[ad_1]
Mest ayağımıza tam oturmasa, biraz bol olsa bir mahzuru var mı?
[ad_1]
Herhangi bir mahzuru söz konusu olmaz. Ölçüsü, ayaktan çıkmayacak şekilde olmasıdır.
Mesnevide uygun olmayan müstehcen hikayeler olduğu söyleniyor. Böyle bir şey var…
[ad_1]
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin yazmış olduğu (Mesnevî) kitâbı, vilâyet yolunda gelenlerin en kıymetlisidir, buyuruluyor. Nübüvvet yolunda gelen evliyâ-i kirâmdan kitâp yazanların içerisinde de en kıymetli kitâp, İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hazretlerinin (Mektûbât) kitâbıdır. İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hazretleri de başlangıçta hocasına arz durumunda yazmış oldukları mektûplar var. Orada bazı tasvirler var. Meselâ hocasına arz ederken, kendisine gösterilen bazı şeyleri, dünyâda kullandığımız kelimelerle arz ediyor. Bu bilgilere yabancı olan bir kimse onları okuduğu zamân, zanneder ki uygunsuz şeyler. Halbuki bunlar o şekilde değildir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri teşbîhi çok kullanır. Bu teşbîhleri de bazı şeylere benzetme durumu söz konusudur. Fakat câhil, ahmak, sadece şehvetlerini düşünen bir kimse onu okuduğu zamân öyle anlar. Dolayısıyla böyle art niyetli, kötü kimselerin bu şekildeki anlamaları bizim için hüccet değildir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri, hazret-i Ebû Bekr-i Sıddık “radıyallahü anh” hazretlerinin soyundan gelen, vilâyet yolunda yükselmiş olan evliyâ-i kirâmdandır. Çok mübârek bir zâtdır. Cenâb-ı Hak şefaatlerine nâil eylesin! Ney çalmadı. Müstehcen hikâyeler anlatmadı, anlatmaz da. Mürşîd-i kâmili neye benzerek anlattığı için adamlar ney çalıyor. Halbuki çalmadı, hiç alâkası yok. Mecâz olarak veyâ çift anlamlı olarak bu şekildeki kelimeleri kullanarak, Allahü teâlânın dilediğini ortay koydu. Kimisi okuyacak sapıtacak, kimisi okuycak doğru yolu bulacak. Nitekim eshâb-ı kirâmdan birbirleri ile vuruşanlar oldu. O vuruşma Ehl-i sünnet itikâdında olanları doğru yoldan çevirmedi. Ama bazılarını sapıttırdı. Allahü teâlânın ezelde dilediği bazı şeyler var. O büyüklerde, kendi irâdelerinin dışında zuhûr etmiştir. Ama mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri şiir şeklinde yazmıştır, onu değiştiremezler. Tercemesini yaparken onları öyle sundu ise, onların da mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri ile bir alâkası yok. İftirâdır. Mesnevî farsçadır, dolayısı ile aslına bakmak gerekir. Oradaki farîsi kelimeler, hem fıkıh ilminde, hem tasavvuf ilminde, hem kelâm ilminde, hem edebiyat ilminde hangi anlamlara geliyor, ona bakmak lâzım. Yoksa biraz farsça bilen bir kimsenin, kafası bozuksa, karı kız peşinde ise, onları da öyle yorumlar. Onların sözüne de itibâr edilmez. Bugüne kadar mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin (Mesnevî)sini şerh ediyorum diye ortaya çıkanların çoğunun da itikâdı bozuktur. İtikâsı bozuk olan bir kimse onu şerh etmeye kalktığı zamân da, kendine yontar. Onun şerh ettiği, (Mesnevî)nin açıklamasıdır, diye ortaya koymuş olduğu kitâbı okuyan bir kimse, mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerini sapık, bid’at ehli zanneder. Meselâ Âbidîn Paşanın şerhi vardır, muteber ve kıymetlidir. Bunları okumalıdır, onlara hiç itibâr etmemelidir.
Mesleğimiz gereği elimize yapıştırıcı bulaşıyor ve bunları çıkartmakta zorlanıyoruz. Abdest için…
[ad_1]
O yapıştırıcıyı çıkartabilecek olan nesne kullanılır. Zahiren görünenler çıkarıldıktan sonra abdest alınır.
Meşhur hadis-i şeriflerle bildirilmiş kıyamet alametleri hakkında bilgi verir misiniz?
[ad_1]
Âhır zamandayız. Bu zamanda ahlâksızlıkların çoğalacağı, nâ-ehil kimselerin iş başına geleceği, din câhillerinin türeyeceği, ahlâksız kimselere itibâr edileceği.. kıyâmet alâmetlerindendir. Hicri ikibinde hazret-i Mehdi gelecektir. Aşağı yukarı yaklaşık beşyüz küsür sene var. İsâ aleyhisselâm yeryüzüne o zamanda inecek. Vefât edince de Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” kabrinin yanına defnedilecek. İsâ aleyhisselâm Peygamber olarak değil, Muhammed aleyhisselâmın dînini yayacaktır. Deccal çıkacak. Güneşin batıdan doğma hâdisesi en son olacak.
Mesh giyince, yatsıya kadar giyeceğim diye niyet ediyorum. Doğru mu yapıyorum?
[ad_1]
Kendimizin sınırlandırma durumu söz konusu değildir. Mestin kendi sınırlandırma zamânı bellidir. Ayağımıza abdestli olarak giydik, abdest bozulduktan sonra, ayağımıza mesh verdikten sonra süresi başlıyor. Mukîm iken, yirmidört saâtdir. Seferi iken de, üç gündür. Mâlikî mezhebinde mestin süresi yoktur. Gusül gerektiği zamân mest çıkarılır. Hanefî mezhebinde kalın çorapların üzerine bile mesh edilebiliyor. İnce çorabın altına deri geçirilirse, onun üzerine bile mesh edilebiliyor. Mâlikî mezhebinde mestin mutlaka deriden olması lâzımdır.
Mesela vitir namazında ilk rekatta felak ikinci rekatta nas üçüncü rekatta…
[ad_1]
Hayır. Üçüncü rek’atde yine Nas okunur. Çünkü o sırayı terk ederek geriye dönmek daha çok kerihdir.
Mesela kadın açık şekilde çalışıyorsa kazandığı para haram olur mu?
[ad_1]
Kazancın harâm olabilmesi için, harâm yerde çalışmak, orada hîle olması lâzım. Bunlar yoksa, harâm olmaz. Ama günâh işleyerek çalışınca, bereket olmaz.