[ad_1]
İş yerinde kardeşime bilerek fazla nöbet tutturuyorlar bu durumda nasıl hareket…
[ad_1]
Hased girdiği zaman böyle oluyor. Müslüman hiç kimseye zulmetmez, ezmez. Ama müslüman, kendisini de ezdirmez. Vakârını muhafaza eder.
İş yerinde çalıştığımız için pantolon giymek zorunda kalıyoruz. Ama bir yerde…
[ad_1]
Bunun istisnası söz konusu değildir. Diyelim ki, iş yerine gidiliyor. İş yerinde de bunu mecbur ediyorlar. Bununda çocukları var. Kocası yok, babası yok, amcası yok, dayısı yok. Kısacası yardım edecek kimsesi yok. Mecbur kalmış, başka alternatifi yok ise, böyle durumda, ben kendim diktireyim diyerek, pantolonu mümkün mertebe bol yaptırmalıdır. Çünkü pantolon erkek kıyafetidir, kadın kıyafeti değildir. Erkek kıyafeti giyen kadınlara, kadın kıyafeti giyen erkeklere lanet edilmiştir. Bu genel ifadedir, umumidir. Elbette zaruret [başka çaresi kalmaması] başkadır. Önünde başka çare yok, aç kalacak, ölecek böyle bir durum var ise zaruret olur.
İş yerimin yanında bir büfe var. Büfenin çalışanları ateist. Yaptıkları sandviç…
[ad_1]
Gayr-i müslimlerin, helâl ve mubah olarak bilinen şeyleri ikrâm ettikleri, sattıkları zaman bunlar alınır ve yenir. Ama öbür tarafta müslümân, abdestli olarak yapan varsa, tabii ki o tercih edilir.
İş yaparken kulaklıktan Kuran-ı kerim dinlenebilir mi?
[ad_1]
Hayır, uygun olmaz.
İş verenimiz, (Çalışmak da ibâdet, namâzı iş yerinde kılmayın) diyorlar. Bir…
[ad_1]
Bunu uyduranlar, din düşmânlarıdır. Kasıtlı olarak uydurmuşlarıdır. Sonra da, müslümân olduğu hâlde, câhil, alt yapısı olmayanlar da, bunu hak bayram zannedip, bu söze dört elle sarılmışlardır. Aslı faslı yoktur. Yapılan iş, ibâdete mâni olmamalıdır.
İş ortamında namaz kıldığımızı gizliyoruz. Burada nasıl hareket etmeliyiz?
[ad_1]
Namazlar terk edilmez.
İş makinesi operatörüyüm. Bir kazı yaptığımız yerde şehitlik çıktı ve iş…
[ad_1]
Düşünce sadece para kazanmak olunca böyle oluyor. Adamın derdi para, orada mezarlık varmış falan umurunda değil. Babasının kabri olsa o bile umurunda olmaz. Şu yurdu nasıl yaparız, ne kadara satarız düşünce sadece bu. Böyle kabirdekileri rahatsız etmek, hiç uygun değildir. Bunlara rahatsızlık vermesi sebebi ile işleri bozulmuş, tesiri görülmüş. Dinleyicimizin itikadı düzgün, meseleyi de bilmesi hasebiyle kazıya devam etmemesi iyi olmuş. Çocukken böyle hadiselere çok şahit olduk. Konya gelişirken böyle hadiseler çok anlatılırdı. Mesela bir yer kazılacak, kazmalar kırıldı, makineler bozuldu… Israr edecek olursa, kafasına bir şey saplanması sonucu hayatını kaybetti diye çok anlatılırdı. Buna benzer çok hadise vukuu bulmuştur. Allahü teâlâ salih kullarını, evliya kullarını öldükten sonra da korur. Kitaplarda; evliya bir zatın kabrini değiştirmeye kalkılınca, yerlerde şiddetli bir şekilde sarsıntı olduğu bu sebeple değiştirmeye muvaffak olamadıkları şeklinde pek çok nakil var. Allahü teâlâ sevdiklerini korur. Kitaplarda evliya kullar için şehitler için ölü demeyiniz buyruluyor. Allahü teâlâ onlara farklı bir hayat veriyor. Buna misal olarak kitaplarda, Kıyamet ve Ahiret kitabının Vehhabiye cevap kısmında; Peygamber efendimiz “aleyhisselâm” Miraç’a çıkarken Musa aleyhisselâmı kabrinde namaz kılarken gördüm hadis-i şerifi naklediliyor. İmamı Gazali hazretleri burayı açıklarken; “Namaz kılmak için belli hareketleri yapmak lazım. Allahü teâlâ böyle vefat eden sevgili kullarına Meleklerinki gibi ayrı bir vücut ihsan ediyor. Orada başka bir hayat var.” buyuruyorlar.
İş makinası kullanıyorum. Toprağı kazınca istemeden bazı hayvanları öldürüyorum. Bunun bana…
[ad_1]
Biz kazıyoruz. Maksadımız o mahlûklara eziyyet vermek, zulm etmek değildir. Bundan sakınmak mümkin değildir. Günâh olmaz.