[ad_1]
Mehr söylenmedi ise mehr-i misli verilir. Hala, teyze, abla veyâ emsallerinin mehirleri ne ise, otomatik olarak sizin mehriniz de odur.
[ad_1]
Mehr söylenmedi ise mehr-i misli verilir. Hala, teyze, abla veyâ emsallerinin mehirleri ne ise, otomatik olarak sizin mehriniz de odur.
[ad_1]
Bir mahzuru yok.
[ad_1]
Bazı şeker hastaları sahurda ve iftarda bazı ilaçları almak sûretiyle tutabiliyor. Bazılarının ise tutması mümkün değildir deniyor. Eğer böyle ise fidye verirsiniz.
[ad_1]
Bu hastaların bazısı oruç tutabilirmiş. Sahurda takviye alıp, bunlar tutabilir. Bazılarının iki-üç saatte bir şey yemesi gerekiyor. Tabib-i müslim-i hâzık burada yetkilidir. Derse ki oruç tutamazsın, bu kişi tutmaz ve fidye verir.
[ad_1]
Kurun. Hatta bağdaş kurmak zorunuza gittiği zamân ayaklarınızı bile uzatırsınız.
[ad_1]
Demek ki sizdeki şeker rahatsızlığı oruç tutamayacak derecedekilerden değil. Dolayısıyla takviye alacaksanız sahûrda alır ve orucunuza devam edersiniz. Tutamayacak durumu gelirseniz, fidye verirsiniz.
[ad_1]
Doğru, domuzdan yapılan da var. Eğer başka çâre yoksa kullanmak câiz olur. Alternatifi varsa domuzdan imâl edileni kullanılmaz.
[ad_1]
Domuzdan yapılan da var. Diğeri tercih edilir.
[ad_1]
Şarkı veyâ türkü sözü uygun ise, çalgısız olarak dinlemek câizdir. Canı sıkılan kimse mırıldanabilir, ezgili bir şekilde söyleyebilir. Buna ruhsat, izin verilmiştir.