[ad_1]
Sakalı kazımanın hükmü nedir?
[ad_1]
Anlayamadığınız yeri anlamak için zorlamayın. Okumak, ihlası artırır, haramlara karşı soğutur.
Sakaldaki ölçü nedir?
[ad_1]
Avucumuzun içine alıp sıkacağız. İki tane kavil var, birisi dudaktan itibâren, diğeri de çeneden itibârendir. İkisi de câizdir. Dudaktan veyâ çeneden itibâren bir tutamdan fazlası kesilir.
Sakal tıraşına başlarken Besmele çekiliyor mu? Sağ veyâ sol taraftan başlamak…
[ad_1]
Çekilmiyor. Sağ veyâ sol taraftan fark etmez. Jiletle değil de, makina ile tıraş etmelidir. Makinayı çalıştırırken Besmele çekilir. Ama sakal tıraşı yaparken çekmemelidir, deniyor.
Sakal meselesinde bilgi verir misiniz?
[ad_1]
Sakal bırakmak farz değildir. Sakal, eğer bırakılacaksa bir tutam bırakılır. Emir değildir, sünnetdir. İslâmiyetin de alâmet-i fârikası değildir, buyruluyor. Bir tutamdan azı da, fazlası da bid’atdir. Sakalın bir tutamdan uzun olması ahmaklık alâmetidir. Şartlar müsâit olup bırakılırsa, sünnete uygun bırakılır. Nafakayı temîn etmek, din-i islâma hizmet etmek, fitne çıkarmamak için tıraş olmanın câiz olduğu (İbni Âbidîn)de yazılıdır.
Sakal bırakmak sünnet, kesmek ise haramdır buyruluyor. Bunu anlayamadım. İzah edebilir…
[ad_1]
Sakal bırakmak sünnettir, emir değildir, farz değildir. Peygamber efendimiz zamanında müşrik olsun, mecusi olsun, yahudi olsun, hıristiyan olsun, inanan olsun herkes kendi inancına göre sakal bırakırdı. Mecusinin sakalı farklı, yahudinin sakalı farklı, müşriğin sakalı farklı, hıristiyanın sakalı farklı idi. Resulullah efendimizde “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” sakal bıraktılar, buyurdular ki: “Sakalı çeneden veya çene altından bir tutam bırakınız” Bir tutamdan kısa bırakmak sünneti değiştirmek olur. Yani bidat’tır. Bir tutamdan fazla bırakmak, uzatmak ahmaklık alâmetidir, o da sünneti değiştirmek olur, buyruluyor. Ayrıca sakal bırakmak sünnettir ibadet cinsinden değil, adete bağlı olarak sünnettir, hükmü budur, buyruluyor. Peki kazımak haramdır dedi evet kitaplarda öyle yazıyor. Ama detay bilgide verilmiş. Osmanlı zamanında sakal bırakanlarla, alay edenler, (bunlar tarikatçı, huucu olmuş, bunlar gerici gibi sözlerle) fitne çıkaranlar yoktu. O zamanlar devlet dairesine sakal bırakan birisi gitse, o hâliyle kabul edilir, sokağa çıksa yine o hâline birşey diyen olmazdı. Tam tersi sakal bırakmayıp, matruş hâlde sokağa çıkılsa bununla alay edilirdi. İşte böyle ortamda hiçbir sebep olmaksızın sünneti kazımak haramdır, buyruluyor. Osmanlı zamanında mesela istihbarat elemanı olarak kullanılanlar var. Bunlar yerine göre kazıtır, yerine göre bırakırdı. Onların vazifesi olduğu için kazıtabilir. Onlara kazıtmak günah olmaz. Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra bazı şartlar, bazı devletlerde kaldı ama bizim ülkemizde cumhuriyetle birlikte kalmadı. İşler tersine döndü sakal bırakanlarla alay edilmeye başlandı. Sakal bıraktığın zaman değil devlette, özel işte bile zorlanıyorsun. Çalışamaz hâle geliyorsun. Bunun için İbni Âbidinde buyruluyor ki; “Çoluğunun çocuğunun nafakasını temin etmek, Allahü teâlânın dinine hizmet etmek niyetiyle sakalını tıraş etmek caizdir, haram olmaz, günah olmaz.” Ayrıca yeri gelmişken, bazıları neden sakal bırakmıyorsunuz? diye soruyorlar. Bizde İbni Âbidindeki bu hükme uyuyoruz.
Sakada-i fıtır için devri kiminle yapmamız gerekir?
[ad_1]
Un olarak veriliyorsa mesele yok. Fakirle, verdiğimiz kimse ile veya fakir vekili ile yapılır.