Salevat-ı şerife getirirken eli başa, göğse götürüyorlar, bu yanlış değil mi?

[ad_1]

Çok kimsenin yapması dinde sened, huccet olmaz. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarında böyle bir ifade geçmiyor. Böyle yapanlara kitâbda yerini göster demelidir. Bid’at sahibi veya mezhebsizin yazdığı kitâblar huccet değildir.

Salça aldığımız yerde başkalarının getirdiği domateslerden arta kalanlarla salça yapıp satıyoruz…

[ad_1]

Oranın örfüne bakılır. Zira bu anlatılanlar su değirmenlerinde de, un değirmenlerinde de olur. Bir kişi buğdayı getirir. Getirdiği buğday milimi milimine eline ulaşmaz. Un hâline getirilirken kıyısında köşesinde kalan olur. Farklı yerde değerlendirilebilir. Getirende bunu bilir. Bunu bilerek onu teslim eder. Terzilerde de olur bu; kumaş parçası kalır. Kasapta da olur; kıyma parçası kalır. Bunlar örfe, âdete dayalıdır ve bilinir. Dolayısıyla herkes bunu bildiği için imalathane sahibi bu domateslerden arta kalan posaları tekrardan elden geçirip, salça hâline getirip; satmasında mahzur yok. Bunun satın alınmasında da mahzur olmaz.

Sakalın dinimizdeki hükmü, miktarı nedir?

[ad_1]

Sakal sünnettir. Ölçüsü ise, dudaktan veya çeneden itibâren bir tutamdır. Bunun fazlası veya kısası bid’attir. Çoluğunun çocuğunun nafakasını temin etmek ve fitne çıkmasına mâni olmak için sakal bırakmamak caizdir. Bugün Ehl-i sünnet itikâdındaki bir müslüman sakalını traş ederken bu hükme uyar.