Ka’de-i ahîrede tekrar etmiş olsak, secde-i sehv gerekir mi?

[ad_1]

Ka’de-i ahîredeki hükümle, kıyâmdaki hüküm farklıdır. Meselâ kıyâmda, tekrar etsek, yanılsak, başa alsak, bir daha tekrar etsek, farzı geciktirmiş olmuyoruz. Ama burada selâmı geciktirmiş oluyoruz. Yani yanılsak, geriye dönsek, geriden alsak, secde-i sehv gerekiyor. Ka’de-i ahîre ile kıyâmdaki hüküm birbirinden farklıdır.

Kâ’beyi tavâf ederken nasıl niyet edeceğiz?

[ad_1]

Farz olan tavâfın ismi ziyâret tavâfıdır. Bunun için, (Niyet ettim, farz olan tavâfı yapmaya). Tavâf-ı kudûm, tavâf-ı ziyâret, tavâf-ı vedâ var. Ondan sonrakiler nâfile hükmündedir. Niyet ettim, Kâ’beyi tavâf etmeye, diyeceksiniz.

İzmitte ikindi 14.25 de giriyor, öğleyi nereye kadar kılacağız?

[ad_1]

14.25 in üzerine 36 dakika daha ilâve edersiniz. Yani 15.00 a kadar kılabilirsiniz. Şu anda aralık ayı olduğundan asr-ı evvel için vakit 36 dakikaya kadar indi. Asr-ı evvel bu vakitte girer. Kılınamadı ise öğle bu vakitte kılınabilir.

İzmirde Cuma namazını on rekat olarak kılıyorlar. Bu durumda biz nasıl…

[ad_1]

Yapılan bir değişiklik daha başkasını meydana getirir. Cuma namazı onaltı rek’atdır. Zuhr-i âhir de mutlaka kılınmalıdır. Siz kılarsınız.

İyilik yaparken karşılığını ondan beklemiyoruz ama acaba bir başkası da bize…

[ad_1]

Biz zorlayarak ihlâs elde ederiz. Birisine yardım ederken, iyilik ederken, onu Allah rızâsı için yapabilmek için kendimizi zorlarız, niyetimizi düzeltiriz. Ama o işi yaparken o ihlâs bizden kaybolabilir. Önemli olan Allahü teâlânın rızâsını gözeterek hareket etmektir. Sonradan insanın gönlüne bu gelebilir. O zaman tekrar bu niyeti düzeltiriz.

İyilik yaparken Allahü teâlâ bana bunun daha fazlasını verir diye düşünmenin…

[ad_1]

Cenab-ı Hak yaptığımız iyiliklerin ve kötülüklerin karşılığını dünya da ve ahirette verir diye düşünmekte mahzur olmaz.

İyi bir Müslüman olmak için nasıl yaşamamız gerekir. Bu konuda bir…

[ad_1]

(Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbını çok dikkatli bir şekilde, hülasa ederek okumalıdır. Okuyup anlayan âlim olur, tatbik eden de evliyâ olur. Yani, iyi bir müslümân olur. İlâç var.

İyi bir Müslüman nasıl olur?

[ad_1]

Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyup, itikadını bu âlimlerin naklettiği şekilde düzelten, amelini de bu âlimlerin bildirdikleri şekilde yapan kimse iyi bir Müslümandır. Hakikat Kitabevi yayınlarından İslam Ahlakı kitabında 40 kötü huy anlatılmış. Burada güzel huylardan da bahsedilmiş. Bu kitabın Mızraklı İlmihali kısmında iman bilgileri de verilmiş. Amel ile ilgili bilgilerde verilmiş. Kitabın son kısmında Süleyman bin Ceza hazretlerinin Eyyühel veled isimli kitabı tercüme edilip, eklenmiş. Bütün bu bilgiler bizim anlayabileceğimiz seviyeye indirilmiş. Mesela Eyyühel veled kısmında, yemek yerken, elbise giyerken, helaya girerken, evden çıkarken, yatarken, eve girerken, işe giderken, işten gelirken kısacası yaşamın her anında neler yapılacağı, İslamiyete nasıl uyulacağı bildirilmiş.

İyi bir Müslüman olabilmek için bu kitabı defalarca okumalıdır. Buradaki bilgiler hayatımıza girmelidir. Mesela kitabın başında anlatılan; kibir, ucub, riya nedir, bunların bizde olup, olmadığını nasıl anlarız, bunlardan kurtulmanın yolları nelerdir… Bunlar kitaplar okununca anlaşılır. Ve buradaki bilgiler hayatımıza da yansıyınca kişide değişmeler başlar. Bunu başkaları da hisseder. İyi bir Müslüman İslamiyeti doğru bir şekilde öğrenip, hayatına geçiren kişidir. Bu bilgileri öğrenip, dinim böyle emrediyor diyerek yemesine, içmesine, oturmasına, kalkmasına, konuşmasına dikkat eden kimse iyi bir Müslüman olur. Gözünü, kulağını kolunu, ayağını kısacası bütün vücut azalarını haramdan koruyan kişi iyi bir Müslüman olur. Bunları yapabilmesi içinde doğru kitapları okuması lazım. Diyelim ki bir kimse İslam Ahlakı kitabını okudu. Anlayana kadar, iyice yerleştirene kadar okudu. Gerekirse 30, 40 defa okudu. Sonra Tam İlmihal kitabını açıp, ders çalışır gibi okuması gerekir. Sayfa sayfa değil, satır satır, paragraf, paragraf okumalıdır.

Çünkü bu kitabın yazarı Hüseyin Hilmi Işık hazretleri, kitabın ön sözünde: “Bu kitabı önce cümle cümle, satır satır okumalı, her okuduğu cümleyi anlayıp, hülasa edip, zihnine ve kalbine yerleştirmelidir. Ondan sonra diğer sayfaya geçmeli, böyle okumalıdır” buyuruyorlar. Yoksa roman okur gibi okumanın faydası olmaz. Bir defasında Seyyid Abdülhâkim Arvâsi hazretleri, Hüseyin Hilmi Işık hazretlerine; “Bin (1000) sayısı kemaldir. Bir kimse bir şeyi 1000 defa tekrar etse ezberler. Ama sen zekisin 500 defa okursan ezberlersin” buyurmuşlar. Buradan da 1 defa okumakla işin bitmeyeceği anlaşılmalıdır. İslam Ahlakı kitabını ve diğer kitapları defalarca okumalıdır.

Gönen’de görev yaparken, yanımda Hüseyin Hilmi Işık hazretlerinin kitapları vardı. Bir öğrencim bu kitapları görünce; “Hocam ben bu kitapları okudum. İstersen dilediğin yerden sor” demişti. Öyle demişti ama yaşamına bakıyordum, ne namaz, ne oruç hiçbir şey yok. Evet okumuştur ama roman okur gibi okumakla fayda temin edilmez. Okumuş olmak için okumakla da fayda hâsıl olmaz. Zaten bu kitaplardan istifade edilip, edilmediği hayatında olan değişikliklerden anlaşılır. Bir kimse bu kitapları okuduğu hâlde hayatında hiçbir değişiklik olmuyorsa, istifade edemediği anlaşılır. Bu kitapları okumak nefse ağır gelir. Kişi buna aldırmayıp, kitapları dikkatli okur ve hayatına okuduklarını yansıtırsa salihlerden, salihalardan olur. İyi bir müslüman böyle olur.