[ad_1]
Nafaka için buyuruluyor. Nafaka da, yeme-içme, giyinme ve barınmadır. Bunlar için karz-i hasen bulamazsa, o zamnan kredi çekebilir. Borç, borçla ödenmez. Bu da çıkış yolu değildir.
[ad_1]
Nafaka için buyuruluyor. Nafaka da, yeme-içme, giyinme ve barınmadır. Bunlar için karz-i hasen bulamazsa, o zamnan kredi çekebilir. Borç, borçla ödenmez. Bu da çıkış yolu değildir.
[ad_1]
Tabiî, hiçbir mahzuru yok. Yeğene zekât verilir. Üsûl ve fürû’nuzdan değildir. Dînen fakîrse, kardeşinize bile verebilirsiniz.
[ad_1]
Böyle durumlarda kestirip atmamalıdır. Evet, harâmdır, itikâd ediyoruz. Ama kardeşinizdir. Gider, (Hayırlı mübârek olsun) der, bir şeyi bahane eder, oradan uzaklaşırsınız. Kardeşiniz de [harâm işlediğimiz için tavrını koydu] diye anlar. Sonra tövbe etmesine vesîle olabilir. İrtibatı kesmemelidir.
[ad_1]
Annesi veyâ babası fakîrse olur. Onları düşünerek olabilir.
[ad_1]
Akıl örtüldüğü zamân hiç kimse mesûl olmaz. Ölümden gayri her şeyin tedâvîsi vardır. Beceremiyorlar, bilemiyorlar, o ayrı bir meseledir.
[ad_1]
Kaza oruçlarına müdahale edemez, ama nafile oruçlarına eş müdahale edebilir. Kısa günlerde kaza oruçlarını tutabilir.
[ad_1]
Emr-i ma’rûfdan emr-i ma’rûfa fark vardır. Ağır, argo kelimelerle başlanırsa, hakâret ifâde eden kelimeler kullanılırsa karşı taraf da kapatır. Onun için emr-i ma’rûf yaparken, karşı taraftakinin hâlet-i rûhiyyesini iyi bilmelidir. Müsâid bir zamânını kollamalı, o zamân söylemelidir. Yoksa karşı taraf tepki gösterir.