Kur’ân-ı kerîm okusam da, namâz kılsam da, hayır, hasenât yapsam da,…

[ad_1]

İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hazretlerine de, bir talebesi arz etmiş. (Namâz kıldığım zamân kendimi iyi hissediyorum. Ama namâzın birisi kazaya kaldığı zamân, [tabiî, dînin bildirdiği bir özür sebebi ile] kendimi perişân, mahv olmuş biliyorum). İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hazretleri, (İkinci hâlin güzel) buyuruyorlar. Çünkü birinci hâl insanı kibre götürür. Kibir ise, felâkettir. Allahü teâlâ diğer günâhlara sıfatlarıyla düşmândır, kibirliye zâtıyla düşmândır. Onun için de hadîs-i kudsîde,(Kibriyâ, üstünlük bana âiddir. Bu konuda bana ortak olmak isteyeni yakarım) buyuruluyor. Zevk alma meselesine gelince, cenâb-ı Hak’la biz pazarlık hâlinde değiliz. İbâdetleri yapmaya devâm etmeli, fakat kabûle şâyan görmemelidir. Cenâb-ı Hakkın ihsânı olduğunu bilmelidir.

Kur’ân-ı kerîm okurken baş, kollar, bacaklar açık olabilir mi?

[ad_1]

Edebe riâyet etmek lâzım. Çünkü Allahü teâlânın kelâmı okunuyor. Eğer biz Allahü teâlânın kelâmına hürmet edersek, azîz oluruz. Hürmet göstermezsek, zelîl oluruz.

Kur’an-ı Kerim okumayı bilmiyoruz, latin harfleriyle yazılanları okuyabilir miyiz ?

[ad_1]

Zinhar bunlara itibar etmemeli, almamalı ve okumamalıdır. Çünkü Kur’an harflerinin çıkış yerleri bellidir. O yerden çıkmazsa manâ bozulur, anlam gider. Bizim kullandığımız latin alfabesindeki harflerin hepsi ağız boşluğundan çıkar, ama Kur’an alfabesi öyle değildir. Hepsinin çıkış yerleri var, bunlara mahreç denir. Dolayısıyla her bir harfin çıktığı yer var, oradan o harf çıkmazsa manâ bozulur.

Bilemeyip, latin harfleri ile yazılmış olan yerden sûre ezberleyen, bilen birisine mutlaka dinletmelidir. Başka alternatifi yoktur. Meselâ zaman zaman tavsiye ettiğimiz, (İslâm Ahlâkı), (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitaplarında bazı şeyler zarûreten yazılmıştır, ama gerekli imlâlar konmuştur. Bütün buna rağmen bilen birisine dinletmelidir.

Kur’ân-ı kerîm okumaya başlarken okunacak bir duâ var mıdır?

[ad_1]

Temel kitâblarda yok. Ehl-i sünnet âlimlerinden bazıları böyle bir şey bildirdi ise, onu da red etmeyiz. Ama bizim okuduğumuz temel kitâblarda, Kur’ân-ı kerîm adâbı diye bildirilen kitâblarda, Kur’ân-ı kerîme başlarken şu duâ okunacak diye bildirilmemiş. Bildirilmediği için de biz de nakletmiyoruz.

Kur’ân-ı kerîm okumak için toplananlardan kimisi mushafdan aşağıda, kimisi yukarıda oluyor.…

[ad_1]

Allahü teâlânın kelâmına hürmet etmeyen kimse, azîz olamaz. Kıymet verilmezse, hafîfe alınırsa, aşağılarda kalırsa, yapan da âdî olur, aşağılarda kalır. Bir daha da kendini toparlayamaz. Bunu hiçbir zamân unutmamak lâzımdır.

Kur’ân-ı kerîm öğretiyorum. Öğrencilerime Mushaf alıp, hediye ediyorum. Bazen içime vesvese…

[ad_1]

O bizi ilgilendirmez. Biz Mushafı alıp, hediye ederiz. (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbını, (İslâm Ahlâkı) kitâbını, [Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını] alır, hediye ederiz. Okur, okumaz; atar, yakar; mesûliyyet ona âiddir. Öbürüsü vesvesedir, öyle düşünmemelidir. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını verince de, yarın âhiretde, (Sen dînini niye öğrenmedin? Eline imkân geçti, niye okumadın, niye bakmadın, niye irâdeni bu tarafa doğru kullanmadın?) diye, onlar hesâba çekilecek. Bizim bir mesûliyyetimiz söz konusu olmaz.

Kur’an-ı Kerim kursunda hocamız, hayızlı iken Kur’an-ı Kerim okunacağını söyledi. Maliki…

[ad_1]

Hanefi ve hanbeli mezhebinde, gusül abdestinde ağızın içini yıkamak farz. Diş dolgusu veya kaplaması varsa, ağızın içerisi yıkanmadığı için gusül olmuyor. Bunların mâlikî veya şâfii mezhebini taklid etmesi lâzım. Bu şekildeki bu fetvâ verenler, bu olmaz diyor. Bir kimsenin guslü olmazsa namazı olmaz, burada mutlaka taklid etmesi lâzım. Çünkü beş vakit namazı muhakkak kılması, guslünün ve abdestinin muhakkak sahih olması lâzım. Sahih olabilmesi için de, kendi mezhebinde çıkış yolu yoksa diğer mezhebleri taklid etmesi şarttır.

Peki, hayızlı bir kadının Kur’an-ı kerim okuması şart mı? Şart olmadığı hâlde, (Mâlikî mezhebinde bir kavil vardır, ona göre yapılabilir) diye nasıl denilebilir ki. Bir hanım hayızlı iken Kur’an-ı kerim okuyamaz. Ona o hâlinde iken Kur’an-ı kerim okuması, öğrenilmesi emredilmedi.

Kur’an-ı kerim bilen, namazını kılan, tesettüre riayet eden saliha bir kimse…

[ad_1]

Maksat sahibi deli gibidir. Allahü teâlânın rızası için bu şartlara riayet eden kimse aranırsa, cenab-ı Hak karşısına çıkarır.

Kur’an- kerim yerde okunabilir mi?

[ad_1]

Okunmaz. Herkes yerde ise, öbürleri de yüksek tutuyorlarsa olur. Öbür türlü saygısızlık olur ve böyle bir toplantıya da gidilmez. Burada bereketsizlik ve Allahü teâlânın kelâmına saygısızlık olur. Onlar sevâb kazanayım derken günâha giriyorlar.