[ad_1]
Mevlid kandili ile ilgili bilgi verir misiniz. Ne zaman başlar ne…
[ad_1]
Mevlid, doğum zamanı demekdir. Mevlid kandili, Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” dünyâyı şereflendirdiği geceye verilen isimdir. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” Rebî’ul-evvel ayının onikinci gecesi, pazartesi günü sabaha karşı, Mekke-i mükerremede dünyayı şereflendirmişlerdir. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” hayattayken bizzat kendileri de, bu geceyi, doğum günlerinde olanları Eshâbına anlatırdı. Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvân” efendilerimiz de, daha sonra bu yaptıklarını ve anlattıklarını kendilerinden sonraki nesillere anlatmışlardır. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” dünyayı şereflendirdiği için sevinenleri Allahü teâlâ afv eder. Hatta misâl veriliyor, Peygamber efendimizin amcalarından Ebû Lehebe, “Kardeşin Adüllahın oğlu dünyaya geldi” denilince, sevincinden câriyesi Süveybeye emzir diye emr veriyor. Ebû Leheb öldükten sonra rüyâda görülüyor. Ne hâldesin? diye sorulunca, “Hep azâb içerisindeyim ama senede bir gün ( Rebî’ul-evvel ayının onikinci gecesi) azâbım hafifletiliyor. Parmağımın arasından serin bir su çıkıyor, onu içiyor ve rahatlıyorum.” Îmân etmediği, inanmadığı hâlde, Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” dünyayı şereflendirdi diye, o sevinmesi bereketi ile senede bir defa Allahü teâlâ azâbını hafifletiyor. Ya Ona îmân eden, Onun yolunda giden, O doğduğu için sevinenleri, bunun için hediye verenleri, bu güne kıymet ve değer verenleri, sevindiğini belli edenleri afv etmez mi Allahü teâlâ? Elbette ki afv eder.
Bu gece, Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” doğum günü olması sebebi ile hiç olmazsa Peygamber efendimizin hayatını okumalıdır. (Şevâhid-ün-Nübüvve) kitâbının diğerlerinden faklı bir anlatımı vardır. Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” güzel hâllerini gördükçe, Peygamber efendimizi daha iyi tanıma, tanıdıkça da daha çok sevme imkânına kavuşuyoruz. O hâlleri okudukça sevgi ve muhabbet artar. Sevgi ve muhabbet artınca itâat de artar. Hatta bu sevgi çok yükselirse, sevdiğinde fâni olur.
Mevlid gecesi bugün öğleden sonra başlıyor ve imsağa kadar devam ediyor. Gündüzü de yarın imsakla başlıyor ve güneş batana kadar devam ediyor. Oruç tutmak emr değildir, ama tutmanın da bir mahzuru yoktur.
Bu gece, Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” hayatını okuduğumuz gibi, ayrıca tesbîhatda bulunuruz, salevât-ı şerîfe okuruz, Kur’an-ı kerim okuruz ve hediye ederiz. Namaz kılma imkânımız varsa da kaza namazı kılarız. Sevindiğimizi belli ederiz. Tebrîklerde bulunuruz. (Büyükleri, yakınları arar ve birbirimize Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin dünyayı şereflendirdiği gece olduğunu müjdeleriz). Böylece gecemizi değerlendirir ve kıymetlendiririz.
