İşyeri için kredi çekmek uygun mudur?

[ad_1]

Fıkıh kitâplarında, nafaka için buyuruluyor. Nafaka da, yeme-içme, giyinme ve barınmadır. Bunlar için zora düşen, başka çâre bulamayan, karz-i hasen [fâizsiz ödünç para] bulamayan, kredi kullanabilir, câizdir. Sizin durumunuz nedir, biz bilmiyoruz. Nafaka içinse, başka çâreniz kalmadı ise, o şekilde olabilir.

İşveren, işçisinin sigortasını ödemiyorsa, işçi de buna baştan razı olup çalışıyorsa,…

[ad_1]

Dînin emirleri yerine getirilmediği zaman, günâh olur. İçinde yaşadığımız ülkenin de kanunları var, uyulmazsa suç olur. Müslüman, çalıştığı ülkenin kanunlarına uyar suç işlemez, Allahü teâlânın emirlerine uyar günâh işlemez. Bu, ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri ölçüdür. 

İşveren işçisinin sigortasını ödemiyorsa, işçi buna baştan razı gelip çalışıyorsa, uygun…

[ad_1]

Kanunen bu suçtur. Müslüman, kanunlarına uyar, suç işlemez. Zira Hüseyin Hilmi Işık hazretleri; “Müslüman bulunduğu ülkenin kanunlarına uyar suç işlemez, Allahü teâlânın emirlerine uyar, günahta işlemez” buyurmuşlar. Bu ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği ölçüdür.

İstişare yapıyorum. Ama bir türlü istihare yapamıyorum. Ne tavsiye edersiniz?

[ad_1]

İstişare yapabilmek için de, güvenilir, dînini bilen kimselerin olması gerekiyor. Sorulduğu zaman doğruyu söylemesi lâzım. Bir konuda hem istişare, hem istihare yapılabilir. İstişare yapılıyorsa, meselâ bir kimsenin rehberi, hocası varsa, gider arz eder. Artık istihare yapmaz.

İstimna orucu bozar ve kefaret gerekir, dedim. Sonradan sadece kaza gerektiğini…

[ad_1]

Yok. Emin olmadığımız müddetçe söylememelidir. Emin olduk zannettik ve söyledik, hâtırımızda yanlış kalmış, sonra onu tashih ederiz.

İstimna (mastürbasyon) yapmak el zinası olur mu?

[ad_1]

Yediğimiz nesnelerden meni torbası doluyor, bu da atılmak isteniyor. Ağır bir şey kaldırmakla gelen meni için gusül gerekmez. Şehvet yoluyla gelen için gerekir. Zinâ tehlikesi varsa istimna yapmak vâcib olur. Kendini tahrik ederek, zevk için yapana harâm olur. El zinâsı olmaz.

İstihâreye yattım, kırmızı gördüm. Yedi gece devam ettim. Yedinci gecenin neticesinde…

[ad_1]

İstihâre de, iştişâre de dînimizin tavsiye ettiği emridir. Nefsi kırmak için yapılır. Bir işe başlayacağımız zamân, bu işe başlayalım mı, başlamayalım mı. Yapalım mı, yapmayalım mı diye kanâat edememişizdir. Karar vermek için istihâre ve iştişâre yapılır. Gerçekten, her bakımdan din ve dünyâ meselelerini iyi bilen kimse varsa, daha doğrusu, Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” vârislerinden birisi hayatta ise, o zâtı da biz tanıyorsak, istihâre yapılmaz. Gidilir, o zâta arz edilir. Ona ittibâ edilir. Böyle bir merci’imiz yok ise, o zamân istihâre yapılır. Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri, rahmetli Necib Fâzıl Kısakürek’e bir meselede, (Eğer istişâre edecek kimse bulamazsan, bir ağaca, taşa sarık sar, onu insan yerine koy, nasıl yapayım diye sor?). Orada emir yapılıyor ve nefs kırılıyor. Çünkü nefs, başkasına danışmak istemez. Soru sormak istemez. Nefsi kırınca da kalbe gelen yapılır.

İstihâre de, siz de olduğu gibi karışık oldu ise, böyle durumlarda kalbe gelen yapılır. Kalbde, evet ağırlık kazanıyorsa evet deriz. Kitâblarda bildirilen hüküm böyledir.