Ödünç vermiştim. Gelir, ama ne zaman geleceği belli değil. Zekâtını verecek…

[ad_1]

Onun zekâtını vereceksiniz. Burada dînimiz bir kolaylık da bildiriyor. O elinize geçtiği zamân verirsiniz. Ama kaç sene sonra verildi ise, o senenin de zekâtı verilir. Hepsinin zekâtını verirsiniz. Onun için her sene onu nisâba dâhil ederek zekâtını verirseniz ihtiyâtlı hareket etmiş olursunuz. Gelmiyecekse siler, atarsınız.

Norveçteyiz. Buradaki marketlerde satılan etleri yemek câiz olur mu?

[ad_1]

Ehl-i kitâbın [hıristiyân ve yahûdiler], kendi dinlerine uyarak, Allahü teâlânın isimlerini söyleyerek kesmiş olsalar, yemek câizdir. Ama kitâblı kâfirlerin dışındakilerin kestikleri yenmez. Meselâ bir müşriğin kestiği yenmez. Kesenin müşrik olduğu yakînen biliniyorsa, o zamân yenmez.

Niyyet ederken, (Allah rızası için) mi, yoksa, (Allahü teâlânın rızâsı için)…

[ad_1]

Her zaman (Allahü teâlânın rızâsı için) demelidir. Niyyet ettim, Allahü teâlânın rızâsı için abdest almaya veyâ gusl almaya veyâ sabah namazının sünnetini kılmaya, diye niyyet etmelidir.

Niyetimiz düzgün şekilde birisine iyilik yapıyoruz. Ama iyilik yaptığımız kimse bize…

[ad_1]

Bilerek yapmıyor. İyilik yaptığımız kimse, bizim menfaatimize ters bir şey yaparmış. Bunun karşılığında yanlış bir şey söylenirse, yapılan iyilik silinir.