Kalbime gelen şeyler gerçekleşiyor. Bu durumdan korkuyorum, neler söylersiniz?

[ad_1]

Hiss-i kablel vuku olabilir. Cenab-ı Hak bazısına böyle his verebilir. Gerçekleşen şeylerden korkmaya lüzum yok zira ezelde takdir edilen olur. Korkulacak tek tarafı (Bak ben öyle mübarek biriyim ki gönlüme gelenler bir bir gerçekleşiyor) diye kibre düşmektir. Buna dikkat etmelidir. Onun dışında böyle düşünceler geldiği zaman (Ya Rabbi hayırlısını ver) demek iyi olur.

Kalbim günü gününü tutmuyor. Bu konuda ne tavsiye edersiniz?

[ad_1]

Kalb iki kimsede rahattır. Kâfirlerde rahattır, çünki nefs ruhu esir almıştır. Kalbe oturmuştur, dolayısıyla bu kimse rahattır. İkincisi, evliyâda kalb rahattır. Bunda da ruh, nefsi esir almıştır. Nefs imân etmiştir, kalbde Allahü teâlânın sevgisinden başka bir şey kalmadığı için bu kalb de rahattır. Geriye kalanlarda kalb değişiktir. Böyle durumlarda din büyüklerinin hayatlarını ve kitâplarını çok okuyacağız.

Kalbden geçen uygunsuz şeyler, yarın, mahşer günü açığa çıkacak mı?

[ad_1]

Muhammed aleyhisselâmın ümmetinden önceki ümmetlerin zamânlarında kalbden geçenler bile yazılıyormuş. Allahü teâlâ Muhammed aleyhisselâmı çok kıymetli yaratmış. Dolayısıyla ümmetini de kıymetli yaratıyor. Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin kalbinden geçen kötü düşünceler yazılmıyor. [Onu söylemediği veyâ ona uygun iş yapmadığı müddetçe.] Mahşer günü bazıları açığa çıkacak. Meselâ bir kimse Allahü teâlânın dînine hizmet etmiştir. Herkes (Âferin!) desin diye yaptı ise bu açığa çıkacaktır.

Kalb olgunlaşırsa, insan evliya mı olur?

[ad_1]

Kalb olgunlaşmaz. Allahü teâlânın sevgisi bir kalbe girmeyince, o kimse evliyâ olamaz. Kalbde, ya dünyâ sevgisi veyâ Allahü teâlânın sevgisi vardır. Kalbden, Allahü teâlânın sevgisinden başka olanlar çıkmadıkça, Allahü teâlânın sevgisi oraya girmez. Bu, kalbin olgunlaşması değil, kalbin tasfiyesidir. Nefsin tezkiyesi de, harâmları, mekrûhları terk etmekle elde edilir. 

Kafirlere karşı tevazu gösterecek miyiz? Onlara karşı nasıl davranmalıyız?

[ad_1]

Kibirliye karşı vakârlı davranmalıdır. Kâfire karşı ezilmek, zillete düşmek uygun değildir. Kibir, islâm ahlâkı olmadığı gibi, zillet de islâm ahlâkı değildir. Tevâzu, kendini ezdirmemektir.