Kılmadığımız, kılamadığımız vitir namâzını da kaza etmek gerekiyor mu?

[ad_1]

Hanefî mezhebinde vitir namâzı vâcibdir. Vaktinde edâ etmek vâcib olduğu gibi, dînimizin bildirmiş olduğu herhangi bir özürden dolayı vaktinde kılamayan bir kimse, kazaya bırakan bir kimse, aynen farzları kaza ettiği gibi vitri de kaza edecek. (Niyyet ettim, en son kılamadığım veyâ ilk kazaya kalan vitir namâzını kaza etmeye) diye niyyet edip, kaza edecek.

Kılınan sünnet namazlar, ahirette kazaya kalan namazlar yerine geçecekmiş. Doğru mudur?

[ad_1]

Ehl-i sünnet âlimleri o hadîs-i şerîfi öyle anlatmıyorlar. Hadîs-i şerîfdeki murad o değildir, buyuruluyor. Farz namazdaki eksiklikler, sünnet namazlarla tamamlanır. Farzda eksiklik ve kusur varsa, ilk ve son sünnettekiler alınarak, o tamamlanır. Yoksa, kılınmayanın yerine geçer diye, bir ehl-i sünnet âlimi öyle buyurmamış. Bunu, mezhebsizler söylüyor. 

 

Kıdem tazminatı almak uygun değil midir?

[ad_1]

Bir kimse, bir müessesede çalıştığı zamân bunun karşılığını alıyor. İşten çıkartıldığı veyâ kendisi çıktığı zamân tazmînât alıyor. Dînen bu, hak değildir. Çünkü çalıştığının karşılığını aldı. Ondan sonra alınan hak olmaz. Ancak, devletten veyâ bir fabrikadan ayrıldığı zamân onu hediye diye veriyorlarsa, o zamân câiz olur.