Namazlarda gevşek davranıyorum. Bu gevşeklikten kurtulmam için bana ne tavsiye edersiniz?

[ad_1]

Bu tehlikelidir. Ehl-i sünnet âlimleri, (Amel îmândan cüz’ değildir) buyuruyorlar, ama namazda ittifak etmemişler. Böyle durumlarda istiğfara devam etmeli, Hakîkat Kitâbevinin yayınladığı (Kıyâmet ve Âhiret) kitâbını, (Mektûbat) kitâbını okumalıdır. Çünkü (Mektûbat) kitâbı, harâmlara karşı insanı soğutur, ihlâsı artırır.

Namâzlarda cem durumu nasıl olacak?

[ad_1]

Hanefî mezhebinde Arefe günü [Zil-hiccenin dokuzuncu günü] Arafatda, öğle ile ikindi birleştirerek kılınır. Akşam güneş batınca Müzdelifeye geçilir ve akşamla yatsıyı da Müzdelifede cem edilir. Bu, dört mezhebde de vardır. Ama hanefî mezhebinde, buradan başka bir yerde cem yoktur. Cem, birleştirmek demektir. Öğle ile ikindiyi öğle veyâ ikindi vaktinde, akşamla yatsıyı da akşam veyâ yatsı vaktinde kılmaktır. Mâlikî, şâfi’î ve mezhebinde seferdeyken de cem vardır. Yani yolculuk anında öğle ile ikindi, akşamla da yatsı cem edilebiliyor. Hanbeli mezhebinde, seferde olduğu gibi, mukîm iken de cem edilebilir. Dolayısıyla diğer üç mezhebdeki [hanefî, mâlikî, şâfi’î] bir müslümân, mukîm iken, kendi mezhebindeki bütün şartları zorladı, namâz kılacak, abdest alacak yer aradı, bulamadı, namâz vakti sıkıştı, çıkmak üzere, böyle durumlarda hanbeli mezhebi taklîd edilerek, öğle ile ikindi öğle veyâ ikindi vaktinde, akşamla da yatsı, akşam veyâ yatsı vaktinde cem edilerek kılınabilir. Ama bu zarûret olduğu zamân. Meselâ ikindiyi öğle vaktinde kıldık, sonra şartlar müsâid oldu ise, ikindiyi iâde etmek evlâdır.

Namâzlarda (Sübhâneke)yi okurken (Ve celle senâüke)yi de ilâve ederek okuyorum. Bir…

[ad_1]

Hayır, olmaz. Okumak lâzım değildir. Cenâze namâzında okunur. Ama diğer namâzlarda da okunmasının bir mahzuru yok.

Namazın içinde veya dışında secdede dua edilir mi?

[ad_1]

Namâzda, namâza âit sûreler, duâlar, tesbîhat okunur. Bunun dışında başka bir şey ilâve edilmez. Namâzın içinde duâ etmeyiz. Namâzda okunmasına izin verilmiş, emredilmiş duâlar okunduğu zaman, bahsettiğiniz duâlara zaten kavuşuyoruz. İbâdet, emredileni yapmaktır.

Namâzın dışında secdeye kapanarak duâ edilebilir.

Namazın ehemmiyeti konusunda bilgi verir misiniz?

[ad_1]

Tam İlmihal Se’adeti Ebediyye kitabında (Namazın Ehemmiyeti) kısmında geniş bilgi verilmiş. Oradan okunmasını tavsiye ederiz. Orada öyle hadis-i şerifler zikredilmiş ki, insan okuyunca dehlete düşüyor; mesele bir hadis-i şerifte; “Müslüman olan namaz kılar, Müslüman olmayan namaz kılmaz” buyruluyor. İnsanın düşünmesi gerekir, bu yaşa geldim, ben Müslümanım, niçin namaz kılmıyorum? diye kendine sorması gerekir. Önem verilmezse, iman gider. Ehl-i sünnet âlimleri “Amel imandan cüz değildir” buyurmuşlar. Yani günah işleyen, namaz kılmayan (emirleri yapamadığına üzülüyor, dinin emir ve yasaklarına ehemmiyet veriyor ama nefsine uyarak tembellikle günah işliyor, mesela namaz kılmıyorsa) kâfir olmaz diye açıklamışlar ama namaz konusunda ittifak hâsıl olmamıştır. Zira namaz eşittir iman diyen ehl-i sünnet âlimleri var. İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri böyle buyuran âlimlerdendir. Tavsiye ettiğimiz kısımda böyle diyen müctehid âlimlerin isimleri yazılmış. Böyle bildiren âlimlere göre; kişi namaz kılıyorsa, iman var, kılmıyorsa imanı yok yani kafir oluyor, o halde ölürse sonsuz Cehennem azabına maruz kalacak, bir daha çıkmak ümidi de yok… Yarın Allahü teâlâ böyle bildiren âlimlerin ictihadına göre bizlere muamele ederse, halimiz nice olur? Yine hadis-i şeriflerde (Namaz Dinin Direğidir) buyruluyor. Direk yoksa çadır yok, sütun yoksa bina yok. İnsan bu nakilleri okuyunca dehşete düşüyor. İnsanın hayatında İslamiyet birinci planda olmalıdır, yani en önce dinim ne emretmişse ona göre hareket edeceğim denmeli ve öyle yapmalıdır. Hakikat Kitabevi yayınlarından olan İslam Ahlakının üçüncü kısmında Eyyühel veled babında, kişinin yemede-içmede, evden çıkarken- eve gelirken, işe giderken-gelirken, helaya girerken-çıkarken, kıyafet giyerken-çıkarırken, uyumadan evvel-uyandıktan sonra… kısacası yaşamın her anında din-i islama nasıl uyacağı nakillerle anlatılmış, oradan okumalıdır. 

