İş için Tâifden Ciddeye geliyoruz. Her seferinde ihrâma girmemiz gerektiğini söylüyorlar,…

[ad_1]

Hac için, ömre için, ticâret için veyâ herhangi birşey için uzakdan gelenlerin, mîkât denilen yerleri, ihrâmsız geçerek, Mekke-i mükerreme Haremine girmeleri harâmdır. Geçenin, geri mîkâta gelip ihrâma girmesi lâzımdır. İhrâma girmezse, kurban kesmek lâzım olur. (Mîkât) denilen yerler ile, Harem-i Mekke arasına (Hil) denir. Mîkâtdan geçerken, bir iş için Hilde kalmağı niyyet edenlerin ve Hilde oturanların, hacdan başka niyyet ile, ihrâmsız Hareme girmeleri câizdir. Meselâ Cidde şehri Hildedir. (Harem), Mekke-i mükerremeden biraz dahâ geniş olup, hududunu İbrâhîm aleyhisselâmın dikdiği taşlar göstermekdedir. Bu taşlar, çok kerre yenilenmişdir. Mescid-i harâma (Harem-i Kâ’be) veyâ (Harem-i şerîf) denir. Hac için, Hilde oturanlar Hilde, Harem-i Mekkede oturanlar Haremde ihrâma girer. Mîkât yerlerini geçerken, niyyet ederek ve telbiye yaparak, ya’nî, emr olunan şeyi okuyarak, usûlü ile, ihrâma girilir.

Dolayısıyla Ciddeye girebilir, (Çünki Kâ’be-i mu’azzama Ciddede değil) Mekke-i mükerremeye giremezsiniz. Ama Mekke-i mükerremenin dışından geçebilirsiniz.

İş için sebeplere yapışıyorum ama bir netice alamıyorum. Nasıl dua etmem…

[ad_1]

Allahü teâlâ Kuranı kerimde mealen; “Sizin şer gibi gördüğünüz şeyler sizin için hayırlıdır” buyuruyor. İşe girmemiz mi, girmememiz mi… Hangisi hakkımızda hayırlıdır bilemeyiz. Duaya devam etmeli, duamız kabul olmuyor da dememelidir, buyruluyor. Her istediği olan yalnız Cenab-ı haktır. Bazen kul çok yalvarır, duası kabul olmaz. O zaman melekler: “Ya Rabbi bu kulunun istediğini ver” derlermiş. Cenabı Hak’ta: “Onun duasını kabul ettim. Ama yalvarması hoşuma gidiyor. Benden ve beni anmaktan uzak durmaması için isteklerini geciktiriyorum.” buyururmuş. Onun için acele etmemelidir. Bu kul dua ettikçe Allahü teâlâyı anıyor, hatırlıyor. Bu da onun hayrına oluyor. Bunuda unutmamalıdır. Nasıl dua yapılır sualine gelince; Dua etmeden önce sadaka verilir, tevbe istiğfar edilir. Sonrasında büyükler vesile edilerek: “Ya Rabbi hakkımda hayırlı olanı ihsan eyle” diye dua edilir. İmamı Gazali hazretleri: “Duanın kabul olup olmamasına değil, şartlarına uyup uymadığınıza dikkat edin” buyuruyorlar. Bir kimse Allahü teâlâya isyan eder, inkâr eder, emirlerine uymaz, yasak ettiklerinden sakınmaz, sonra da: “Ya Rabbi şunu bana ihsan et, şu işim olsun, şu hastalıktan kurtar” diye dua eder. Böyle yapılan duaya Cenab-ı Hak elbette icabet etmez. Onun için dua ederken şartlarına da uymak gerekir.

İntihar edip, ölen kimsenin eşyaları dağıtıldı. Bende bu eşyalardan aldım. Almayın,…

[ad_1]

Bu uydurmadır. Zamanımızda altyapı olmadığı, kitaplar okunmadığı için herkes kafasına göre bir şeyler söylüyor. Kitaplarda anlatılırken; Fâsık bir kimsenin ruhu serbest bırakılmaz. Ancak evliya-ı kiramın, şehidlerin, Peygamberlerin (aleyhimüsselâm), sâlih kimselerin ruhu serbest bırakılır, buyruluyor. 

İntihar edenin arkasında dua etmenin ona bir faydası olur mu?

[ad_1]

İntihâr etmek büyük günâhtır. Küfürdür diye geçmiyor. İçki içmek, zinâ etmek, adam öldürmek büyük günâh olduğu gibi, intihâr etmek de büyük günâhtır. Hele intihâr eden kimsenin şuuru kapalı ise, aklı örtülmüş ise, yaptığını bilmiyorsa veyâhut da psikolojik bir hastalık sebebi ile bunalıma girmiş ise, ne yaptığını bilmeden bunu yapmışsa, günâh da olmaz. İntihâr edenin cenâze namâzı kılınır, buyuruluyor. Böyle olan bir kimsenin arkasından okunur.

İntihar eden kimsenin öldükten sonraki durumu nedir?

[ad_1]

Kitâplarda bir çok hadis-i şerifler naklediliyor. Ne ile intihar edildi ise, Cehennemdeki azâb şekli de böyle olur. İntihar etmek çok büyük günâhtır, ama intihar eden kâfir olmaz. Ehl-i sünnet itikâdında, amel imândan cüz değildir. Yani, bir kimse çok büyük günâh işlese, bu günâh intihar da olsa, zinâ da olsa, içki de olsa kâfir olmaz. Ama bunun cezâsını çeker. İntihar eden kimse şuûrunu kaybetmişse ve şuûrunu kaybetmiş olduğu zaman diliminde intihar etmişse mesûl olmaz.