Kardeş çocuğuna fıtra verilebilir mi?

[ad_1]

Tabiî. Kardeşe de verilebilir, kardeş çocuğuna da verilebilir. Kardeşimiz, kardeş çocuğu, kayın peder, kayın vâlide, kayın birâder, baldız, bunların hepsi dînen fakir iseler, bunların hepsine zekât, sadaka-i fıtr, adak, yemîn keffâreti verilebiliyor.

Karanlıkta namaz kılınır mı?

[ad_1]

Kitâblarda anlatılırken bazı şeylerin illeti, sebebi bildiriliyor. Meselâ gece hayvan kesmek mekrûhdur, gece tırnak kesmek mekrûhdur, geçiyor. Onun illeti anlatılmış. Çünkü gece tırnak keserken eti keser, kendisine zarar verir. Spot lambaların, ışığın altında olursa o mekrûhluk kalkıyor. Veyâhud da spot lambaların altında hayvan kesilirse, câizdir. Karanlıktan maksad, öyle bir yerdeyiz ki, yönümüzü bilemiyoruz veyâ dışarıdayız secde ettiğimiz yerde ne var? Ama öyle değil, evin içerisindeyiz, seccâdemizi sermişiz namâz kılıyoruz, elektrikler gitti, devâm edebiliyoruz, kılınabiliyor. Loş bir ışık varsa, hissedilebiliyorsa da câizdir. Ama bunların dışında bulunulan mekân zifiri karanlık, yönümüzü bulamayacaksak, mekrûh oluyor.

Kapora almak, vermek caiz midir? Mesela kapora, sonradan cayıldığı zaman geri…

[ad_1]

Kapora dini bir mevzuat değildir. Günümüzde sözlerin tutulmaması hasebiyle, sonradan çıkarılmış bir yoldur. Kapora alınır, verilir; caizdir. Ama adam yarın geleceğim, şu mala, şu hizmete karşılık bu kadar kapora veriyorum dedi. Sonra başına bir iş geldi. O sebeple ertesi gün gelemedi. O zaman kapora yandı diyorlar. Bu uygun değil, kul hakkı olur. O adama paranın geri verilmesi gerekir. Mesela ev tutarkende depozito alınıyor. Bununda evi tutan kimse evden çıkarken geri verilmesi gerekir. Ayrıca kapora verip, yarın geleceğim, falan gün geleceğim, sen bekle deyip, özürsüz adamı oyalamak, zarara uğratmak kul hakkı olur.

Kaplama yapmadan önce abdest aldım sonra her abdestte malikiyi taklid ediyorum…

[ad_1]

Kaplamadan önce abdest almaya gerek yok. Çünkü mest üzerine mesh gibi değildir. Bunu bu şekilde söyleyenler var. Mest üzerine meshin ve sargı üzerine meshin hükmüne bakarak, kafalarına göre kıyas yapıyorlar. Ehl-i sünnet âlimleri, (Âlim olabilmek için akıl sahibi olmalı, ilim sahibi olmalı ve din sahibi olmalı) diye üç şart bildirmişler. Hakkı bâtıldan ayırabilecek bir akıl olacak. Aklî ve naklî ilimlerde mütehassıs olacak. Din sahibi [dînini bilen, seven, kayıran] olacak.

Hanefi ve hanbeli mezhebinde ağızın içerisini gusülde yıkamak farz. Kaplama, dolgu veyahut da vidalı diş yapıldığı zaman ıslanmıyor ve farz yerine gelmiyor. Gelmeyince cenabetten kurtulunmuyor ve gusül de, abdest de, namaz da olmuyor. Dört mezhebden ikisi, mâlikî ve şâfii mezhebinde ağızın içerisini yıkamak farz değildir buyuruyor. Dolayısıyla hanefi ve hanbeli mezhebindeki bir müslümanın dişini doldurmadan, kaplamadan abdest almasına gerek yok. Hatta muayyen gününde de yaptırılabilir. Gusül abdesti alınacağı zaman, (Niyet ettim gusül abdesti almaya mâlikî mezhebine uymaya denir. Gusül, abdest ve namazda mâlikî mezhebi taklid edilecek. Farzlarına uyacaklar, müfsidlerinden sakınacaklar. Kendi mezhebimizden çıkılmış olmuyor.

Kapı pencere zorlanmadan kızımın altınları çalındı. Bulmak için ne yapmamız gerekir?

[ad_1]

Kaybolan, çalınan Bir Seyi BULMAK for, hergün (Beyne … ettik Beyni Yâ câmi’annâsi li-yevmin lâ raybe Fihi innallahe lâ yuhlif-ül mî’âd icma ‘) diye başlayan Duâ buluncaya Kadar Okunur, kerre Yirmibes. Nokta nokta yararlanılır Yerde de, Kaybolan seyin ismini söylemelidir. Bu, (Tam İlmihal Se’âdet-i Ebediyye) kitâbının Tâzir bahsinde var.