Mevlid kandili ile ilgili bilgi verir misiniz? Ne zaman başlar ne…
[ad_1]
Mevlid, doğum zamanı demekdir. Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” dünyayı şereflendirdiği güne verilen isimdir. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” Rebî’ul-evvel ayının onikinci gecesi, pazartesi günü sabaha karşı, Mekke-i mükerremede dünyayı şereflendirmişlerdir. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” hayattayken bizzat kendileri de, bu geceyi, doğum günlerinde olanları Eshâbına anlatırdı. Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvân” efendilerimiz de, daha sonra bu yaptıklarını ve anlattıklarını kendilerinden sonraki nesillere anlatmışlardır. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” dünyayı şereflendirdiği için sevinenleri Allahü teâlâ afv eder. Hatta misâl veriliyor, Peygamber efendimizin amcalarından Ebû Lehebe, “Kardeşin Adüllahın oğlu dünyaya geldi” denilince, sevincinden câriyesi Süveybeye emzir diye emr veriyor. Ebû Leheb öldükten sonra rüyâda görülüyor. Ne hâldesin? diye sorulunca, “Hep azâb içerisindeyim ama senede bir gün ( Rebî’ul-evvel ayının onikinci gecesi) azâbım hafifletiliyor. Parmağımın arasından serin bir su çıkıyor, onu içiyor ve rahatlıyorum.” Îmân etmediği, inanmadığı hâlde, Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” dünyayı şereflendirdi diye, o sevinmesi bereketi ile senede bir defa Allahü teâlâ azâbını hafifletiyor. Ya Ona îmân eden, Onun yolunda giden, O doğduğu için sevinenleri, bunun için hediye verenleri, bu güne kıymet ve değer verenleri, sevindiğini belli edenleri afv etmez mi Allahü teâlâ? Elbette ki afv eder.
Bu gece, Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” doğum günü olması sebebi ile hiç olmazsa Peygamber efendimizin hayatını okumalıdır. (Şevâhid-ün-Nübüvve) kitâbının diğerlerinden faklı bir anlatımı vardır. Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” güzel hâllerini gördükçe, Peygamber efendimizi daha iyi tanıma, tanıdıkça da daha çok sevme imkânına kavuşuyoruz. O hâlleri okudukça sevgi ve muhabbet artar. Sevgi ve muhabbet artınca itâat de artar. Hatta bu sevgi çok yükselirse, sevdiğinde fâni olur.
Mevlid gecesi bugün öğleden sonra başlıyor ve imsağa kadar devam ediyor. Gündüzü de yarın imsakla başlıyor ve güneş batana kadar devam ediyor. Oruç tutmak emr değildir, ama tutmanın da bir mahzuru yoktur.
Bu gece, Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” hayatını okuduğumuz gibi, ayrıca tesbîhatda bulunuruz, salevât-ı şerîfe okuruz, Kur’an-ı kerim okuruz ve hediye ederiz. Namaz kılma imkânımız varsa da kaza namazı kılarız. Sevindiğimizi belli ederiz. Tebrîklerde bulunuruz. (Büyükleri, yakınları arar ve birbirimize Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin dünyayı şereflendirdiği gece olduğunu müjdeleriz). Böylece gecemizi değerlendirir ve kıymetlendiririz.
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinden sonra gelenler kimlerdir?
[ad_1]
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinden sonra ana trafa Tâhâ-yı Hakkârî hazretleridir. Ama Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin başka talebeleri vardı. Abdülfettâh-i Akrî hazretleri İstanbulda medfûndur. Ama bu zât ana trafa değildir. Abdülfettâh-i Akrî ve yetiştirdiği talebeler de başımızın üstündedir. Hâşâ, biz onlar hakkında bir şey söylemeyiz. Tâhâ-yı Hakkârî hazretlerinden sonra seyyid Sâlih hazretleri, seyyid Fehim hazretleri, sonra da seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleridir.
Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerini ziyaret ettim, orada bana bu zat için…
[ad_1]
Değildir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin babaları, oğlu kendi huzuruna geldiği zaman ayağa kalkar karşılarmış. Onu temsilen öyle ifâde ediliyor. Sandukanın o şekilde olması, ayakta duruyor mânasında anlaşılmamalıdır.
Mevlana Celaleddin Rumi hazretleri hakkında ileri geri konuşanlar var. Bu konu…
[ad_1]
Muhammed bin Kutbüddin İzniki hazretleri, bir islâm âlimini hafife almak, onunla alay etmek, dalga geçmek, red etmek, inkâr etmek afâtdır. İhtiyatlı yazmışlar, aslında küfürdür. Çünki Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” vârisidir. Vârisi red eden, Peygamber efendimizi de red eder.