[ad_1]
İmâm-ı Muhammed Şeybânî hazretlerinin ictihâdı tercih edilmiş ve bunun bir mahzuru olmaz. Müsta’mel su durumuna gelmez.
[ad_1]
İmâm-ı Muhammed Şeybânî hazretlerinin ictihâdı tercih edilmiş ve bunun bir mahzuru olmaz. Müsta’mel su durumuna gelmez.
[ad_1]
Câiz ise de, efdal olanı bu değildir. Ama imkân yoksa, orada da okunabilir.
[ad_1]
Bu fâiz olmaz ama böyle alış veriş caiz olmaz. Ya’ni darasını düşmeden önce bize bunu aynı fiyâtta satacak olursa, o caiz olmaz. Çaresi, tavuk tartılınca (kaç para?) deriz ve götürü usûlü ile satın alırız.
[ad_1]
Zaten orada hepsinin fiyâtları da yazılıdır. Onu kabûl edince, o alış veriş olur.
[ad_1]
Evet, biz helâl etmediğimiz müddetçe hakkımız geçiyor. O beş-on kuruşu ödemesi lâzımdır. Ama hediye edersek mes’ele bitiyor.
[ad_1]
O mal bize ihtiyaç olup biz de aldık, sonra bizi çekilişe kattılar, mahzuru yok. İhtiyacımız olmayıp, çekilişe katılmak için almak caiz olmaz. Evin ihtiyacı olan herhangi bir şeyi alırken öyle bir indirim söz konusu ise, o emtia da bize lâzımsa, onu alırız.
[ad_1]
Allahü teâlâ, insanlar arasında, muamelede [alış verişte, ödünçte..] altın ve gümüşü esas olarak yaratmıştır. İsmi ne olursa olsun, kâğıt paralar sonradan çıktı. Altın ve gümüşün dışındaki paraların adına fülûs denir. Dolayısıyla bunlar kıyemî değerlere sahiptir. Ne verildi ise, ancak o alınabilir. Yapılan akde göre mark verildi, mark alınır. Akid baştan yapılır ve akid yapıldıktan sonra o akde sâdık kalınır.