Selefilik ve vehhabilik hakkında bilgi verebilir misiniz?

[ad_1]

Selefilik, mezhepleri tanımayan, mezhep imamlarının zamanının geçtiğini düşünen kuranı kerimden ve hadis-i şeriflerden kendilerine göre hüküm çıkaran mezhepsiz, itikadlari bozuk bir gruptur.Selef-i Salihin ile alakaları yoktur. Vehhabilik ile aynı kaynaktan beslenirler. Özellikle vehhabiler İngiliz desteği ile var olmuş, ehli sünnet itikadına tavır almış, kuranı kerim ve hadis-i şeriflerden kendilerine göre hüküm çıkartıp ehli sünnet alimlerine dil uzatmaktan da çekinmemişlerdir.Kendilerini ehli sünnetin savunucusu olarak tanıtmışlar, zaman zaman Hanbeli olduklarını iddia etmişlerdir. Müslümanların parçalanması için oluşturulmuş İngilizler ve diğerleri tarafından desteklenmişlerdir.Müslüman gibi gözüken bu ve buna benzer gruplara rastlamak mümkündür.Bu tarz sapık mezheplerde İslamiyete uygun olmayan bir çok uygulama vardır.Seyyid Kutup Muhammed Kutup, Mevdudi gibi isimler ihtilalci, sertlik yanlısı davranışlarıyla tanınır.Terör yanlısı tavırlarıyla İslamiyete çok zararlar da vermişlerdir. İslamiyette ihtilal, isyan yoktur. Müslümanların bu tarz oluşumlara karşı uyanık olması gerekir.Bunların zararlarından korunmak için Allahü Teala’ya karşı samimi yani ihlas ile dua ve ibadet etmelidir.

Selamımızı almayanlar oluyor, bunlara karşı nasıl davranmamız gerekiyor?

[ad_1]

Kitaplarda tanıdığın tanımadığın herkese selam vermeli buruyor. Bu husus müslümanların çoğunlukta olduğu, herkesin İslamiyet’i bildiği, alt yapısının olduğu dönemler için geçerlidir. Bu zamanda adamın tipine bakmalı, almayacak biriyse vermemeli.

 

Verince alınmayan selamı geri almak gibi bir şeye de kitaplarda rastlamadık.

Selam verirken (selamün aleyküm) mü, yoksa (esselamü aleyküm) mü dememiz gerekir?

[ad_1]

(Esselâmü aleyküm) daha fazîletlidir. Hatta, (Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuh) daha fazîletlidir. Alırken de, (ve aleyküm selâm ve rahmetullahi ve berekatüh) demek sevâb itibâri ile daha fazladır. (İslâm Ahlâkı) kitâbında bunlar mevcut.

Sekseniki yaşında annem var, bir tuhaf oldu, nasıl hareket etmeliyiz?

[ad_1]

Kitâblarda bir ifade geçiyor; (Hastalar ve yaşlılar çabuk kızar, çabuk sinirlenir, alıngan olurlar). Dolayısıyla söylediklerinin de önünü, sonunu, arkasını falan düşünmez. Çocuklarını bile birbirine düşman yapar. Allah saklasın, kardeşler birbirlerine girerler. Çocuğa yapılan muâmele gibi, onun kalbini kıracak şekilde değil, yerine göre sert olunur, yerine göre de kendine ve diğerlerine zarar yapmaması için önüne set çekilir, idâre edilir. Başka da yapacak bir şey yok efendim.

Sekiz, onbir ve onüç yaşlarında oğullarım var, bunlara namaz kıldırıyorum, bazen…

[ad_1]

Onüç yaşındakinin ensesinde biraz daha fazla durmalıdır. Çünkü bülûğ çağına girdi, girecek. Öbürlerine sanki abdestleri varmış gibi göz yumabilirsiniz. Sabah namazına elinizden geldiği kadar kaldırmaya çalışmalısınız. Çünkü ileride kalkamaz. Elden geldiği kadar yerine göre sert, yerine göre yumuşak çocukları kurtarmaya çalışmalıdır.