Piyangodan çıkan parayı alırken, parayı veren kişi üç defa helal olsun…

[ad_1]

Her söyleyişte günâha girilir. Geldiği yer açık, nettir. Bunun geldiği yer harâm. Kim söylerse söylesin helâl olmaz. Harâmı helâl itikâd edenin, îmânı da gider. Dolayısıyla çok tehlikelidir. Bu söz, harâmdan öbür tarafa, îmânı tehlikeye sokan bir sözdür.

Piyangodan çıkan para ile alınan kurbanlık hayvanın eti yenir mi?

[ad_1]

Harâmdan gelen para ile ibâdet yapmak çok tehlikelidir. Meselâ bir kimse günâh işler, bunun günâh olduğunu da bilir, tövbe ve istigfâr eder, kurtulur. Ama bunu ibâdete karıştırırsa, günâh olmaktan çıkıyor, küfür oluyor. Yani bir kimse, yüzde yüz harâmdan olan bir şeyle ibâdet yapmaya kalktığı zamân [meselâ yüzde yüz harâm para ile hacca gitse, umre yapsa, kurban kesse, zekât verse] küfür olur. Îmânı tehlikeye sokar. Allahü teâlâ muhâfaza buyursun! Yüzde yüz harâmdan olduğunu bildiğimiz hâlde bize bir şey gelmiş olsa, bunu yemek câiz olmaz. Bu tip olan yiyecekler fakîre verilir. Dînen fakîrseniz, oradan kurtarırsınız.

Piyangodan çıkan para, kendi parası ile de karıştı ise, buna (habîs mülk) denir. O zamân verdiği alınır, ikrâm ettiği de yenir. Bu hükümler içinden hangisi ise, ona göre hareket edersiniz.

Piri fani olmuş bir kimsenin çok kaza namazı borcu varsa günlük…

[ad_1]

Kaza namazı kılması gerekir. Onun virdi budur. Namaz kılarken yorulunca, istiğfar, salevat-i şerife okumaya devam eder.

Pir-i faninin duasını almak iyi midir?

[ad_1]

Muhammed aleyhisselâmın ümmetine verilen ömür 60-65 senedir, buyuruluyor. Bunun otuz senesine kadar olanı gençlik, otuzla elli arası yetişkinlik, elli ile yetmiş arası yaşlılık, yetmişten yukarısı pîr-i fânîlik buyuruluyor. Seksen yaşına, doksan yaşına ulaşmış olanlara ayrı müjdeler de vardır. Yaşlıların duasını almak elbette ki iyidir. Ama herkes için değildir. Sâlih mü’minler içindir. Bunun ayrımını da iyi yapmak lâzımdır.

Pinpon oynamak kumar olur mu?

[ad_1]

Para ile olursa kumar olur. Namaza, dînimizi öğrenmeye mâni olursa, mâ-lâ-ya’nî, lüzûmsuz olur. Herşey böyledir. Hatta namaza mâni olan dînî sohbette bile hayır yoktur, buyuruluyor. Nerede kaldı ki, dînimize ve dünyamıza faydası olmayan birşeyle meşgûl oluyoruz, bu mâ-lâ-ya’nî olur. Sen yenersen, çay veya yemek ısmarlayacaksın, denirse bu kumar olur. Ama namaza mânisi yok, giyim kuşam itibâriyle de Allahü teâlânın emrettiği şekilde örtünülmüş ise, oynanabilir. Ama hayırlı işleri, cenâb-ı Hakkın emirlerini geciktiriyorsa, mâ-lâ-ya’nî olur, günâha döner ve geciktirme sebebi ile artar da.

Piknikte fasık arkadaşlarımız içki getiriyor, böyle pikniklere gitmek veya tertip etmek…

[ad_1]

Uygun değildir. İçki ve benzeri şeyleri getirmeyenlerle yapmalıdır. Arkadaş çok önemlidir. Seyyid Abdülhakîm-i Arvasî hazretleri, (Cüzzam sarî, bulaşıcı bir hastalıktır. Sağlam bir kimse cüzzamlıların arasına konsa, bu cüzzam hastalığının o sağlam kimseye geçmeme ihtimâli vardır. Fakat, iyi huylu bir kimse, kötü huylu kimseler arasına girdiği zaman, onlarla beraber olduğu zaman, o kötü kimselerin huyunun o kimseye geçmeme ihtimâli yoktur) buyuruyorlar. Hâl böyle olunca arkadaşlık yapacağımız kimsede arayacağımız vasıflar olmalıdır. İnsanlar Allahü teâlâya isyânda yarışıyor. Böyle bir zamanda îmânı muhâfaza etmek avuçta ateşi tutmak gibidir. İyi arkadaşları bulmak kolay değildir. Ya îmânımızı koruyacağız, veyâ biz de fâsık kimseler arasına girip îmânımızı kaybedeceğiz. Onun için iyi düşünmelidir. İslâm âlimlerinin hayatları ve kitâpları okunmalıdır. bir şey kaldı mı?

Peygamberlerin ve Evliya-i kiramın gördüğü rüyalar var. Bazen bizlerde rüya görüyoruz.…

[ad_1]

Peygamberlerin “aleyhissalâtü vesselâm” gördüğü rüyâlar, rüyâ-i sâdıka diye anlatılıyor. Vahyin çeşitlerinden diye zikrediliyor. Sâlihlerin, evliyâların gördükleri vardır. Fâsıkların, kâfirlerin gördükleri de vardır. Rüyâyı üç kısma ayırmışlar. Şeytâni, rahmâni ve nefsâni. Ramazan-ı şerifde şeytanlar bağlanıyor. Ama bir müslüman Ramazan-ı şerifde kötü rüyâ görebiliyor. Nefsâni rüyâlar da vardır. Yani nefs bağlanmıyor. Peygamberlerin, evliyâların rüyâlarında elbette gerçeklik payı vardır. Zaten onlar rüyânın tâbirini bilirler. Yani neyin neye işâret ettiğini, şeytâni mi, rahmâni mi onu da bilirler. Peygamberler için vahyin bir cüzüdür, Onlar için hüccetdir, seneddir. Evliyâ-i kirâm da, başkaları da görmüş olsa hüccet değildir.