Seyyid ve şeriflerin Peygamber efendimizin soyundan geldiklerini biliyoruz. Peki şeyh nasıl…

[ad_1]

Şeyh demek, üstad demektir. Üstad olabilmek için belli bir rahleden geçmesi lâzımdır. Yoksa babadan oğula geçen şey değildir.

Seyyid Kutub ve İbni Teymiyye Hakkında Bilgi Verir misiniz?

[ad_1]

Hakikat Kitabevinin yayınlarından Fâideli Bilgiler kitabı var. Bu kitapta; İbni Teymiyye, [bilhassa] Seyyid Kutup ve Mevdudi hakkında bilgi var. Seyyid Kutup -mısırlı olması sebebiyle- anadili arapçadır. Ve sosyoloji tahsili yapmıştır. Fakat, din tahsili yapmamıştır. Daha evvel mısırdaki sosyolistler gibi aynen sosyolist itikadına, inancına sahiptir. Amerikaya gittikten sonra sosyalizm inancından vazgeçip, Mısıra dönmüştür. Burada müslüman olduğunu anlatmıştır. Fakat, anlatımı aynen sosyalizm… Kitapları dikkatli bir şekilde okunursa anlaşılır. Mesela diyor ki: Zenginlerin elinden, zorla mallarını alacaksın, devlete verilen vergiler dâhil olmak üzere bunların hepsi zekat yerine geçer. Ve eshab-ı kiramdan (aleyhmürrıdvan) Zinnureyn (iki nur sahibi, Peygamber efendimizin aleyhisselâm, iki kerimesi ile evlenmek şerefine, bahtiyarlığına kavuşan) aşere-i mübeşşere’den (Cennet ile müjdelenen on sahabiden) ve hulefa-i raşidinin üçüncüsü olan Hazret-i Osman’a ”radıyallahü teâlâ anh” [hâşâ] bunamıştı diyecek kadar dili ve kalemi sivri idi. Ve Mısır, Kahire de müftülük yapmış, 33. derece mason olan Muhammed Abduh’a üstadım diyor. İbni teymiyye, Seyyid kutupun üstadıdır. Ve ona da üstadım diyor. Çünkü İbni teymiyye kendisi, ehl-i sünnet değildir. Mücessime fırkasındandır. 73 fırka vardır. Bu 73 fırkadan, fırka-ı naciyye [kurtulacak] olan sadece ehl-i sünnettir. Diğer 72’si Cehenneme gidecektir. Mu’tezile, Şia, Cebriyye, ve Müşebbihe de bu [cehenneme gidecek] 72 fırkadandır. Yani bid’at fırkasıdır. İbni teymiyye, kaza namazı yoktur, diyor. ”Namazı kıldın. Kılmaz isen herhangi bir günahı yok. -kaza etmene gerek yok- tevbe, istğifar edersen, geçer” ifadesini kullananlardandır. Sonra, nikah akdinin bozulmasını konusunda -kendi kafasına göre- talak olmaz ifadesini kullanıyor. Evliya-ı kirama çok dil uzatmıştır. Kabirleri ziyarete dil uzatmıştır. Ve bugün vehhabilik denilen itikadın, inanışında temel fikir babası İbni Teymiyye’dir. Yani itikaden bozuktur. İşte Seyyid Kutup, Muhammed Abduh gibi mason’a üstadım diyor. Ve ehl-i sünnet olmayan, mücessime fırkasında bulunan İbni teymiyye’ye de üstadım diyor. Bunların muhibleri [sevenleri] hâlen vardır. Fakat, önceki gibi değildir. Ateşi sönmüştür. Niye? Çünkü Türkiyedeki müslümanlar önceki gibi değil. Araştırıyorlar. Bu Seyyid Kutup ile Muhammed Kutup ikisi de kardeştir. Bunlarda, acayip bir Osmanlı düşmanlığı var. Kâfirleri yerden yere vurmaları gerekirken, Osmanlı’ya hakaret ediyorlar. Öyle ki, dinin ilerlemesine mâni olmuşturlar diyecek kadar haddi aşmışlardır. Velhâsıl itikadı bozuk olduğu için hâliyle kaleminden çıkanlar da bozuktur. Kitaplarını da nakli esas alarak yazmamıştır. Kendi [sosyalist] görüşlerini islamiyyet diye anlatmıştır. Dolayısıyla bunun kitaplarını okuyan bir kimse, bir müddet sonra aynen onun gibi düşünmeye başlar. Onun gibi anlatmaya başlar. İbni teymiyye de aynı şekilde evliya-ı kiram’a karşı sevgisi, muhabbeti yoktur. Mesela ibni teymiyye görüşünde olanlar, Aziz Mahmud Hüdayi hazretleri, Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri, Yunus Emre hazretleri, Muhyiddin-i Arabi hazretleri, Sadreddin-i Konevi hazretleri Seyyid Emir Sultan hazretleri [kaddesallahü teâlâ esrarehüm’ül azîz] gibi evliyanın büyüklerine [hâşâ] küfür damgasını basıyorlar. Halbuki müslümana kâfir diyenin, kendisi kâfir olur.

Seyyid Kutub kimdir?

