[ad_1]
Kendi helâl mülkünden de girdi ise, o zaman mülk-i habis olur. Böyle bir evde de, câmide de namaz kılınabilir.
[ad_1]
Kendi helâl mülkünden de girdi ise, o zaman mülk-i habis olur. Böyle bir evde de, câmide de namaz kılınabilir.
[ad_1]
Piyasadaki mestlerden kasdınız plastikten yapılanlarsa, o olmaz. Maliki mezhebinde ölçü deridir.
[ad_1]
Hakîkat Kitâbevinin yayınladığı kitâbların hepsi Ehl-i sünnet âlimlerinindir. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarının özelleği, husûsiyyeti nakli esâs almasıdır. (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) binlerce kitâbdan nakil yapmış.
[ad_1]
Allahü teâlâ bu şekilde konuşmaktan ve insanlara din diye bunları söylemekten cenâb-ı Hak hepimizi muhafaza buyursun. Bunları söyleyenlere de hidâyet nasib etsin, akıl versin, izan versin. Zındıkların akıbetleri çok tehlikeli olur.
[ad_1]
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin yüzlerce, binlerce halifesi, yani talebe yetiştirebilecek noktaya gelen talebeleri olmuş. Bunlardan bir tanesi de, İstanbulda Üsküdarda medfûn bulunan Abdülfettah-i Akri hazretleridir. Bu zâtın Ahmed Gümüşhanevi hazretleri diye bir talebesi var. Ahmed Gümüşhanevi hazretlerinin de yetiştirdikleri var. Onlar bir silsile yapıyorlar. Bizim üstadımız hmed Gümüşhanevi hazretleri, onun üstaadı Abdülfettah-i Akri hazretleri, onun da üstadı Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri, ondan sonrakiler hepsi bir. Bu yanlış değildir, yalnız orada bir incelik var. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin yetiştirdiği talebelerden bir tanesi ana trafa oldu. O da Taha-yı Hakkari hazretleridir. İmân, hidâyet, rüşt, Taha-yı Hakkari hazretleri vâsıtasıyla geliyor. Sonra Seyyid Fehim-i Arvâsî hazretleri, sonra Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri şeklindedir. Bu zâtların da birçok talebeleri vardı.
[ad_1]
Câhillerin söyleyeceği bu olur. Mest üzerine mesh dînimizde vardır. Fakat, onların da müddetleri, şartları vardır. Meselâ mukîm iken hanefî mezhebinde mest üzerine mesh yirmidört sâatdir. Seferde iken yetmişiki sâatdir. Nasıl mesh edileceği de aynı şekilde bildiriliyor. Yara, sargı üzerine mesh de, belli bir zamân dilimi için geçerlidir. O zamân dilimi bittikten sonra yine onun üzeri yıkanacaktır. Hâlbuki kaplama ve dolgu yapıldığı zamân on sene [daha fazla da] dayanabiliyor. Dolayısıyla o sözler câhilce bir sözdür, aslı astarı yoktur. Gusül abdesti alınmasına gerek yoktur. Bir hanım muayyen gününde gitse, dolgu yaptırsa, gusül abdesti alırken, mâliki mezhebine uyarak gusül, abdest alır ve namâz kılarken de bunu yapar. İlk gusülden itibâren zaten taklîde başlanacak.
[ad_1]
Üzerinde yazıyorsa alınmaz. Yoksa kullanırız. Olup da söylenmezse, orada biz günâha girmeyiz.
[ad_1]
Besmele ile kesilmese bile, biz bunu bilmiyorsak, zann-ı gâlibimize göre onları yemek câizdir. Altığımız et, tavuk üzerinde helâl gıda yazmasa bile, onları da yeriz. Meselâ helâl gıda dense, ama eğer piliçler Besmele ile kesilse, tüyleri yolmak için kaynayan suya atılırsa leş olur. O kaynar su, hayvanın derisindeki bütün necâseti ete nufüs ettiriyor ve leş olur.
[ad_1]
İsm-i azam olarak bildirilenlerin hiçbirisi hakkında kesin olarak ism-i azamdır denmiyor. Meselâ, Âyet-el-kürsinin içerisinde de ism-i azam var. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarında nakledilenleri hüsn-i zan ederek okumalı. Kesin şu denmemiş, gizlenmiş.