 

Namazın ehemmiyetine binaen, misal verelim. Diyelim ki: Bir kimsenin iş toplantısı var; bu toplantı sonunda 100 bin lira kazanacak ama Öğle namazı da kazaya kalacak. Bu kişi; “Ya.. namazı sonra kılarız” derse; gitti… demek ki emre kıymet vermiyor… O Namaza tercih ettiği 100 bin lira gelse bile bereketsiz olur, felakete sebep olur. Ama namazı tercih ederse, 100 bin lira da ona takdir edilmiş ise helal yoldan başka şekilde mutlaka gelir. Bununla ilgili kitaplarda bir hadise anlatılıyor: 

Bir gün Hazret-i Ali uzaklardan devesiyle Camiye geliyor… Devesini bağlamaya yer bulamayınca, orada gördüğü birisine; “Ben namazımı kılana kadar deveye bakabilir misin?” diyerek emanet ediyor. Namaza durmadan evvel içinden; “Şu adam garip ve fakir bir kimse… Namazdan sonra ona deveyi hediye ederim inşâallahü teâlâ” diye düşünüyor… Namazını eda edip, dışarıya çıktığında, emanet ettiği kimsenin devesini çaldığını anlıyor ve gülüyorlar. Orada bulunan kimselerde niçin güldüklerini soruyorlar. Cevaben; “Devemi fakir bir kimseye emanet etmiştim, o da devemi çalmış, ona güldüm” buyurunca, oradakiler şaşırarak; “Aman efendim deveniz çalınmış. Buna gülmenizin hikmetini anlayamadık?” diyorlar. Hazret-i Ali radıyallahü teâlâ anh cevaben; “Kardeşlerim Gülmemin hikmeti şudur ki; Namaza durmadan evvel kalbime; “Şu deveyi o garip adama hediye edeyim” diye gelmişti. Bu düşünceyi kalbime getiren Allahü teâlâ… Demek ki o deveyi de ona takdir etmiş. Eğer o kimse bekleseydi, o deve ona helal yoldan gelecekti. Ama o tercihini haramdan yana kullandı.” buyurmuşlar.

 

Namazın ehemmiyeti hakkında bilgi verir misiniz?

[ad_1]

(Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbında, (Namâzın Ehemmiyyeti) diye bir başlık var. Orasını her müslümânın okuması lâzımdır. Çünkü orada çok ağır ifâdeler var. Bir hadîs-i şerîf var, (Mü’min namâz kılar, mü’min olmayan namâz kılmaz). Ehl-i sünnet itikâdına göre amel îmândan cüz değildir. Yanî amel [yapılan işler] îmânın bir parçası değildir. Îmânın parçası olsa, o amellerden biri yapılmayınca kâfir olur. Yanî günâh işleyenin kâfir olması lâzım. Yalnız Ehl-i sünnet âlimleri bir konuda ittifak etmemişler. O da nâmaz konusudur. Namâz=îmân. Yanî namâz var, bunda îmân var. Namâz yok, bunda îmân yok. İmâm-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri böyle buyuruyor. İmâm-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri dört mezhebin imâmından bir zâtdır. Bunun gibi ictihâd seviyesinde olan başka müctehid âlimler de böyle buyuruyor.

Âhir zamânda erkeklerde îmân âlameti namâzdır, kadınlarda da tesettürdür buyurmuşlar. Her namâz kılmayan kâfir değildir. Ama namâz kılmama günâhı, içki içme günâhından daha ağırdır. Beş vakit namâzı vaktinde kılmak farzdır. Vaktinde kılınmazsa, bunları da kaza etmek farzdır. Kaza ettikten sonra da tövbe istigfâr da etmek lâzımdır.