[ad_1]
Îmânı varsa, oruç tutuyorsa verilebilir. Ama iki kişiden birisi kılıyor, diğeri kılmıyorsa namaz kılan tercih edilir.
[ad_1]
Îmânı varsa, oruç tutuyorsa verilebilir. Ama iki kişiden birisi kılıyor, diğeri kılmıyorsa namaz kılan tercih edilir.
[ad_1]
Duâ edeceğiz, çünkü kadın kocasından mes’ûl değil. Ama erkek hanımından mes’ûl. Dolayısıyla duâ etmeye devam edeceksiniz. Duâ ederken de, Yâ Rabbî! Dînini bilen, seven kimselerle arkadaş eyle! Hidâyet nasib et! Diye duâ edeceksiniz.
[ad_1]
Yok. İstigfara devam edecek, sadaka verecek ve bir de (Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye)deki (Silsile-i Aliyye)nin isimleri okunur ve üç İhlas, bir Fatiha şiirde ismi geçen zatların ruhlarına hediye edilir ve Onların hatırı ve hürmetine dua edilir.
[ad_1]
Suçu başkasına yüklemiyelim. Namâz kılmak nefse, şeytâna ağır gelir. Nefse ağır geldiği için de, insan namâz kılmak istemez. Allahü teâlânın bir emrini yerine getirmek nefse ağır gelir. Hemen gidip abdest alıp, namâzı kılacağız. Böyle devam edilirse, bir müddet sonra başka vesveseler verir ama, sabredilirse bunların hepsi aşılır. Sabr, sadece başa gelen belâ ve musîbetlere sabr değildir. Harâm işlememek ve ibâdetleri yapmak için sabr da lâzımdır. Bu sabr neticesinde diğer ibâdetlere de kavuşulur.
[ad_1]
İstiğfara devam etmeli ve imâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hazretlerinin (Mektûbât) kitâbını okumalıdır. (Mektûbât) kitâbını okumak insanı dünyâdan soğutur, ya’nî nefsine karşı güç kazandırır. İhlâsını artırır. Yüzünü âhirete çevirtir. Düşüncesini berraklaştırır. Ve imâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hazretlerinin kitâbını okuduğu için de, Onun kalbinden kalbine nûr akmaya başlar. O nûrla kalb beslenince, nefsinize karşı galebe çalarsınız ve namazınızı da kılarsınız.
[ad_1]
Vakit çok dar olup, abdest alınamıyacaksa o hâli ile izin verilmiştir. Ama idrar sıkıştırdığı zaman o hâlle kılmamalıdır. Şartlar müsâitse önce ihtiyâç görülür, sonra abdest alınır ve namâz kılınır.
[ad_1]
Uygunsuz kişilerle görüşmek, uygunsuz görüntülere bakmak neticesinde haram, mâ-lâ-ya’nî, lüzumsuz şeylele meşgul olunca nefs kuvvetlenir ve nefs namaz kıldırmaz. Namaz kıldırmak isterse de soğukluk, mâni, sıkıntı verir. Nefs acımasız, insafsızdır ve tâviz de vermez. Meselâ, kitâplarda, şeytanın aldatması zayıftır buyruluyor. Allahü teâlânın ismi zikredilince şeytan uzaklaşır ama nefs öyle değildir. Nefs için yırtıcı, yaralı kaplan misali verilmiştir ve saldırması ölümle biter. Böyle bir düşmana müdefaha silahı olarakta Allahü teâlâ kulunu yalnız bırakmamış. Meselâ bir Fâtiha ve üç İhlâs okunur, sonunda üç salevat-ı şerife okunur. Meselâ, (Tam İlmihâl)de bildirilen Büyük âlimler diye bir şiir var, o okunur ve bu büyük zâtların ruhlarına hediye edilir ve (Yâ Rabbi! Nefsimin ve şeytânın şerrinden sana sığınırım beni koru (Yâ Rabbi! diye dua edilir ve böylece cenâb-ı Hakkın yardımı ile nefs geri çekilebilir.
Onun için namazda soğukluk olunca hemen tevbe istiğfara devam etmek lâzım ve Hakîkat Kitâbevinin yayınladığı kitâpları nefs ve şeytan okutmak istemez ve bir sürü bahaneler bulur. Meselâ, Mektûbat-ı şerife kitâbını okumakla haşır neşir olunursa, o kitabı hazırlıyan, tercüme eden ve bizzat yazan zâtın kalbindeki nur akmaya başlar ve kalbe girdikçe kalpteki pislikler temizlenir, haramlara karşı soğukluk azalır.
İstiğfara devam etmeli, sâlih kimselerle görüşmeli ve haramlardan uzaklaşmalıdır.
[ad_1]
Hayır. Namâz kıymetlidir, cevherdir. Emîn kimseye teslîm edilir.