İmsak vakitleri ile niçin oynadılar?

[ad_1]

İmsak vakitleri 1983 senesinde değiştirildiği zaman Dr.Tayyar Altıkulaç bey diyanet işleri başkanlığındaydı. Niçin böyle bir değişikliğe gidildiğini bilemiyoruz. Tayyar altıkulaç beyin kırâati düzgündür ve hafızlığı da kuvvetlidir. Bu hususta seyyid Abdülhakim-î Arvâsî hazretlerinin, mahdum-i mükerremleri seyyid Ahmed Mekki Üçışık hazretleri (rahmetullahi teâlâ aleyhimâ) Tayyar Altıkulaç beyin kırâatinin düzgün olduğunu bildiriyorlar. Tayyar Altıkulaç, suudilerin hilali gözetleme hususunda; âmâ bir kişiyi görevlendirdikleri ve hilali görmedikleri hâlde gördük diyerek, bayramı öne alarak yaptıkları yanlışı açığa çıkartan kişidir. Böyle hizmetleri olmuştur ama imsak vakitleriyle hangi akla hizmet ederek, oynadılar? bilemiyoruz. Diyanet devletin kurumudur. Oradan -devlet tarafından mı- bir müdahele oldu? Onuda bilemiyoruz. Fakat diyanetten, bunun yanlış olduğunu bilenler var. 15 dakika için insanların orucuyla oynuyorlar. Halbuki 17 saat oruç tutan bir kimse için, 15 dakika nedir? Aynı şekilde suudilerin hacla oynadıkları gibi namaz vakitleriyle de oynadılar. Bu yaptıkları yanlıştır. Ecdadımızın asırlardır uyduğu yoldan niçin ayrılıyorsunuz? Bu konuda sorulunca da, ihtiyatı kaldırdık diyorlar. Peki, o ihtiyat payını niçin kaldırdınız? Amacınız nedir? Cevap veremiyorlar… Peygamber efendimizin aleyhisselâm tatbikatı bellidir. 15 asırdan beridir, bu tatbikata uyan, müslümanların, ecdadımızın tatbikatı bellidir. Hoparlör konusunda da, sorulunca; Kabe’de de var, diyorlar. Halbuki Kabe-i şerife hoparlörü bozuk, vehhabi itikadında olanlar soktular. Aynı şekilde eshab-ı kiram ”aleyhimürrıdvan” efendilerimizin kabr-i şeriflerini yine bu hoparlörü sokan vehabbi itikadındakiler, düzlediler. Peygamber efendimizin aleyhisselâm hücre-i saadetine yüz çevirenlere, dokunmak isteyenlere ”Şirk.. Şirk…” deyip vurararak engelleyen ve hakaret eden insanları oraya koyanda bunlar. Mübarek, şerefli Kabe-i muazzamaya ayaklarını uzatarak yatanlarda bunlar -ki kabe-i muazzamaya ayak uzatmak tahrimen mekruhtur-. Uyandıkları gibi abdestsiz namaz kılanda bunlar. -ki bilerek, abdestsiz namaz kılmak çok tehlikelidir- Kuran-ı Kerim’e saygı göstermeyen belden aşağı, yerlere koyanda bunlar. Şimdi böyle kimseleri kendilerine hüccet diye gösteriyorlar. Eee şıracının şahidi bozacı olur misali, bozuk kimseler, kendilerine hüccet diye bozuk olanları gösteriyorlar. Bu durumda yapmamız gereken, ecdadımızın yolundan giderek, hiçbir değişiklik yapmayan piyasadeki takvimlere uymaktır. Mesela, Türkiye Takvimi ve Fazilet Takvimi 1983’ten önceki hâliyle devam ediyorlar. Aynı şekilde TGRT FM, TGRT HABER, TGRT Belgeselde de Ramazan-ı Şerifte 1983 ten önce değiştirilmeyen imsak vakitleri verilmeye devam ediliyor. İmsak demek, orucun başlayış vakti demektir. Güneşin doğuşu kademeli şekilde olmaktadır. Elektirik düğmesine basıldığı vakit, hemen ışık verip bütün odayı aydınlatması gibi değildir. Bu kademeli aydınlatması hasebiyle, temkin denilen vakit konulmuştur. Bu vakit, ibadet vaktinin emniyeti bakımından zaruri olarak konulması şart olan bir zamandır. Bu vakit kaldırıldığında tehlike sınırına girilmektedir. Eğer ki vaktin ilân edilmesine kadar yenip, içiliyor ve hatta ilân edilirken de devam ediliyorsa bu tehlikeden de öteye gidiyor. Yani oruç olmuyor. Tgrt fm’de, Türkiye Gazetesi de, Türkiye Takvimi de bu meseleyi senelerden beridir senetleriyle birlikte yazıyor ve savunmasınıda yapıyor. Artık tercih vatandaşa kalmıştır. Doğrusu Türkiye Takviminin, Tgrt Fm’in bildirmiş olduğu imsak vaktidir. Diğerleri sabah namazının giriş vaktidir.

Îmânsız ölene duâ edilecek olursa, azâbı artarmış. Bu doğru mudur?

[ad_1]

Tam tersine, olur mu öyle şey? Bir kâfir bile, Allahü teâlânın kullarına iyilik etse, iyilik etmesine sebep olsa, Cehennemdeki azâbı azalır. Ona duâ edilmez, o ayrı bie mesele. Ama evlâd-ı ıyâli bir şeyler yapmış olsa, faydalı bir şey yapmış olsa, Cehennemde onun da azâbının hafîfletileceği islâm âlimleri tarafından bildirilmiştir.

İmansız olarak ölen bir kimse hiç rüyada görülemez mi?

[ad_1]

Ölen kimse îmânlı ise, illiyin denilen yerde bekletilir. Îmânsız olanlar da siccin denilen yerde bekletilirler, hapistedirler, bunlarla bağlantı kurulamaz. Rüyâda görmeye de gerek yoktur. Rüyâlardan sağlam haber alınmaz.

Îmânın şartlarını öğreniyoruz, ama ezberleyemiyoruz. Nasıl bir yol izlememiz gerekir?

[ad_1]

Osmânlıca kitâplara geçmiş, (Et-tekrar-ü ahsen) diye. Eğitimde esâs olan tekrardır. Hareketlerin hâl hâlini alabilmesi için tekrar edilmesi gerekir. Bilginin de tekrar edilmesi gerekir. Tekrar ne kadar çoğalırsa, hatta başkasına anlatılırsa, o yerleşir. Zihninde kalıcı olur. Bu yol zamân ister. Hemen olmaz.