[ad_1]
Komşularımız biz geldiğinde, yanlarında olsam da olmasam da gıybet ediyorlar. Hiç…
[ad_1]
Olmaz. Yanlarından çıkmış olsanız, (Bizi beğenmedi, odaya tıktı, gitti) derler. Mâni de olunamıyorsa, konuyu değiştirmelidir. Müdâhale de edmiyorsak, kalben reddederiz. Tasdik edilmez. Müsâfir geldi diye, onların hâtırı için de gıybet edilmez.
Komşularım neden hacca gitmiyorsun diye baskı yapıyorlar. Kocam rahatsız ona bakmak…
[ad_1]
Hayır. Söyleyenler yanlış yapıyor. Kadının, mahremsiz olarak hacca gitmesinin harâm olduğu bildiriliyor. Böyle söylemeleri, islâmiyeti bilmemelerinden kaynaklanıyor. Siz, onlara itibâr etmeyin.
Komşulardan birçoğunu tanımıyoruz. Bunun için komşu hakkına girer miyiz?
[ad_1]
Büyük şehirlerde artık öyle. Eskiden tek veya çift katlı evler vardı. Orada komşuluk fazla idi, riâyet edilirdi. Yapılan araştırmalar bunu gösteriyor. Bu çok katlı binalara geçince komşuluk ölüyor. Kitâplarda kırk daireye kadar diye izâh ediliyor. Şimdi kimdir, itikâdı nedir, onu da bilemiyoruz. Önce dışarıda tanımaya çalışılır, sonra yaklaşma olur. Kırk dairelik bir blokta hepsini dolaşmak da şart değildir. Kitâplarda buyuruluyor ki, (Zamana, hâle ve kişinin durumuna göre kırk kapıya kadar ulaşabilir). Meselâ karşı komşuya hâl hâtır sorulur. İkrâm etmeye çalışılır. İtikâdı da bozuksa mesâfe olunur. Ama acil durumlar olduğu zaman insanî yardımlar da yapılır. Güç yetiyorsa, üsttekiler, altındakilere kadardır. Alt ve üst komşularla gürültü olduğu için hak ve hukuk geçebilir. Onlara riâyet edilir, onlarla görüşülür. Her kattaki, komşuluk münâsebetlerini dînimizin emrettiği şekilde yerine getirmeye çalışacak olursa, zamanla birbirlerine sirâyet edebilir. İtikâdları, anlayışları farklıysa belli mesâfelerde olur. İnsanî yardımda, her zaman için, gayr-i müslimde olsa yardım edilir. Çünkü komşuluk hakkı vardır. Ama komşu müslümânsa iki hakkı vardır. Hem komşuluk, hem müslümânlık hakkı. Komşu hem müslümân, hem de akraba ise, o zaman üç hak tahakkuk eder. Akrabalık hakkı, komşuluk hakkı ve müslümânlık hakkı, diye kitâplarda bildiriliyor. Demek ki, hâle ve duruma göre muamele edilir. Bu konuda (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye)de ve İslâm Ahlâkı kitâbında da, komşuluk hakkı ile alâkalı kâfi bilgiler vardır. Lâzım olacak kadar bilgiler oraya aktarılmış.
Komşulara bir tabak yemek vermek istiyorum, ancak beyim râzı olmuyor. Vermezsem…
[ad_1]
Hayır. Beyinizin malını ancak onun izniyle kullanabilirsiniz. Bu erkek için de aynı şekildedir; hanımının malını, hanımının izniyle kullanabilir.
Komşudan ödünç alırken hediye alıp, versek daha iyi olurmuş. Doğru mu?
[ad_1]
Doğru öğrenmişsiniz. Çünkü alınan şeyi geri az verirsek fâiz olur. Dolayısıyla komşunun hediye etmesi lâzımdır. Siz de verirken hediye ederseniz, problem kalkar.
Komşu çocuklarına Kur’ân-ı kerîm öğretiyorum. Dînî bilgiler de veriyorum. Nasıl bir…
[ad_1]
Kur’ân harfleri öğretilecek. Onun dışında sûrelerden (Elem tere…)den aşağısını çok güzel bir şekilde öğretmek lâzımdır. Sonra namâzda okunacak duâları iyice ezberletmelidir. Sabah, akşam ve yatsı namâzından sonra okunacak aşr-ı şerîfler de ezberletilir. Din bilgisi olarak, önce itikâd, îmân bilgisi, îmânın şartları öğretilir. Sonra da namâz üzerinde ısrarla durulur. İyice zihne ve kalbe yerleşmesi lâzımdır. Kıymetli bir iş yapıyorsunuz.
Kolum alçıya alındı. Abdest ve gusülde nasıl hareket edeceğim?
[ad_1]
Abdestte, diğer koluyla uzuvlarını yıkar. Alçılı kısmı da mesh eder. Gusülde ise, alçının altına su geçme tehlikesi varsa, naylonla örter. Vücudunu diğer eliyle elinden geldiği kadarıyla yıkar. Alçılı kısmı da mesh eder. Alçıda parmaklar açık ise oralar yıkanır, mesh edilmez.