[ad_1]
Tabii. Zaten onun için tesbit edilmiştir.
[ad_1]
Tabii. Zaten onun için tesbit edilmiştir.
[ad_1]
Bunlar her yüz senede bir gelir. Bu, yüz sene arasında hiç kimse gelmez demek değildir. Peygamber efendimizin getirdiği dîne bid’atler girmiş ise, asli şekle çevirirler. İlave yapmazlar, çıkarma da yapmazlar. Müceddid demek, dîni yenileyen, asıra göre uyduran değildir. Asıra göre uydurmaya kalkanlar zındıktır. Müceddid olan, yaptığı hizmetlerden anlaşılır. Kendileri vefât ettikten sonra da yaptıkları hizmet açığa çıkar.
[ad_1]
Bu konu (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbında çok açık ve net yazılmış. Bizim zihnimizde şekillendirdiğimiz Çin setti gibi bir setin arkasında değiller. Bir erkek ve dişidir, günü gelince çoğalmaya başlayacaklar.
[ad_1]
Hanefi mezhebinde vacibler de farz statüsünde zikrediliyor. Önce farzlar ve vacibler. Sünnetleri kılmak ise nefsi kırmak içindir. Meselâ, bir kimse öğlen namazının sünnetine niyet edince, [kişi hayli hayli farz namazı da kılacağı için] şeytanın ümidini kırarmış. Kitaplarda anlatılırken 54 farz meşhurdur, ifadesi geçiyor. Burada meşhur demek, herkesin bilmesi lâzım olan demek, diye geçiyor. (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbı okunursa bu mesele daha iyi anlaşılır.
[ad_1]
Evet, aynen öyle yazıyor. Biz o duânın ne anlama geldiğini biliyorsak ve o niyetle de okuyorsak, şiir gibi okumuyoruz. Duâda da, ne istendiği, ne için okunduğunu bilmek lâzım.