[ad_1]
Kızım evlendi. İkiyiz gram altın takıldı. Ev aldılar, yetmiş bin lira…
[ad_1]
Hayır, vermeyecek. Çünkü borcun altında kalıyor. Hâlâ eksideler. Dolayısıyla zekât vermeyecekler.
Kızım Erzurum ilahiyatta okuyor. Yanında mahremi olmadan bize gelip gidiyor. Bu…
[ad_1]
Kadının mahremsiz yola çıkması günâhdır. İlim, zarûret değildir. Allahü teâlâ kadın kullarını koruyor. Yanında bir hâmisi yoksa, onu tanıyan, koruyan yoksa, kötü niyetli kimseler ona eziyet edebilir, yanlış iş yapabilir. Cenâb-ı Hak kadın kullarını zayıf yarattığı için, bu emriyle onları koruyor. Bir kadının da, Rabbim beni koruyor diye düşünmesi, sevinmesi ve itirâz etmemesi lâzım. Allahü teâlâ dinleri azgın olan bu nefsi frenlemek için göndermiştir. Bir şeyin şüyuu, vukûundan beterdir. Gündüz seyahat etsin, o şartları mümkün mertebe gözetsin.
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî “kuddise sirruh” hazretleri talebelerinden Hüseyin Hilmi efendinin “rahmetullahi teâlâ aleyh” yanında, (Bizi dinlemiyorlar, dinleseler rahat ederler) buyuruyorlar. Hüseyin Hilmi efendi “rahmetullahi teâlâ aleyh” hazretlerine, (Siz dinlersiniz) buyurmuşlar. Hüseyin Hilmi efendi “rahmetullahi teâlâ aleyh”, (İşte bu söz, bu hizmetlerin meydana gelmesine vesîle oldu) buyuruyorlar. Dolayısıyla Rabbimizin emri dinlenirse, dünyada rahat ederiz, huzurlu oluruz. Âhirette de ebedî seâdete kavuşuruz.
Kızım dört aylık, saliha olabilmesi için ne yapmam lazımdır?
[ad_1]
Hakîkat Kitâbevinin yayınlamış olduğu (İslâm ahlâkı) kitâbını anne adayının veya annenin çok iyi bir şekilde okuması, hayatına
intikâl ettirmesi gerekir. Çocuğa kısa sûrelerden başlayarak ezberletmek gerekir. Yemesinde, içmesinde, oturmasında…, yavrum böyle, diye söylemelidir. (Ta ki onda meleke hâline gelinceye kadar). Allahü teâlânın sevdiklerinin hayatlarını (Türkiye gazetesinin vermiş olduğu evliyâlar ansiklopedisi var) okuyacağız. Oradaki menkıbeleri onun seviyesine indirerek anlatacağız. Böylece büyüklere olan sevgisini arttıracağız. O sevgi yerleştikçe, o da sâliha birisi olur.
Kızım bir yaşında. Saçını kestim. Bana, (Bunun ağırlığınca para vermen lâzımdı)…
[ad_1]
Söylediklerinde bir doğruluk payı var da, fakat yanlış söylemişler. Çocuk dünyâya geldiği zaman saçı kesilir, ağırlığınca sadaka verilir.
Kızım başka bir ilden babasına vekalet verdi. Babası da kurbanını burada…
[ad_1]
Bir mahzuru yok. Kurban kesecek kimsenin, kurban kesilirken mukim olması önemlidir.
Kızım başını deve hörgücü gibi örtüyor. Daracık elbise ile dışarıya çıkıyor.…
[ad_1]
Günümüzde örtünenlerin çoğu anne baba zoru ile bunu yapıyor. İslamiyetle dertli değiller. Maalesef dertleri nasıl modaya uyarım, bu örtüyü nasıl modaya uydururum oluyor. Öyle olunca da kafalar deve hörgücü gibi, bluz daracık, altta da daracık kot pantolon oluyor. Vücut hatları belli ama sözde örtülü oluyorlar. Böyle garip bir durum ortaya çıkıyor. Bunun İslamiyetle alakası yok. Bu örtünmek değil. Allahü Teâlâ’nın emrine uyulmamış oluyor. Hatta hadis-i şerifte bunlara ikaz var: “Örtülü çıplaklar” diye hadis-i şerifte bunlar itab ediliyor, azarlanıyor, lanet ediliyor. Böyle söyleyince kızanlar oluyor. Anlattıklarımız bizimle alakalı değil. Bunu bizzat İslamiyetin sahibi “aleyhisselâm” bildiriyorlar. Kitaplarda yazıyor. Biz oradan naklediyoruz. Burada niyet kurtarmaz. Erkeklerin bile kaba avret yerlerini gösterecek şekilde dar pantolon giymeleri caiz değildir. Hatta böyle dar pantolon giyen erkeğin arkasında namaz kılmak mekruh olur buyruluyor. Kitaplarda açıkça yazılmış bunlar. İyi bir Müslüman Allahü Teâlâ’nın emirlerine uyar. İnsanlar ne der diye düşünülüyorsa, o zaman samimi olunmadığı anlaşılır. Kitaplarda; (Bir kimse Allahü teâlânın kızacağı şeyde, insanların rızasını ararsa; Allahü Teâlâ bunun işini insanlara bırakır) buyruluyor. İnsanlarda bugün över, yarın söverler. Hiç uğruna kendini feda etmiş olur. Dolayısıyla insanların ne düşündüğüne değer vermemeli, Allahü Teâlâ’nın rızasını düşünmelidir. İnsanlar kızsa da, orada Allahü Teâlâ’nın rızasına uygun iş yapılmalıdır. Zira kitaplarda az evvel naklettiğimiz hadis-i şerifin devamında şöyle buyruluyor: (İnsanların kızacağı yerde Allahü Teâlâ’nın rızasını arayan kimseyi; Allahü Teâlâ insanlardan gelecek bela ve musibetlerden korur) Niye din büyüklerinden muhabbetle, sevgiyle bahsediyoruz? Yaşayışlarına gıpta edip, imreniyoruz. Peki neden? Çünkü onlar Allahü Teâlâ’nın rızasını gözetmişler. Karşılaştıkları meselelerde Allahü Teâlâ’nın rızasını tercih etmişler. İnsanların rızasını gözetenler ise isimleri cisimleri unutulup helak olup gittiler. Kendi nefsini düşünenlerde, ona göre hareket edenlerde mahvolup gittiler. Şimdi onlar rahmetle değil lanetle yâd ediliyor. Allahü Teâlâ’nın rızasını düşünen kimse insanlar ne demiş, ne der bakmaz, emredileni yapar. Kişi tercihini yapmalıdır. Hangi tarafta olacak? İsimleri cisimleri unutulan insanlar gibi olup başkaları ne der diye mi düşünecek? Yoksa Allahü Teâlâ’nın dostlarının yolundan gidip, saadete mi kavuşacak? Tercih kişiye aittir.
Kızım akşam yatmadan önce abdest alsa, mesti giyip yatsa, sabah kalktığı…
[ad_1]
Tabii. Uyudu abdest bozuldu, ama mesti giymişti. Çorapla, mestle yatmak sıhhi değildir, ama dînen bir mahzuru yok.