[ad_1]

Mısırda, ihvân-ül-müslimîn teşkilatının yöneticileri arasında bulunuyordu. Hasen el-Bennâ kurmuştu. Bunlar Mısırda fitne çıkardılar ve o fitnenin akâbinde altmışbin müslümân içeri girdi, çok kimse de öldürüldü. Seyyid Kutb, dört kardeştir. Muhammed Kutb, Emine Kutb ve Hamide Kutb. Dördü de mezhebsizdir. İtikâdı bozuktur. Zaten Seyyid Kutb sosyalistmiş. İslâm âlimi falan değildir. Sosyolojiyi iyi bildiği, branşı o olduğu, dili de arabca olduğu için çalakalem kitâb yazmış. (Fî-zilâl-il Kur’ân), Kur’ânın gölgesine diye kitâb yazmış. Türkiyeye bunu asrın tefsîri diye takdîm ettiler. Tefsîrle hiçbir alâkası yok. Bu adam, sosyalist olmaktan vazgeçtiğini söylüyor, fakat vehhâbi itikâdında. Mason olan Abduha, üstâdım diyen bir adamdır. Hazret-i Osman “radıyallahü anh” hazretlerine bunamış diyecek kadar ve Îsâ “aleyhisselâm” diri olarak göke kaldırıldığı hâlde, öldü diyen edebsiz birisidir. Hatta (Fî-zilâl-il Kur’ân)da bu vardı, sonraki tercümelerinde hemen sildiler, kaldırdılar. Ama orjinalinde duruyor. (İslâmda Sosyalizm) adlı kitâbında, Hazret-i Osman “radıyallahü anh” hazretlerine (Bunakdı) diyor. Böyle edebsiz ve terbiyesiz birisidir. Mason olan Abduha üstâdım diyenden ne beklenir ki. Bunu islâm âlimi diye takdîm ettiler. (Nâsıra karşı boyun eğmedi, şehîd oldu) diyorlar. Ne şehîdi, darbecidir. İslâmiyyetle alâkası yok ve bu adamın kitâbları da okunmaz.

Seyyid Ahmed Bedevi Hazretlerinin yüzünü örtmesinin sırrı nedir?

[ad_1]

Esas mahiyetini bilmiyoruz. Cenab-ı Hak bir heybet vermiş, dayanılamıyor, o yüzü, cemali görünce gidiyor. Bu büyüklerin bir sürü sebep ve hikmetleri var. Onları biz bilemeyiz. Öyle de bildiriliyor

Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleriyle ilgili bilgiyi nerede bulabilirim, siz de biraz…

[ad_1]

Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri, Evlâd-ı Resûldür. Seyyid Fehîm-i Arvâsînin “kuddise sirruh” hazretlerinin talebesidir. Aynı zamânda akrabâsıdır. Hüseyn Hilmi efendinin “rahmetullahi teâlâ aleyh” üstâdıdır. Necip Fâzıl Kısakürek’in de aynı şekilde üstâdıdır. Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri hakkında, (Hakîkat Kitâbevi)nin yayınlamış olduğu, (Eshâb-ı kirâm) kitâbında geniş bilgi var. (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbında da aynı şekilde o bilgi mevcûttur. Bir de, Türkiye gazetesinin yayınlamış olduğu, (Evliyâlar Ansiklopedisi) var. O (Evliyâlar Ansiklopedisi)nde de, çok geniş bir şekilde seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin hayâtı, çektiği sıkıntılar, Vandan İstanbula gelişleri, o hicretleri, o hicrette gelirken verdikleri zâiyatlar, [çünkü kalabalık bir grub hâlinde çıkıp, yolda vefât edenler oldu] İstanbula gelmesi, İstanbulda talebe yetiştirmeye başlaması, daha sonra Menemen hâdisesine bulaştırılması, Ankarada ikâmet etmeye mecbûr edilmesi… ve Ankaradayken de âhirete intikâl etme durumu söz konusu olmuştur. Şu anda, Ankaranın Bağlum nâhiyesinde medfûndur. İstanbula hicret buyurduktan sonra çok talebe yetiştirmiştir. Bu yetiştirdiği talebeler içerisinde, gözde talebesi Hüseyn Hilmi efendidir “rahmetullahi teâlâ aleyh”. Hüseyn Hilmi efendi de, hocası seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinden öğrendiklerini, dinlediklerini kitâplar hâlinde neşr etmiştir. (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbı ve diğer kitâplar, hep hocası, üstâdı seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin anlattıkları, bildirdikleri, kaynak olarak gösterdiği kitâplardan toplanmış bilgilerdir. Dolayısıyla seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerini tanımak, anlamak, Onun yolunda bulunmak isteyen (Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye) kitâbını, (İslâm ahlâkı) kitâbını almalı, okumalıdır. Meselâ seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri, (Mızraklı ilmihâl) için, (Bu kitâbı yazan zât sâlih bir zât imiş. Okuyana tesîr eder, faydalı olur, istifâde eder) buyurmuşlar. Dolayısıyla Hüseyn Hilmi efendi de “rahmetullahi teâlâ aleyh”, hocasının bu sözü üzerine bu kitâbı Osmanlıcadan alıp, (İslâm ahlâkı) kitâbının içinde, hem ahlâk bilgilerini veren (Berîka) kitâbından alınmış, hem de Süleymân bin Cezâ hazretlerinin (Eyyühel veled) kitâbını alarak müştereken basmıştır. Hüseyn Hilmi efendi “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki, (Bu kitâplarda mevcût olan bilgilerin hepsini, hocam seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinden hep dinledim, öğrendim. Ama insanlar muknî olsun, iknâ olsun diye ömrüm bu bilgilere sened aramakla geçti).