Müslümanlıkta kan kardeşliği diye bir kavram var mıdır?

[ad_1]

Yoktur, o uydurma bir şeydir. Âhiret kardeşliği olabilir. Ama âhiret kardeşliği de sıhriyyet ve süt kardeşliği gibi değildir. Meselâ bir kadınla bir erkek âhiret kardeşi olabilir. Ama ikisi de birbirine yabancıdır. Âhiret kardeşi olan bu ikisi birbiri ile evlenebilir. Çünkü birbirlerine yabancıdır.

Müslümânların yediği etlerin kemikleri et hâline gelir, müslümân cinler onları yermiş.…

[ad_1]

Kemik, cinlerin yiyecekleri içerisindedir. Cenâb-ı Hak yarattığı her canlının rızkını ezelde takdir etmiştir. Detay bilgi veren kitâplarda böyle bir şey varsa, ona bir itirâzımız söz konusu değildir.

Müslümanlar arasındaki ayrılığın sebebi nedir?

[ad_1]

Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm”, (Benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacak) buyuruyor. Bir tanesi doğru yolda kalacak, diğerleri imân konusunda sapıtacak. Doğru yolda kalanlara Ehl-i sünnet vel cemâat denir.

Hakîkat Kitâbevinin kitâpları Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarıdır.

Müslümanlar arasında niçin gruplaşma var?

[ad_1]

Osmânlı, Selçuklu asırlarında medreseler vardı, islâm âlimleri vardı. Gerçekten âlim yetiştiriliyordu. Şimdi yetişen veyâ yetiştirilen kimse kendisini allâme-i cihân zannediyor ve Ehl-i sünnet âlimlerinden nakli esâs almıyor. Tabiî bu, âhir zamanın hususiyeti ve özelliğidir. Daha önce, Allahü teâlâ müslümânlara çok büyük ni’met ihsân etmiş. Medreseleri ile, ilim yuvaları ile çok âlim, evliyâ yetişmiş. İnsanlara rehberlik etmişler. Şimdi onlar yok. El yordamı ile de kendisine göre yetişenlere de mâni olmak için, mezhebsizi, zındığı, itikâdı bozuk olanları devreye girmiş ve dedelerinin yolunda olmaması, Ehl-i sünnet itikâdı olmaması için elinden geleni yapmışlar.

Bir kimse, Kur’ân-ı kerimi açar, âyet-i kerimelere manâ verirse, bu kimse (Ben Ehl-i sünnetim) dese de üzerine çizgi çizilir. Ehl-i sünnet âlimlerinin takip ettikleri bir yol var. Buna usûl denir. Âyet-i kerimeler hadîs-i şerîflerle açıklanmıştır. Hadîs-i şerîfler de mutlak müctehidler tarafından açıklanmış ve izâh edilmiştir. Dolayısıyla bu silsile takip edilmediği müddetçe, doğrudan doğruya Kur’ân-ı kerime geçilirse, muhakkak hatâ edilir. Hadîs-i şerîfleri okuyup manâ verilirse, orada da hatâ edilir. Müctehid âlimlerin açıkladıklarını alıp nakletmesi gerekir.

(Âyet ve hadîs varken başka şeye bakılmaz) diyen, İmâm-ı a’zam hazretlerini sildi attı. Hatta eshâb-ı kirâmı sildi attı. Onun için de Ehl-i sünnet âlimlerinin ve Ehl-i sünnet itikâdında olanların usûlü, Âyet-i kerime ve hadîs-i şerifleri okuyarak ona manâ vermek değildi. Onlar açıklanmış, kitâplara yazılmış. Gruplara ayrılmaması için, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarına müracaat edip, oradan nakli esâs alması lâzımdır.

Mezheb mi vardı? diyene aynı soruyu biz soruyoruz, (Kitâp bir, hadîs-i şerîf bir, o zaman bunlar niye ayrı ayrı konuşuyorlar?) Dört tane mezheb var, şu anda dört yüz tane ağız konuşuyor. Hangisine uyacağız? İmâm-ı a’zam hazretleri ve onun yolundakiler rehber edinilmedikçe, bu tefrika bitmez.

Müslüman yatalak hasta bir kadına gayri müslim hasta bakıcı bakabilir mi?

[ad_1]

Olabilir. Müslüman da olsa, gayr-i müslim de olsa, mahrem yerler müslümana da, gayr-i müslime de aynıdır, değişmez. Kadının, kadına göstermesi câiz olmayan, avret olan yerleri kitâplarda bildirilmiş. Bu gayr-i müslim de olsa böyledir. Doktorun, hemşirenin, ebenin, hastalanan bir insanın uzvu mahrem yeri de olmuş olsa, zarûret, ihtiyaç ölçülerinde, bunların bakmaları, hastanın da göstermesinin câiz olduğu kitâplarda bildirilmiş. Bu hasta bakıcı müslüman olursa elbette iyi olur. Ecel gelirken yanda gayr-i müslim birinin bulunması uygun olmaz. Îmânlı gidebilmek için, ölen kimsenin yanında sâlih kimsenin bulunması yeğlenmiştir. Bu nokta açısından uygun olmaz. Hasta bakıcı müslüman olursa, hastanın faydasına olur.

Müslüman ve kâfir çocukları Cennette hizmetçi olacakmış, doğru mu?

[ad_1]

Cennete girenler çocuk hâlinde kalmıyor. Cennete giren herkesin yaşı otuzüçtür. Dolayısıyla orada Allahü teâlâ Cennete giren kadın erkek herkese, gılman ve hûri yaratıyor. Onlar hizmetçi olacak. müslüman çocuklarına Allahü teâlâ bir lutf ve ihsânda bulunuyor. Kâfir çocuklarına da adâletle muamele ediyor. Müslüman anne babadan dünyaya gelen çocuk, anne ve babasının hatırı ve hürmetine müslüman muamelesi görüyor, otuzüç yaşında Cennete giriyor.