Kayın pederim Ramazân-ı şerîfe çok az kala, Şabân ayında vefât etti.…

[ad_1]

Şabân ayının kendi bereketi var. Receb ve Şabân ayları da mubârek aylardır. Ama bizim naklettiklerimiz, kitâplarda yazılanlar. Ramazân-ı şerîfde ayrı bir husûsiyyet var. Cenâb-ı Hak öyle ihsân etmiş. Cum’a günü ve gecesi için de öyledir. Ama şunu da unutmamalıdır; Ramazân-ı şerîfde vefât edene kıyâmete kadar azâb, hesâp olmaması, müslümân içindir. Îmânını kurtaran içindir. Ama kâfir için böyle değildir. Ramazân ayı çıkınca ona hemen hesâp ve azâb başlıyor. Müslümândır, namâzını kılıyor, orucunu tutuyor, harâmlardan sakınıyor, elinden geldiği kadar gayret ediyor, ona biz hüsn-i zan ederiz. Îmânını kurtardı mı, kurtarmadı mı bizim için o, âhirette belli olacak. Kendisi için ölür ölmez hemen belli oldu. Ama Ramazân ayındaki o ihsâna, Şabân ayındaki kavuşamaz. O da, îmânını kurtardı ise, Şabân ayının husûsiyyetlerine kavuşmuştur.

Kayın pederim öldü, kaynanam fakir, zekâtımı ona verebilir miyim?

[ad_1]

İlmihâl kitâblarında belli bir kâide var. Zekât, sadaka-i fıtr, adak ve yemîn keffâreti, üsûl ve fürû’a verilmez. Kayın peder, kayın vâlide bunlardan değil, öyle ise fakirse bunlara verilebilir.

Katılım bankasında bir miktar paramız var. Kâr payı adı altında paramızın…

[ad_1]

Katılım bankları da diğer bankalarda aynı, aralarında bir fark yok. Kâr adı altında verdikleri için mahzuru olmaz. İslamiyetin hakim olduğu yer yok, Müslüman ülke yok, Müslümanların yaşadığı ülkeler var. Osmanlı zamanındaki o sistem hiçbir yerde yok. Şimdi batılıların sistemi her yere hâkim. Yeryüzünde İslamiyetin hükümlerinin hâkim olduğu, şeriatın (yani Allahü teâlânın emir ve yasaklarının hâkim olduğu) hiçbir yer yok. Dolayısıyla kitaplarda; (İslamiyetin hükümlerinin olmadığı, tatbik edilmediği yerlerde, bankaların verdiği fazlalığın alınıp, kullanılmasında mahzur yok) diye geçiyor. İhtiyaç olursa bu parayı kullanmakta mahzur olmaz.