Oniki yaşında oğlum var. Namâzda zorlanıyor. Ne yapmalıyız?

[ad_1]

Tabiî zorlanacak. Çünkü çevresi yapmıyor. Bir de yavaş yavaş bülûğa doğru gidiyor. Namâz kılmak tabiî ki ağır gelecek. Çok sert değil, çok da yumuşak değil, tavîz vermemelidir. Çünkü bülûğa erdi erecek. O zamân farz olur, şimdi farz değil. Hadîs-i şerîfde, (Yedi yaşında alıştırınız, on yaşında zorlayınız) buyuruluyor. Tamamen ipini bırakmamalı, çok sert de gitmemelidir. Duâ da etmelidir.

Oniki yaşımdan beri orucumu tuttum. Bu sene bir sebepten dolayı tutamadım.…

[ad_1]

Oruç tutamayacak derecede ömür boyu hasta veyâ yaşlı ise, oruç tutmasa bile dînen zenginse fıtrasını verir. Tutamayan da fidyesini verir. Fidye de verecek durumu yoksa, duâ eder.

Oniki senedir kaza kılıyorum. Kaza borcum bitmiş midir?

[ad_1]

Onu kendiniz hesâp edersiniz. Ama, din büyüklerinin, islâm âlimlerinin tavsiyesi, bilhassa böyle âhir zamânda gelenler, ölünceye kadar nâfileler yerine kazaya niyet etmeleri tercih edilmiştir. Bitse bile, sünnetleri [nâfileleri] kılarken kazaya niyet etmeye devam etmelidir.

Oniki sene önce, (Evimiz olursa, elime geçen paraları hep hayra vereceğim)…

[ad_1]

Yapılması imkânsız olan bir şey söylemişsiniz. yapılması imkânsız olan şeyler söylendiği zamân yemîn keffâreti vermek gerekir. Yemîn keffâreti için, on fakîr giydirilir. Gücü yetmiyorsa, on fakîr sabah-akşam bir gün veyâ bir fakîr sabah-akşam on gün doyrulur. Buna da gücü yetmiyorsa, bu Hakîkat Kitâbevinin yayınlamış olduğu (İslâm Ahlâkı) kitâbından, on tane alıp, on ayrı fakîre dağıtılır. Buna da gücü yetmiyorsa, üç gün arka arkasına oruç tutulur. Böylece o iş kapansın. Onun için kitâblarda böyle bir yol gösteriliyor.

Ondört yaşındayım. Dinimi öğrenmek için hangi kitabı okumalıyım?

[ad_1]

Elinizde (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbı yoksa, alma gücünüz de yoksa, bize maille ulaşabilirseniz maille veya telefonla ulaşıp adres bildirirseniz, biz size (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbı göndeririz. Hakîkat Kitâbevi bu hizmeti yapıyor. (İslâm Ahlâkı) kitâbını da okuyabilirsiniz. İhlâsınızın kuvvetli olmasını, harâmlardan soğumayı arzû ediyorsanız, İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hazretlerinin (Mektûbât) kitâbını okursunuz. Hakîkat Kitâbevinin kitâplarını okursanız, hem kendinize, hem de başkalarına faydanız olur.

Ondört yaşında kızım var. Namaz kılmadığı halde kıldım diyor. Üstüne gideyim…

[ad_1]

Bazen sözüne itibâr edin, bazen de sıkıştırın. Çok sıkıştırmayın. Bu yaşta hep yaptığını doğru zanneder. Tatlı-sert girmelidir. Duâ etmelidir. Dînini bilen, seven, kendisine abla diyebileceği birisi ile arkadaşlık ettirmelidir.

Ondokuz yaşındayım. Namâzda istikrar yok. Diğer ibâdetleri de yerine getirmek istiyorum.…

[ad_1]

Arkadaş temîni, seçimi. Diyelim ki, insan türünden arkadaş bulamazsanız, [internet, gazete, televizyon; bunların hepsi arkadaştır.] kitâp. Meselâ evde hiçbir şey yok, mutlaka (Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye) temîn edeceksiniz. (Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye) kitâbına nefs düşmândır. Bütün nefsler düşmândır. Çünkü, orda nefsin gıdâları bildiriliyor ve bunların yapılmasının insanı felâkete götüreceği yazılıdır. (Namâz kıl!, Oruç tut!) bu sözler Ehl-i sünnet âlimlerinin sözleridir. Bunlar da, hâlisdir, tertemizdir. Allah rızâsı içindir. Okunduğu zamân rûhlara tesîr eder. Rûhlar beslenir. Rûh beslenince nefs zayıflar. Nefs zayıfladıkça, insan ibâdetleri yapmaya başlar. Nefs kuvvetlenirse; namâz kılınamaz, harâmdan sakınılamaz, yalan söylemeye devâm eder. Çünkü Allahü teâlâ yaratırken, her mahlûkunun rızkını yaratmış. Nefsin rızkı da harâmlardır, günâhlardır, mekrûhlardır. Dolayısıyla nefs, ona saldıracak, onu temîn edecektir. Duâ edeceksiniz. Cenâb-ı Hak, Ehl-i sünnet itikâdında müslümânlar nasîb eder. Onlara muhabbet ihsân eder. Beraber, üç-beş kişi, (Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye)yi okumaya başlarsa, sohbet olur. Sohbetde de, o kitâpda anılan, ismi geçen islâm âlimlerinin, din büyüklerinin hepsinin de rûhaniyyeti oraya gelir. Oraya gelince de nefs kıpırdayamaz. Buna [okumaya] devâm edilirse, bu büyüklerin rûhaniyyetinden istifâde için, hergün bağlantı kurulmaya devâm edilecek olursa, o büyüklerin yaptığının aynısını yapamayız, ama onlar gibi kılamasak da namâz kılmaya başlarız. Namâza devâm sağlanır, harâmlardan sakınmaya devâm edersiniz. Diyelim ki, birini başardık, öbürleri de peşinden gelebilir. Onun için böyle bir arkadaş grubu aramak lâzım.