[ad_1]
Kabir azabına müstahak olan, kıyamet kopana kadar azap görmeye devam eder…
[ad_1]
Kabir azabı kâfire devamlıdır. Fasık bir kimsenin ise kabir azabı tamamen kalkabilir, bunlar kitaplarda misaller verilerek anlatılmış. Mesela, Allahü Teâlâ’nın bir sevgili kulu, fasık yani günahkâr bir müslüman meyyitin yanından geçer, ona dua eder; Allahü teâlâ onun hürmetine o kabirden azabı kaldırır. Veya evlad-u iyalinin yaptığı dualar, hayr, hasenat sebebi ile azabı kaldırılır. Kâfir ve fasığın kabir azapları yalnız Cuma günlerinde, gecelerinde ve Ramazan-ı şerifte durdurulur diye kitaplarda geçiyor. Ve yine kitaplarda şöyle anlatılıyor: Evliya bir zat-ı şerif kabirden geçerken, dua etse; orada azap 40 gün durdurulur, 40 günden sonra tekrar başlar. Enver abiler anlatırlardı; Müminin kabir hayatı nasıl başlarsa, öyle devam eder. Yani bir Mü’min, fasık bir mü’min Cuma günü, gecesi veya Ramazan ayında ölse, buna kabir azabı yapılmaz. Kâfire de yapılmaz. Bu mübarek günler geçtikten sonra kâfire azap başlar, ama mümine başlamaz. Bu ihsan-ı ilahidir… Kısaca fasık müminin kabir azabının kaldırılma durumu var. Ama kâfirin, facirin, itikadı bozuk olan, bidat ehlinin (mezkûr mübarek günler geçtikte sonra) gene devam eder. Ve yeri gelmişken, kitaplarda deniyor ki: “Bir müminin kabrini ziyaret ederken, Allahümme inni eselüke-bi-hürmeti Muhammed aleyhisselam en la tüazzibe hazelmeyyit (Allah’ım burada yatan meyyitin azabını Muhammed aleyhisselâm hürmetine kaldır) denirse, o ölünün azabı kıyamete kadar kaldırılır.) diye hadis-i şerif nakledilmiştir.
Kabir azabı üzerine idrar sıçratanlara olacak buyuruluyor. İdrarın elbise üzerine mi…
[ad_1]
İkisinededir. Bunun için de erkeklerin ayakta bevl etmesi câiz değildir. Ayakta yapılınca sıçrama durumu olur.
Kabir azâbı sadece rûha mı olur?
[ad_1]
Kabir azâbı sadece rûha olur diyen, bid’at ehli demekdir. Ehl-i sünnet itikâdında kabir azâbı hem rûha, hem bedenedir. Beden çürümüş, kurtlar yemiş olsa bile yine kimyâsal değişikliğe uğruyor. O beden parçaları hem rûh, hem beden kabir azâbını hissediyor. Ehl-i sünnet itikâdı böyledir.
Kabenin nasıl oluştuğu hakkında bilgi verir misiniz?
[ad_1]
Kitâplarda, Şeref-ül mekân bil mekin, (Mekânın şerefi içindekilerledir). Bazı yerler var, kıymeti kendisindendir; Kâ’be-i muazzama, Harem-i şerîf, Mescid-i Nebî, bütün mescidler, bütün câmiler. Bu şerefi Allahü teâlâ vermiştir. Kâ’be-i şerîfin yerini, Allahü teâlâ bizzat Âdem aleyhisselâma bildirmiştir. İbâdetde o istikâmete dönülür. Yeri kıymetlidir. O yerin bilinebilmesi için duvarla yükseltilmiştir.
Kabe-i Muazzamadaki imamlar vehabi midir?
[ad_1]
Başkasını getirip koymazlar ki. O kadar kibirliler ki, kendilerinin dışındakilere müşrik gözü ile bakıyorlar. Ehl-i sünnet bir imâmın arkasında katiyyen namaz kılmazlar.
Kâbe-i muazzamada namaz kılarken, Kâbeye mi bakacağız, yoksa secde yerine mi…
[ad_1]
Secde yerine bakacağız. Namâz dışında Kâ’beye bakarız.