Şafii mezhebindeyim. Sabah namazının sünnetini ve Vitir namazını kılmıyorum bunun yerine…

[ad_1]

Şafi mezhebinde kaza borcu varken, nafile ile uğraşmak haramdır. Hanefi’de sabahın sünnet için vacip makamında diyen âlimler olmuş, bu sebeple Hanefi mezhebindekiler sabahın sünnetini kılarken kazaya niyet etmezler. Ama Şafii mezhebindeki hükmünü bilmiyoruz. Eğer sünnet ise, o zaman kazaya niyet edilmesi gerekir. Vitri kılarken Şafii’de sünnet olduğu için kazaya niyet etmesi gerekir. Onun dışında Öğlenin ilk sünnetini kılarken; İlk kazaya kalan öğlenin farzına, Öğlenin son sünnetini kılarken; İlk kazaya kalan sabah namazının farzına, İkindinin sünnetini kılarken; İlk kazaya kalan ikindinin farzına, Akşamın sünnetini kılarken (3 rekat olarak akşamın farzı gibi kılınır ve); İlk kazaya kalan akşamın farzına, Yatsının ilk sünnetini kılarken; İlk kazaya kalan yatsının farzına, Yatsının son sünnetini kılarken de; İlk kazaya kalan sabah namazının farzına diye niyet ederler. Çünkü sadece Hanefi’de Vitir namazı vaciptir, diğer üç mezhepte ise sünnettir. Dolayısıyla Şafii mezhebindekiler böyle yaparlar… 

Şâfiî mezhebindeyim. On senelik kaza borcum var. Sabah namâzına kalkamadığımda, öğle…

[ad_1]

Hiç kaza namâzınız olmasaydı, tertib sâhibi olurdunuz ve önce sabah namâzını kaza eder, sonra öğleyi kılardınız. Öğleyi kılmadan önce de kaza edebilir, öğleyi kıldıktan sonra da kaza edebilirsiniz. Hanefîde de böyledir.

Şâfiî mezhebindeyim. On senelik kaza borcum var. Ne yapmam lâzımdır?

[ad_1]

Şâfiî, mâlikî ve hanbeli mezhebinde kazaya kalan namâz borcu olan kimsenin, beş vakit namâzın sünnetlerini, [duhâ, işrâk, evvâbin, terâvih, tesbîh] bilinen nâfile namâzlarını kılması, bunlarla meşgûl olması harâmdır, günâhdır. Bunların yerine durmadan kaza kılacak. Sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı namâzlarının sünnetleri yerine, bitirene kadar kazaya niyyet edecek. Bunları kazaya niyyet ettiği gibi, boş zamânlarında da durmadan kaza kılması, bir an önce bitirmesi lâzımdır.

Şâfiî mezhebindeyim. Nasıl bir ilmihâl kitâbı almalıyım?

[ad_1]

iyâsada bayağı şâfiî ilmihâli var, ama mufassalı [tafsîlâtlı olarak anlatanı] eski Urfa müftüsü Halil Gönenç hocanın, (Büyük Şafii İlmihali) diye var. Bizim bugüne kadarki gördüğümüz, latin harfleri ile yazılmış olan şafiî ilmihâlleri içerisinde en genişidir. Bunun dışında belki vardır, ama biz görmedik.

Hakîkat Kitâbevinin yayınlamış olduğu (İslâm Ahlâkı) kitâbının, (Huccet-ül-islâm) ilmihâli kısmının son maddelerinde şâfiî mezhebinin gusül, abdest ve namâzı, ana hatları itibâri ile anlatılıyor. Buradaki bilgiler sağlamdır, istifâde edilebilir.

Şâfiî mezhebindeyim. Kazaları kılarken, (Sünnetine) de desem, olur mu?

[ad_1]

Şâfiî mezhebinde, sünnetler iki rek’atde bir selâm vermek sûretiyle kılınır. Hanefî mezhebini de düşünerek öyle niyet etmiş olsanı, sünnet sevâbı da hâsıl olur. Mâlikî ve hanbeli mezhebinde de, kazaya kalan namâz borcu bitmediği süre içerisinde nâfileleri kılmaları harâmdır, günâhdır. Ama kazaya niyet edince, hanefî mezhebine de niyet ederek sünnete de niyet edilmiş olsa, bir mahzuru olmaz.

Şafii mezhebindeyim. Hanımım bir hocaya gidiyor, herkese cüzler dağıtılıyor. Hanımımın aldığı…

[ad_1]

Evet, okuyabilirsiniz. Yalnız, şâfiî ve mâlikî mezhebinde bedenle yapılan ibâdetlerin sevâbı başkasına gönderilmiyor. Ancak hanefî mezhebini taklîd etmesi gerekir. Gerçi, sonraki gelen ictihâd makâmındaki şâfiî, mâlikî âlimlerin buna izin verdiği bazı kitâplarda geçiyor. Dolayısıyla bu âlimlerin ictihâdlarına uyarak da hediye edilebilir.

Hatim, bir kimsenin Kur’ân-ı kerimi başından sonuna kadar okumasıdır. Böyle cüzler dağıtıldığı zaman hatim olmaz. Tamamı okunmuş ve tamamının sevâbı da meyyite gönderilmiş olur. Hatimin ayrı bir sevâbı vardır.

Şafii mezhebindeyim. Adakta bulundum, fakat kurban mı adak mı dedim hatırlamıyorum.…

[ad_1]

Hanefî mezhebinde bir kimse kurban dediği zaman, yer ve zamanı belli etmiş oluyor. Şâfiî mezhebinde öyle bir hüküm var mıdır, onu bilmiyoruz.