Kur’an-ı Kerim’in içine ölen kişinin resmini koyuyorlar. Böyle yapmaları uygun olur…

[ad_1]

Latin harflerle yazılı bir şeyi bile mushafın için ekoymak uygun değildir. Mushafın üzerine bir şey konmaz, yüksekte tutulur. Onun arasına, meselâ latin harfleri ile yazılı bir takvim yaprağı konmaz. Uygun değildir. O resmi oraya koyunca, o bereketlenir, ona feyz gider, günâhları afv olur diye düşünülürse, bid’at olur. Zaten o resmi onun içerisine koymak câiz değildir. Câhil sofu şeytânın maskarası olur. Bunun şiddetle men edilmesi gerekir.

Kur’ân-ı kerîmin okunuşunun latin harfleri ile yazılmış hâlini ne yapmalıyız, başkasına…

[ad_1]

Bunu hemen imhâ etmelidir. Onu hiç okumamalıdır. Muhakkak günâha girersiniz. Çünkü mevcût bu alfabe ile, Kur’ân-ı kerîm alfabesini okumak imkân dâhilinde değildir. İmhâ ederken kâğıt kıyma makinalarında kıyılabiliyor veyâ ayak basmayacak yere gömülebilir veyâhud da yakılıp külleri gömülebiliyor. Bu şekilde imhâ edilebiliyor. Başkasına verilmez. Kur’ân-ı kerîmden din öğrenilmez, tefsîr kitâplarında bile öğrenilmez. Fıkıh kitâplarından din öğrenilir.

Kur’ân-ı kerîmi çocukluğumdan beri okuyorum. Makâm öğretenler var. Böyle bir şey…

[ad_1]

Makâm, müzik kalıplarına uydurmak demektir. Uygun değildir. Kur’ân-ı kerîmi ve tecvîd kâidelerini öğrendiyseniz, sesiniz de uygunsa ona göre okunur. Kur’ân-ı kerîm harflerini, tecvîd kâidelerinin, medleri [uzatmaları] değiştirmemek kaydı şartıyla ezgiyle okunmasına izin verilmiştir.

Kur’an-ı Kerimde şifreler olduğunu söylüyorlar. Doğru mudur?

[ad_1]

Uydurup uydurup söylüyorlar. Kendi düşüncesidir. Âyet-i kerimeye kendi kafasına göre mâna veriyor. Eğer bir Ehl-i sünnet âliminin kitâbını okumuş olsa idi, Kur’ân-ı kerimden kendi kafasına göre hüküm çıkarmazdı. Böyle şeylere itibâr etmemeli, dinlememeli ve kale de almamalıdır.

Kur’an-ı kerimde belli vakitlerde namaz emredilmiştir ifadesi için bazı âlimler beş…

[ad_1]

Onlar âlim değildir. Böyle söyleyenler ya mezhebsizdir, veyâhud zındıkdır. İslâm âlimleri bu belli vakitlerden murâdın ne olduğunu, beş vakit namazın âyet-i kerîmelerde nasıl bildirildiğini uzun uzun açıklamışlardır.