Mukâbelelerde neye dikkat lâzımdır?

[ad_1]

En çok hanımlar arasında, evlerde, bir kısmı sandalyede, bir kısmı yerde (mushaflar aşağıda oluyor). Yapılacak iş, diyelim ki salonda, hiç koltuk bırakılmayacak, herkes yerde olur. Kimisi aşağıda, kimisi yukarıda, Kur’ân-ı kerîme saygısızlık olur. Edebsizlik olur. Hem Ramezân-ı şerîf, hem de Kur’ân-ı kerîme saygısızlık ediyorsun. Câmilere de aynı niyetle getirdiler ya. Dışarıda bakıyorsun, zıpır zıpır koşturuyor. Câmiye gelince de ayağı bükülmüyor.

Mukâbelede biz de hatmetmek istiyoruz. Gözümüzle ta’kîb etsek olur mu?

[ad_1]

Mukâbelede bir kimse okur, diğerleri de dinler. Biz gözümüzle ta’kîb edersek, okumuş olmayız. Okumak, dudakları kıpırdatarak, harfleri telaffuz ederek olur. Buna okumak denir. Hatm de etmiş olmayız; hatm dinlemiş, hatm ta’kîb etmiş oluruz. Televizyondan veya radyodan dinleyince de hatm dinlemiş olmayız. Televizyon ve radyoda Kur’ân-ı kerîm okunuyorsa, biz de mushafı açar, hem yanlışımızı düzeltiriz hem de kendimiz sesli okursak hatm etmiş oluruz. Yoksa dinlemek sûretiyle hatm bile dinlemiş olmayız. Hatm dinlememiz için, canlı olarak bir insanı dinlemek (onun da başından sonuna kadar okuması lâzım) gerekir. Dolayısıyla radyodan, televizyondan veyâhud da canlı olarak okunuyorsa ve biz de hatm etmek istiyorsak, o zaman kendi işiteceğimiz sesle ta’kîb ederek devam ederiz. (Hatm olabilmesi için de, bir kişinin başından sonuna kadar [Fâtiha sûresinden, Nâs sûresine kadar) kendisinin okuması lâzımdır).

Mukabele okuyorum. Kimseden ücret talep etmiyorum. Almıyorum da. Ama bazıları zorluyor,…

[ad_1]

İstemeden verileni almak lâzımdır. Orada pazarlık yapmak günâhdır, harâmdır. Pazarlık yapmadan onların vermiş olduğu hediye alınır. Onun bir mahzuru yok.