Kehf sûresinde bir âyet-i kerîme bereket için okunurmuş. Bu konuda neler…

[ad_1]

Eshâb-ı Kehfin isimleri yazılıp da tarlaya koyulursa bereket olur. Bazı duâlar, bunlar için tamam. Ama, bereket olması için Allahü teâlânın yarattığı sebeblere yapışmalıdır. Allahü teâlânın koyduğu kurallar, kâideler var. Bunları bilmek lâzım. Alış veriş bilgisini, isrâfın ne olduğunu, helâlden kazanmayı, helâlden satın almayı bilmek lâzımdır. İsrâfın ne olduğu, alış veriş bilgisi bilinmiyorsa, istenildiği kadar o âyet-i kerîme cepte taşınsın. Olmaz ki. İnsanlar zannediyorlar ki, ben nefsimin istediği gibi yaşayayım, sonra bu âyet-i kerîmeyi cebime koyarım. Olmaz. Bir evde isrâf varsa, o evde bereket beklenmez.

Kefir satılan yer de, diğerleri [bira, alkol satılan yerler] gibi midir?

[ad_1]

Elbette, bira , alkol satılan yer ne ise, o da aynıdır. Çünkü o da alkoldür. Hem alkol, hem de helâl yiyecekler satanın elindeki mülkü, mülk-i habîs olur. Verdiği alınır, ikrâm ettiği yenir. Bir kimse böyle bir yerde de çalışmış olsa, aldığı ücret harâm olmaz.

Keffâret-i namâz diye birşey var mı? Varsa niçin kılınır?

[ad_1]

Bu (Keffâret-i namâz)ı da yanlış anlatıyorlar. Kazaya kalan namaz borcu olan bir kimse, (Keffâret-i namâz) ismi ile bilinen bu namâzı kılınca borçların hepsini ödermiş!… Öyle bir durum söz konusu değil. Kitâplarda anlatılırken buyruluyor ki, Ramazân-ı şerîfin son Cum’ası, Cum’a namâzından sonra, yani öğleden sonra, (Keffâret-i namâz) olarak dört rek’at kılınır. Fâtihadan sonra, her rek’atde bir Âyetelkürsî ve on Kevser sûresi okunur. Bu namâz, kazaya kalan namâzların silinmesi için değil, sadece namâzları vaktinde kılmama ve geciktirme günâhları için yapılan tövbenin kabûlüne vesîle olur. Çünkü namâzı vaktinde kılmadığımız için geciktirdik. Bu geciktirmek de günâhdır. Bunun için de tövbe istigfâr etmek lâzım. Bu tövbenin kabûl olması için kılınıyor bu namaz. Yoksa, (Keffâret-i namâz) kılmak sûretiyle borçlar afv edilmiyor. Niyyet ederken de, (Kazaya bıraktığım ve kazasını geciktirdiğim namâzların, günâhlarının affolması için, bu namâzı kılmaya) diye niyyet ediyoruz.

Keffâret ve kaza borcum var. Öncelik hangisine olmalıdır?

[ad_1]

İkisi de farzdır. Yekün olarak kazânız daha fazla ise öncelikle kazânızı tutar, sonra keffâret tutarsınız. Çünkü keffâret için belli bir zamân dilimi lâzımdır. Kazalarda peşpeşe tutma şartı da yok. Dolayısıyla önce kazâları bitirir, sonra da keffâreti tutarsınız.

Keffâret orucu tutmak istedim ve başladım. Niyet ederken, (Niyet ettim, 61…

[ad_1]

Ona gerek yok. Altmış gündür. O biri de zaten kazadır. (Niyet ettim, keffâret orucuna) demeniz kâfidir. Keffâret ve kaza oruçlarında, niyetin zamânını öğrenmek gerekir. Çünkü orucun üç tane farzı var. Bu, Ramazân ayı için de geçerlidir. Ramazân ayının dışında tutulan keffâret oruçları, kaza oruçları, yemîn keffâreti oruçları, adak oruçları için ve bütün nâfile oruçlar için geçerlidir, değişmez. Kaza ve keffâret oruçlarının niyeti imsâk vaktinde bitiyor. Nâfile ve Ramazân oruçlarının niyet zamânı ertesi gün öğleye bir sâat kalana kadar devâm ediyor. Ama imsâkdan sonra bir şey yememek ve içmemek kaydı şartıyla.

Keffâret orucu için altmışbir gün tutuyorum. Bunu kazaya niyet edebilir miyim?

[ad_1]

Orucu bozan şeylerden bir tanesi, bilmeden, bilemiyerek bozulursa kaza gerekir. Orucu bozan şeyler bilerek yapılırsa, [hiçbir sebep yokken, hasta değil, yolcu değil, susuzluktan veyâ açlıktan kırılma tehlikesi olmadığı hâlde] bile bile orucu bozmanın cezâsı keffâretdir. Keffâret de altmış gündür. O biri de kazadır. Keffâret orucuna hangi sebeple olursa olsun ara verilmez. Kaza oruçları ara verilerek tutulabilir. Kadınlar sadece muayyen günlerinde tutmaz. Kadınlar da hasta, yolcu olmuş olsa, keffâret oruçlarına ara vermeden tutarlar. Muayyen gününde ara verirler, biter bitmez hemen başlarlar.

Keffâret gereken birkaç tane orucumuz oldu. Hepsi için bir keffâret tuttuk.…

[ad_1]

Hayır, değildir. O sadece keffât orucu ve yemîn keffâreti için tutulan oruç içindir. Kendi isteğimize bağlı, (Şu işim olursa bir ay peşpeşe oruç tutacağım) diyen de peşpeşe tutar. Oruç keffâreti için tutualan altmış gün oruç, arka arkaya tutulur. Sadece hanımlar muayyen günlerinde tutmazlar. Bunun dışında kadın olsun, erkek olsun seferilik, hastalık buna ara verdirmeye özür değildir. Ara verilirse baştan başlamak gerekir.