Kız kardeşim maliki mezhebini taklid ediyor. Spiral taktırınca adet günü onüç…

[ad_1]

On günün üzerine üç gün ilave edilir. O üç gün kaza edilir. Hanefi mezhebinde, on günden sonra gelen istihaza oluyor.

Kız kardeşim hafızlığa başladı. Hayızlı günlerinde hafızlığa çalıştırıyorlar. Doğru mudur?

[ad_1]

Doğru olur mu hiç? Kadın hayzlı iken Kur’ân-ı kerimi tutamaz, harâmdır, günâhtır. Câmiye giremez, harâmdır, günâhtır. Allahü teâlânın emrini hafife alanlara gidilmez, bunlardan da bir şey öğrenilmez. Kur’ân-ı kerimi ezberlemek emredilmemiş ki. Namâzda okunacak kadar sûreleri ezberleyince mesele bitiyor. Hafız yetiştirmek elbette kıymetlidir, ama harâm işleyerek olmaz.

Kız kardeşim çocuğunu okula götürmek için motor kullanıyor. Bir kadının araba…

[ad_1]

Caiz değildir. Kadın erkek eşit değildir. Bunu sonradan uydurdular. Kadınların da nefsleri kuvvetli olduğu için cazip geliyor. Allahü teâlâ yaratırken kadını ayrı yaratmış. Zihin, yapı ve diğer duyguları itibari ile ayrı yaratmıştır. Çok zaruri durumda, mecbur kalmak ayrı bir meseledir.

Kız kardeşim aşırı derecede vesveseli mahreçleri çıkarabilmesi için kendisini çok zorluyor…

[ad_1]

Aşırı vesveseli hal bir hastalıktır, acilen doktora gidilmesi lazım. Bu vesveseli halin de dini konularla bir alakası yok, bu bir hastalıktır. Dinin emirlerine meyyal olanlarda buralarda çıkar bu. Dinle imanla alakası olmayanlarda da görülebilir, bazılarını temizlikten vurabilir. Doktora gitmeyi bir ayıp olarak görmemeli. Araştırıp mütehassıs bir doktora gitmeli. Dinimizin bildirdiği şifa ayetleri var, bunlar da sebeptir.
 

Tam İlmihal Seadet-i Ebediyyede bildiriyor. Böyle sinir hastaları olanlar, her gün önce 100 defa Estağfirullah min külli ma kerihallah sonra 100 defa “Bismillâhirahmanirrahim velâ havle velâ kuvvete illa billâhil aliyyil azim” okumalı. Peki, ne oldu? Allahü teala Hud suresinin 52.ayeti kerimesinde ” İstiğfar ederseniz, imdadınıza yetişirim” buyuruyor. Ya doğrudan doğruya şifa verir veya şifa için sebepleri önüne çıkarır. Bir şeyler olur.

Kız çocuğumuza Fatma Betül ismini koyduk, ama Fatma yazdırmadık da, Betül…

[ad_1]

Betül, hazret-i Fâtıma “radıyallahü anhâ” vâlidemizin bir başka ismidir, sıfatıdır. Dolayısıyla onu söylemek sûretiyle hazret-i Fâtımaya bağlantı kuruluyor. İnşâallahü teâlâ, o isimden dolayı da şefaâte kavuşur.