Marketten tavuk alırken, belli bir şeye sarılı şekilde tartılıyor. Bunun gibi…

[ad_1]

Bu fâiz olmaz ama böyle alış veriş caiz olmaz. Ya’ni darasını düşmeden önce bize bunu aynı fiyâtta satacak olursa, o caiz olmaz. Çaresi, tavuk tartılınca (kaç para?) deriz ve götürü usûlü ile satın alırız.

Marketlerde para üstü olarak beş-on kuruşumuzun kaldığı oluyor. Bizim hakkımız mı…

[ad_1]

Evet, biz helâl etmediğimiz müddetçe hakkımız geçiyor. O beş-on kuruşu ödemesi lâzımdır. Ama hediye edersek mes’ele bitiyor.

Marketlerde bir ürün alana çekilişle hediyeler veriyorlar. Böyle çekilişlere katılmak uygun…

[ad_1]

O mal bize ihtiyaç olup biz de aldık, sonra bizi çekilişe kattılar, mahzuru yok. İhtiyacımız olmayıp, çekilişe katılmak için almak caiz olmaz. Evin ihtiyacı olan herhangi bir şeyi alırken öyle bir indirim söz konusu ise, o emtia da bize lâzımsa, onu alırız.

Mark olarak ödünç alınan para, yine aynı miktarda mark olarak mı…

[ad_1]

Allahü teâlâ, insanlar arasında, muamelede [alış verişte, ödünçte..] altın ve gümüşü esas olarak yaratmıştır. İsmi ne olursa olsun, kâğıt paralar sonradan çıktı. Altın ve gümüşün dışındaki paraların adına fülûs denir. Dolayısıyla bunlar kıyemî değerlere sahiptir. Ne verildi ise, ancak o alınabilir. Yapılan akde göre mark verildi, mark alınır. Akid baştan yapılır ve akid yapıldıktan sonra o akde sâdık kalınır.