[ad_1]
İbni Teymiyyenin sözüdür. Mücessime fırkasındandır. Sapık bir kimsedir. İlmi, sapıtmalarına sebep olanlardandır. Namâzın kazası elbette ki var. Hakkında nas var.
[ad_1]
İbni Teymiyyenin sözüdür. Mücessime fırkasındandır. Sapık bir kimsedir. İlmi, sapıtmalarına sebep olanlardandır. Namâzın kazası elbette ki var. Hakkında nas var.
[ad_1]
Vesvesedir. Kitâplarda buyruluyor ki, bir kimsede, bir namazda ilk defa şaşırma durumu söz konusu olmuş ise, tereddüdü var ise, bu namazı iâde eder. Ondan sonra böyle durumlar söz konusu olur ise, zann-ı gâlibine göre hareket eder. Nefs ve şeytana fırsat vermemeli, devam etmelidir. Başka türlü geçmez.
Bu şekildeki niyet bazı zamanlarda olabilir, ama bunu alışkanlık hâline getirince, bu devamlı sûretle böyle olmaya başlar. O zaman da bu işin arkası gelmez. Bu namazı kıldım, diyeceksiniz ve istigfâr ve Lâ havle.. ye devam edeceksiniz.
[ad_1]
Kendi işiteceğimiz sesle okuyacağız. Sağdaki, soldaki, arkadakinin işitmesi, yüksek sesle okumak demek değildir.
[ad_1]
Biz kuluz, bizim hâtırımıza dünya düşünceleri gelebilir. Kalbi de, kalıbı da temiz olanın kitâpları ve hayatları okunursa, onlarla beraber olunursa, kalbdeb dünya sevgisi çıkar.
[ad_1]
Hoparlörden çıkan sese (Âmîn) diyoruz. İmâmdan başkasının okuyuşuna cevâb vermek, bizim namazımızı bozar. Böyle durumlarda, gerideysek öndekine tâbi’ oluruz. Sesine de cevâb vermeyiz. Veyâhud da, erken gidip ön safda yer almaya çalışılır ve imâmın sesini duymuş oluruz.
[ad_1]
Hoparlörden çıkan sese (Âmîn) diyoruz. İmâmdan başkasının okuyuşuna cevâb vermek, bizim namazımızı bozar. Böyle durumlarda, gerideysek öndekine tâbi’ oluruz. Sesine de cevâb vermeyiz. Veyâhud da, erken gidip ön safda yer almaya çalışılır ve imâmın sesini duymuş oluruz.
[ad_1]
Ta’dîl-i erkâna riâyet etmiyorsa, yanî fıkıh kitâplarına uygun, Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” bildirdiklerine uymuyorsa, [namâzı bozacak şekilde hareketlerini de görmüşseniz, o namâzı da iâde edersiniz] bir daha da onun arkasında kılmazsınız. Yapılacak iş bu. Bu şekilde arkasında namâz kılanlar iâde ediyor ve azalıyorsa, onun da bunun sebebi ne diye oturup düşünmesi lâzım. Ona da iyilik edilmiş oluyor. İmâm olanın sorumluluğu daha ağırdır. Bunun daha çok dikkat etmesi lâzımdır.
[ad_1]
Hemen ilk vaktinde şartlarına uygun olarak kılanların namâzını Allahü teâlâ kabûl eder. Son vaktine geciktirenleri ise, afv eder, ifâdesi geçiyor. Namâzı geciktirmekten murâd, hiçbir sebep yok iken son vaktine bırakmak, bir de kazaya bırakmakdır. Azâb, vaktinde kılmayanlar, yanî kazaya bırakanlar içindir. Oradaki geciktirmekden, azâba müstehak olmakdan murâd odur.
[ad_1]
Cem etmek, namâzın kazaya kalma tehlikesi varsa olur. Hanefi mezhebinde olanlar, mukimken de, hanbeli mezhebini taklid ederek, namâzın kazaya kalmaması için cem edilebilir. Öğle veyâ ikindiyi, öğle veyâ ikindi vaktinde cem etmek mümkündür. Akşam ile yatsıyı da, akşam veyâ yatsı vaktinde cem edebiliriz.