[ad_1]
Türkiye takviminde (Güneş) yazan yer, sabah namazının bittiği vakitdir.
[ad_1]
Türkiye takviminde (Güneş) yazan yer, sabah namazının bittiği vakitdir.
[ad_1]
Orada yapılmıyor. Farzlara da yapılmıyor. Ama diğer sünnetlere yapılıyor.
[ad_1]
İster istiğfar olsun, ister dua olsun hanefi mezhebinde okunmaz, caiz değildir. Şafii mezhebinde ise caizdir. Sabah namazının sünneti ile farzı arasında 40 gün boyunca okunacak, hüccetül islam ilmihalinde de geçen meşhur bir dua var. Hanefi mezhebindekiler bunu tesbihattan sonra, dua bittikten sonra okur. Hülasa, kitaplarda, hadis-i şeriflerde farz ile sünnet arası okunması bildirilen dualar, hanefi mezhebinde namazdan sonra, tesbihat çekildikten, dua yapıldıktan sonra okunur.
[ad_1]
Sabah namazının sünnetini evinde kılan bir kimse, sünnetle farz arasında bir şey söylemez. Sabah namazının sünnetini evinde kılan bir müslüman, câmiye gidip, câmide henüz daha farza kalkılmamış ise ve hoca efendi Kur’ân-ı kerîm okuyorsa, bu Kur’ân-ı kerîm dinlenir, bittikten sonra farza durulur. Farz biter, tesbihâtlar yapılır, sonra konuşulabilir. Tabii, câminin içinde dünyâ kelâmı konuşmak uygun değildir.
[ad_1]
İkincisi yok. Sabah namâzının sünnetine vâcib makâmında diyen âlimler var. Onun için çok kuvvetlidir. Kazaya kalan namâz borcu olan bir kimse, sabah namâzının sünnetini yine sünnet olarak kılıyor. Bu derece kuvvetli olmasına rağmen vakti çıktıktan sonra kaza edilmiyor. Sadece bugün sabah namâzına kalkamayan kimse, kuşluk vaktinde bugünkü kılamadığı sabah namâzını kaza ederken sünneti ile beraber kaza ediyor. (Niyet ettim bugünkü kılamadığım sabah namâzının sünnetini kaza etmeye) ve (Niyet ettim bugünkü kılamadığım sabah namâzının farzını kaza etmeye) denir. Edâ değil, çünkü güneş doğunca sabah namâzının vakti bitiyor.
Sünnetler tasnif edilirken müekked sünnet, gayr-i müekked sünnet diye ikiye ayrılıyor. Müekked olanlar kuvvetli olanlardır. Gayr-i müekked olanları Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” bazan terk edermiş. Bizim de bu gayr-i müeekked sünnetleri, Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” gibi terk etmemiz sünnete uymak olmaz. Bizim ömür boyu ona ittibâ etmemiz gerekir. Ancak zarûret veyâ ihtiyâç hâlinde, acil durumlarda o sünnetleri terk etmemize izin verilmiştir. Devamlı terk etmek uygun değildir, itâba sebep olur, buyruluyor.
[ad_1]
Sabah namazını ve ikindi namazını kıldıktan sonra nâfile kılınmaz. Vitir namazı diğer üç mezhebde sünnetdir, nâfileler arasındadır. Biz sabah ve ikindinin farzını kıldıktan sonra arkasına vitir kaza edebiliriz.
[ad_1]
Kitaplarda Sabah ve İkindinin farzları kılındıktan sonra nafile namaz kılınmaz buyruluyor. Sabah namazının farzı kılındıktan sonra, Güneş vakti yani mekruh vakit girmediyse, İkindinin farzı kılındıktan sonra İsfirarı şems yani İkindinin mekruh vakti girmediyse; orada kaza kılınır buyruluyor.
[ad_1]
Tabiî. Sabah namâzının ve ikindi namâzının farzından sonra nâfile namâz kılınmaz. Bir de sabah namâzının vakti girdikten sonra, sabah namâzının sünnetinden başka nâfile kılınmaz. Ama kaza namâzı, sabah namâzının vakti girince de, farzı kılındıktan sonra da, ikindinin farzı kılındıktan sonra mekrûh vakitde kadar da kaza kılınmaya devâm edilebilir.
[ad_1]
Güneş doğar doğmaz, sabah namazının vakti bitiyor. Sadece sabah namazına münhasır olarak, bugün sabah namazına biz kalkamamış isek, kuşluk vaktinde, öğle vakti girmeden, bunu sünneti ile beraber kaza ederiz. Niyet ederken de, (Niyet ettim bugünki kılamadığım sabah namazının sünnetini kaza etmeye) ve (Niyet ettim bugünki kılamadığım sabah namazının farzını kaza etmeye) diye niyet ederek kaza ediyoruz. Çünkü güneş doğunca vakti biter.
Sabah namazını giriş vakti imsaktan on-onbeş dakika sonra başlar, güneşin doğuşuna kadardır. Hanefi mezhebinde güneşin doğmasına yarım saat kalaki vakitte kılmak evlâdır. Şâfii mezhebinde de hemen vakti girer girmez kılmak evlâdır. Kazaya kalırsa mekruh vakit çıktından sonra sünneti ile beraber kaza ederiz. Unuttuk, öğle vakti girdi, artık sünnetini kaza etmeyiz.