Karınca, İbrâhîm aleyhisselâm ateşe atılınca su götürüyor, yılan da üflüyor. Bu…

[ad_1]

Cenâb-ı Hak bunları misâl olarak gösteriyor. Cibilliyet itibâriyle. Meselâ akrebi, yılanı yaratmış. Bunların bir suçu yok. Akrep ve yılan sokmak içindir. Akrep cibilliyetli, yılan cibilliyetli diyoruz. Hayvanın kendisi kötü olduğu için değil, öyle yaratılmıştır.

Karı ve kocanın arasını açmak, kardeşlerin arasını bozmak için muska yapanların…

[ad_1]

Bu büyüye girer. Sihir, büyü yapana, yaptırana hadis-i şerifte lanet edilmiştir (Lanet: Allahü teâlânın rahmetinden uzak olsun demektir). Böyle bir lanete maruz kalan bir kimse kendisini toparlayabilir mi? Bunu yapan hayırlı bir iş yapacakta… Bu sebeple Cenab-ı Hak hidayet yollarını karşısına çıkaracak, o da yaptığı hatayı anlayıp, üzülecek, tevbe istiğfar edecekte… Böyle kimseler için çok zor. Dinleyicimiz dünyada ve ahirette akıbeti ne olur diye sordu. Onu biz bilemeyiz, ona karar verecek olanda bizler değiliz. Belki Cenab-ı hak tevbe istiğfar etmeyi nasip eder, durumu değişir onu biz bilemeyiz. Kesin hüküm veremeyiz. Kişi hakkında kesin hüküm verebilmek için vahiy olması gerekir. Ama kitaplarda büyü yapmanın çok büyük günah olduğu hatta ben sihirle her istediğimi yaparım, dilediğimin arasını bozar, dilediğimi yok ederim gibi söylemenin, itikat etmenin küfür olduğu yazılmış. (*Sihr Arapçadır. Türkçesi de büyüdür). Böyle karı-koca arasını bozmak, komşuların arasını açmak, haset ettiği kimsenin işlerini bozmak için muskalar yapmak, büyüye girer. Böyle işlerle meşgul olmak imanı tehlikeye sokar. Zira kitaplarda büyük günahta ısrar etmek, imanı tehlikeye sokar diye bildiriliyor. Neresinden bakarsanız bakın çok tehlikeli. İki ucu kirli değnek gibi. Zaman zaman anlatıyoruz: Babası vefat eden Cuma günü ölmenin faziletini öğrenen bir kişi hocaya gelmiş: 

– Hocam demiş, babam Cuma günü vefat etti, durumu ne olur? diye sormuş. 

 

Hoca: 

-Evladım baban namaz kılar mıydı? 

Cevap: 

– Kılmazdı ama Cuma günü vefat etti. 

 

– Evladım baban oruç tutar mıydı? 

Cevap; 

-Tutmazdı ama Cuma günü vefat etti. 

 

-Evladım baban zekât verir miydi? 

Cevap: 

-Vermezdi ama Cuma günü vefat etti. 

 

-Yalan söyler miydi? 

Cevap: Ohoo çok söylerdi ama Cuma günü vefat etti. 

 

Hoca da cevaben; 

