[ad_1]
Kurban denilenin, bedelini, yani değerini altın olarak bir fakire vermeniz gerekir. Kurban denilmeyen ise ömür boyu kesilebileceği için, kurban bayramı dâhil olmak üzere istenilen bir zamanda kesilebilir.
[ad_1]
Kurban denilenin, bedelini, yani değerini altın olarak bir fakire vermeniz gerekir. Kurban denilmeyen ise ömür boyu kesilebileceği için, kurban bayramı dâhil olmak üzere istenilen bir zamanda kesilebilir.
[ad_1]
Kayınpeder vefat ettiğinde, evlatları (yani dinleyicimizin beyinin abisi) ve hanımı hayatta. Kayınpederinin mirasından, kayınvalidesi 1/8 alır. Eğer iki kardeş iseler, başka kardeşte yoksa 7/8’side erkek çocukların olur. Miras taksim edilmediyse, önce kayınpederin mirası taksim edilir. Sonrasında dinleyicimiz beyimin abisi vefat etti dedi. Bu vefat eden kişinin mirasından, annesi (yani dinleyicimizin kayınvaldiesi) 1/6 pay alır. Sonrasında da kayınvalidem vefat etti, dedi. Bu kayınvalidenin tüm mirası (bir tek oğlu varsa), dinleyicimizin beyine verilir. Miras taksimi başta yapılmadığı için durum hercümerç (karmakarışık) olmuş. Bunu çözebilmek için anlattığımız sıra ile yapılmalı, ilk vefat edenden taksime başlanmalıdır. Böyle yapılırsa mesele kalmaz.
[ad_1]
Zaten kayın biraderiniz size yabancıdır. Ziyâret için beyinizle beraber gidersiniz. Onun dışında orada kalmanız uygun değildir.
[ad_1]
Hayır. (Doksanaltı gram veyâ daha fazla altını veyâ bunun karşılığı parası olan dînen zengindir. Zekât vermesi lâzımdır) diye ortaya böyle anlatılır. Sizden yardım isterse, o zamân yardım edersiniz.
[ad_1]
Dünyânın başlangıcından itibâren, kayın vâlide ve gelinden aralarında muhabbetli olanları çok nâdiridir. Onun dışında kayın vâlide ve gelin arasında sürtüşme süre gelmiştir. Genelde bu böyledir. Ama netice itibâriyle kayın peder, kayın vâlidedir. Yanî, anne baba yerine kâimdir. Dolayısıyla beyinin anne babasıdır. Gerekli hürmeti, saygıyı gösterirsiniz. Onları ziyârete gittiğinizde konuşsa bile cevâp vermezsiniz. Sabretmeli, ilgiyi de kesmemelidir. Muhtaçsa, yardım da etmelidir.
[ad_1]
Tehdit edeceğine, anasına baksa ya? Bir gün onun da düşeceği durum aynen o. Allahü teâlâ herkesin önüne bir fırsat çıkartır. İbâdet eder, etmez. Anasına bakar, bakmaz. Evlâdına terbiye verir, vermez. Komşuları ile hoş geçinir veyâ hoş geçinmez. Zulmeder veyâ mazlum konumuna düşer. Herkes bir tercihte bulunacak. Ama herkes de bunun bedelini ödeyecek. Siz elinizden geldiği kadar bunu yapar, sabreder ve duâ da ederseniz, cenâb-ı Hak, inşâallahü teâlâ karşılığını bol bol ihsân eder.
Şimdi evlâd anasına bile tahammül edemiyor. Niye, dinden uzaklaşıldı. Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri talebelerine anlatırken, bir daire çizmişler. Bu daire İslâmiyyetdir. Bu dairenin içinde hiçbir mazarrat yoktur. Yani zarar, ziyân, hastalık, üzüntü bu dairenin içerisinde yoktur. Burada huzur ve saâdet vardır. Ama bu dairenin dışında da hiçbir saâdet, huzur yoktur. Bütün mazarratlar, kötülükler bu dairenin dışındadır. Yani İslâmiyyete uyan rahat eder. Siz sabrederseniz bunun mükâfatı fazla olur. Ama onu dillendirir, herkese anlatırsanız ecri gider.
[ad_1]
Günü gelir helalleşilir. Pişman olmak da büyük nimettir.
[ad_1]
Eğer itikâdı düzgünse ve bu işi de Allah rızâsı için yapıyorsa, para karşılığı yapmıyorsa, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarında bildirilenleri şifâya kavuşması niyeti ile yapıyorsa, tamam. Zaten o kitâplarda bunların nasıl yapılacağı bildirilmiştir. Meselâ (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbında da, (Şifâ âyetleri bir tabağa mürekkeble yazılır, su dökülerek onun suyu içilir). Yahûd da, bu âyet-i kerîmeler Kur’ân harfleri ile yazılır, yazısı gözükmeyecek şekilde ince naylonla [streçle] yedi defa kapatılır veyâhud da pvc, yahûd da deri kapatılmış olsa, o zamân helâya gitmenin mahzuru söz konusu olmaz.