Allahü teâlânın varlığı ve birliği, âhiret hayâtı, Cennet, Cehennemi, sırat, mahşer, öldükten sonra dirilmek… Bunlar bizim için hep gaybdır. Maddî olarak bunları göremiyoruz. Ama bizim için gaybdır. Biz zaten ona inanıyoruz. Ehl-i sünnet âlimleri hâssaten îmân konularını anlatırken, bunu tekrar tekrar bildirmesinin sebep ve hikmeti, hubb-i fillah ve buğd-i fillah kalbde olan bir hâdisedir. Yani Allahü teâlâ için sevmek ve Allahü teâlâ için buğz etmek. Biz bunu söylüyor, ama tatbîkatde yapmıyorsak, olmadı. Îmânımızda veyâ inancımızda bir tereddüt var demektir. Bu [hubb-i fillah, buğd-i fillah] zaten bir mü’minin kalbinde olması gerekir. Âmentüyü okurken bunu da kalbimizden geçirsek, tabiî ki aliyyül âlâ olur.

İmanı muhafaza etmek için ne yapmak lazım?

[ad_1]

Sâlih, sâliha kimselerle beraber olmalıdır. Bir araya gelmeli, kitâp okumalıdır. Kimse yoksa, kendimiz okuyacağız, istiğfara devam edeceğiz. İnsanlarla da, zarûret dışında fazla görüşmemeli, mâ-lâ-ya’nî, lüzumsuz şeylere de dalmamalıdır.

Îmânı kurtarmak için ne yapmak lâzımdır?

[ad_1]

Bu konuda İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hazretlerinin (Mektûbât) isimli kitâbınında [Hakîkat Kitâbevinin yayınlamış olduğu] buyuryor ki, (Kurtulmak için, kurtulmuş olanlarla beraber olmak lâzımdır). Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarını, hayatlarını okumaya devam edersek, onlarla beraberiz demektir. Bunlar Allah adamıdır diye seven, hiç yorumsuz, (Başüstüne) diyen, bu şekilde bir itâati, sevgisi olan bir kimse, şakî olmaktan [yanî kâfir olmaktan] muhâfaza olur. Bunların kitâbını okuyanlar da böyle olur. Bu kitâplardan irtibatı koparmamak, itikâdı Ehl-i sünnet olanlarla bir araya gelmek, beraberce bu kitâpları okumak lâzımdır. Böylece insanı âhir zamân fitnesinden muhâfaza eder, îmânımızı da korumuş oluruz.

İmanı gideren söz veya harekette bulunan erkek tevbe ederse nikâhı da…

[ad_1]

Talâk olmuyor. Îmân geri gelince nikâh da geri gelir. Bunun için de üç-beş kişi bir araya gelindiği zaman, (İslâm ahlâkı) kitâbındaki, tecdîd-i îmân ve tecdîd-i nikâh duasını okuyup, bu müslümanları da şahîd tutup, (Tâm ilmihâl Se’âdet-i Ebediyye)de geçen, (Öteden beri nikâhım altında bulunan zevcemi, onun tarafından vekîl olarak ve tarafımdan asîl olarak kendime tezvîc etdim) demelidir. Arkasına da, (Allahümme innî ürîdü en üceddidel îmâne vennikâha tecdîden bi-kavli lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) duası okunur ve böylece hem îmân geri gelmiş, hem de nikâh yenilenmiş olur.

Îmânı giden kimse, o hâlden tevbe edince, îmânı ve nikâhı geri…

[ad_1]

O hâlden tevbe edince îmân geri gelir. Hanımından, (Nikâhımızı yenilemek üzere seni umûmi vekîl tâyin ettim) diye vekâlet almalıdır. Bir defa vekâlet verince kâfidir. İki müslümanın yanında, (Öteden beri nikâhım altında bulunan zevcemi, onun tarafından vekîl olarak ve tarafımdan asîl olarak kendime tezvîc etdim) demelidir. Buradaki talâk değildir.

Îmân konusunda vesveseye düşüyorum. (İslâm Ahlâkı)nda yazılı tecdîd-i îmân duâsını okuyorum.…

[ad_1]

O îmân duâsını sabah-akşam okumak tavsiye ediliyor. Hatta evli olan karı kocanın sabah-akşam okuması faydalıdır. (Allahümme innî ürîdü en üceddidel îmâne vennikâha tecdîden bi-kavli lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah), tecdîd-i îmân ve tecdîd-i nikâh duâsı diye geçiyor. Îmân gitmiş ise, erkek hanımından vekâlet alıp iki müslümân erkeğin yanında, (Öteden beri nikâhım altında bulunan zevcemi, onun tarafından vekîl olarak ve tarafımdan asîl olarak kendime tezvîc etdim) demelidir. Tecdîd-i îmân ve tecdîd-i nikâh yapınca hem îmân, hem de nikâh geri döner. Bunu vesvese hâline getirmek uygun değildir.