Evladım babana Cuma günü bir şey yapmazlar ama Cumartesi günü annesinden emdiği sütü burnundan getirirler demiş. Dolayısıyla insanlar, dünyada yapmış oldukları şeylerin bedelini muhakkak ödeyecekler. Eden bulur değişmez bir kaidedir. İyilik eden iyilik, kötülük eden de karşılığını bulacak. Biz acele ediyoruz, hemen cezasını bulsun diyoruz. Bazılarının cezası, hemen verilmez. Ama bir kimseye zulmedilir, zulmeden de karşı tarafa cevap vermez, ağzını kapatırsa, o zalime cezası anında verilir. Ve Gayretullaha dokunan bazı işlerinde cezası hemen verilir. Kitaplarda bunlar anlatılmış. İbrahim bin Edhem hazretleri, saçlarını ustura ile kestiriyorlarmış. Onlar zamanında takke, sarık giydikleri için saçı uzatmalarına gerek yok, ondan dolayı saçlarını kazıtıyorlarmış. İri kıyım birisi atı ile dörtnala, kibirli bir eda ile gelmiş, atını bağlayıp, içeride naralar atmaya başlamış. O sırada tıraş olmakta olan İbrahim bin Ethem hazretlerini görmüş, kafasına vurup, “Kabağa bak, kabağa” diye alay etmeye, kahkahalar atmaya başlamış. Mübarek bu hadise karşısında ise hiç sesini çıkarmamış. Sonrasında adam dışarıya çıkıyor, atının etrafından dolaşırken, bir çifte…  Sonuç: Paramparça halde yerde… Ölüp gidiyor… Berber, İbrahim bin Edhem hazretlerinin halini biliyormuş. Bu hadise karşısında; Efendim biraz ağır olmadı mı? diye sormuş. Mübarek cevaben; “Evladım biz bir şey yapmadık. Kabağın sahibi yaptı” buyurmuşlar. İşbu hadise Gayretullaha dokundu, Allahü teâlânın sevdiği kullar kınından çıkmış, keskin kılıç gibidir. Kim gelir kafasını o kılıca sürterse, baş gider. Allahü teâlâ sevdiği kullarına yapılan zulmün cezasını hemen verir. Enver abiler anlatmışlardı: “İçinizde öyle kimseler var ki, hücreleri bile Allah diyor. Bu sebeple insanlarla olan muamelenize dikkat edin. ” Böyle buyurmuşlardı. Hani atasözü var ya, Her geleni Hızır aleyhirrahme, her geceyi de Kadir bil. Onun için insanlara böyle hüsnü zan edilerek muamele etmek çok iyi olur. Suale dönecek olursak, bazen en ufak bir kavgada, huzursuzlukta bize büyü yapıldı, sihir yapıldı deniyor. Böyle her şeyi büyüye, cine yorup, kendi hatalarını bu şekilde örtmekte uygun olmaz. Zamanımızda bu büyü ilmini, sihir ilmini öğrenip, yapacak kimselerde yok gibi. Kişi günah işleyince, elbette huzursuz olur. Onun için her huzursuzluğu, her nefsine uyması sebebiyle çıkan tartışmaları büyüye yormamalıdır. Şimdi sosyal mecra’da ve bazı yerlerde “Huzur İslamiyet’tedir” diye sloganlar yazılıyor. Maalesef bu slogan olmaktan öte gitmiyor, zira kimse dinin emirlerine uymuyor. Bakıyorsun böyle slogan paylaşan kimseye, İslamiyet ile bir alakası yok. Ama boyuna böyle sloganlar paylaşıyor. 

 

Diyelim ki büyü yapıldı, Cenab-ı Hakta tesir etmesini murad etti ve kişi büyü hastalığına yakalandı. Bununda tedavisi Tam İlmihal Se’adeti Ebediyye kitabında “Büyü, Sihr bahsinde” yazılmış. Orada bildirilenler inanarak yapılır ve okunursa Allahü teâlânın izni ile çözülür.

Karı kocadan birisi vefât edince, aradan üç-beş sene geçtikten sonra vefât…

[ad_1]

Üç sene, beş sene, on sene içerisinde de çürüyebilir, elli sene de geçse hiç çürümeyebilir. Çünki harâm yemeyen ve îmânlı olanların cesedlerini toprak [Allahü teâlâ emir vermiştir] çürütmez. Çürüdü zan ettik açtık, kemikleri varsa, kemikler bir kenara konmak sûretiyle, yabancı bile oraya defn edilebilir. Artık orada mahremiyyet kalkmıştır.

Karı koca namazında niyazında olduğu halde, çocuklarının hareketleri dine uymuyor. Bu…

[ad_1]

Âdem aleyhisselâma Allahü teâlâ katil bir evlât vermiş. Nuh aleyhisselâma inanmayan bir evlât vermiş. Peygamber efendimize de, Hem Ona, hem de İslâmiyete düşman olan bir amca vermiş. Anne baba, bulüğa ermeden önce evlâdına dînini öğretmiş, Allahü teâlânın emirlerini, Kur’an-ı kerimi öğretmiş, ama bulüğa erdikten sonra evlât dinlememiş, mürted olmuş, başka yol çizmiş, kâfir olmuş. O anne baba kahrolur tabii. Hiçbir anne baba, evlâdının Cehenneme gitmesini istemez. Yetiştirdikleri hâlde evlât rotasını değiştirdi ise, anne babanın yapacağı bir şey yok.